metrika yandex

MUHALEFET

Hüseyin SEVİM

05.06.2020

Bu defa sizinle sevgili dostum Nuri Yılmaz’ın Özgün İrade dergisinde yayınlanan “Muhalefet” başlıklı son makalesinin ilk bölümünü paylaşmak istiyorum. İkinci bölüm de bir sonraki sefere inşaallah.

Nuri Yılmaz, Batı felsefesi, İslam düşüncesi ve felsefesi, İslamcılık gibi konularda okuyan, düşünen ve yazan özel bir zihin. Allah Yolunda Yürürken, Bitmeyen Savaş, Müslüman Olmak, Temel Kavramlar -1, Temel Kavramlar – 2, İslam Nedir ?, İslamilik Problemi, ve Yeni Dönemde İslamcılık adlı yayınlanmış kitapları var. Muhtemel adı, Bir kurucu İlke : Tevhid olan yeni bir kitap üzerinde çalışıyor bu aralar. Şimdi sizleri Nuri Yılmaz’ın makalesiyle başbaşa bırakayım.

MUHALEFET (1. Bölüm)

Bir insan başka bir insanla, bir parti başka bir partiyle ve bir devlet başka bir devletle, insanlık, din veya bir ideoloji adına mücadeleye giriştiğinde, o mücadele insanlığın, dinin veya ideolojinin mücadelesi demek değildir; birileri evrensel bir kavramı tümüyle kendi tasarrufu altına almaya çalışıyor demektir. Evrensel kavramları kendi tasarrufuna alan, bütün hata ve günahlarını onun ardına gizleme fırsatı elde eder. İnsanlık, din veya ideoloji gibi kavramların dışına itilen ise insani hukukun da dışına itilmiş olur; hakkında kötü nitelemelerde bulunmak ve ona karşı her türlü aracı kullanmak mübahlaşır.

Oysa adı ister insanlık, ister din, isterse ideoloji olsun; evrensel bir kavramın başına gelebilecek en kötü şey, evrensel olmayanla özdeşleşmektir. Çünkü bu özdeşleşme evrenselin yerelleşmesine, değerlerin siyasallaşmasına ve genel faydanın şahsi çıkara dönüşmesine yol açar. Evrensel olan, siyasetin veya şahsın elinde nesneleşir. Amacından tamamen uzaklaşarak her türlü icraatın meşrulaşmasını sağlayan kullanılışlı bir oyuncağa döner.

Ontolojik olarak evrenselin yeri, yerelin (iktidarın) “yanı” değil, onu rahatça görebileceği “karşısı”dır. Yanı görmek zordur; oysa fikrin denetlemesi, önerilerde bulunması ve hakemlik yapması için görmesi gerekir. Herhangi bir dinin veya ideolojinin mensubu iktidar koltuğuna oturabilir; bunda bir beis yoktur. Ancak o koltuğa oturduğu andan itibaren grubu onunla özdeş olmaktan ve onunla yan yana durmaktan çıkmalı, bir denetçi ve hakem konumuna geçmelidir. Böylece evrensel yerelleşmemiş, yol gösterici hakem konumunu daima sürdürmüş olur.

Yerele yönünü döndükten sonra, yani onu karşısına aldıktan sonra mesafenin uzaklığı veya yakınlığı önemli değildir. Yakın durmak katkı yapmak için, uzak durmak ise denetlemek için elverişlidir. İnsanlar kendilerine yakın hissettikleriyle katkı yapmaya dönük, uzak gördükleriyle ise daha çok denetlemeye dönük ilişki kurmayı isteyebilirler. Ancak sağlıklı katkı için de, sağlıklı denetim için de en uygun konumun “karşı”sı olduğunu asla unutmamak gerekir. Değerler, “karşı”da durdukları müddetçe ideal olma konumlarını sürdürür, hakem ve denetçi konumunu kaybetmezler.

İktidar koltuğuna oturanların, içinden geldikleri değerleri temsil etmekte başarılı olmaları da, başarısız olmaları da mümkündür. Evrensel, yerelin tasarrufuna girmediği durumlarda pratikteki başarıdan olumlu bir şekilde faydalanır ama toplum o pratikten sıkıldığında veya iyi bir pratik ortaya çıkmadığında ise yaşanan olumsuzluklardan etkilenmez.

Eğer böyle olmaz da, yerel evrenseli kendi tasarrufuna alırsa, her türlü haktan mahrum kalan ötekine “savaşmaktan” ve “radikalleşmekten” başka yol kalmaz. Değerleri tekelleştiren rakibini kendi elleriyle üretmiş ve siyasi muarızını düşmana çevirmiş olur. Güç dengesi kendi lehine olanlar böyle bir kamplaşmada sıkıntı görmeyebilir ve hatta kendileri için avantaj olarak değerlendirebilirler. Ne de olsa böyle bir kamplaşma, taraftarların sadakatini ve zindeliğini garanti altına alır. Onları sorgulamadan destek olmaya iter. Fakat değerler açısından büyük bir sıkıntı doğar. Evrenselin illüzyonuyla gözleri boyanmış olanlar; evrensel değerler zannederek gündelik siyasetin, evrensel fayda zannederek kişi veya kurumların esiri haline gelirler.

Devam edecek….

Allah’a emanet olun.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş