metrika yandex

“kıyısına” gelince!

Mustafa AKMEŞE

05.02.2021

lütfen başka bir zamana ertelemeyin.
dünya haritasını çıkarın ve
bir ülkeyi,
bir toprak parçasını, bir halkı nasıl dünyadan izole edersiniz,
nasıl mahkum eder, nasıl cezalandırırsınız dikkatli bakarsanız görürsünüz.

“denize kıyısı”
olmayan ülkelerden bahsediyorum.

iç savaşlar veya
emperyalist işgaller sebebiyle
bölünen parçalanan ülkelerin bir kısmına adeta cetvelle çizilen sınırlar çekilir
denize kıyı verilmez, veya yoktur.
ülkelerin en önemli sorunlarından biridir denize kıyısı olmaması
hem ekonomik hem de güvenlik açısından bir ülkenin hayat damarlarından
birisi oluverir denize olan bağlantı.

kendi evimize girmek veya çıkmak için
komşu evin bahçesinden geçmek zorunda kalmak ne kadar can sıkıcı değil mi?

etrafı kara parçalarıyla çevrili bir ülkenin
komşu devletlerle olan her bir ilişkisi problemdir.
rusya'nın sıcak denizlere olan tarihi açılma arzusunun
dünyaya nelere mal olduğu herkese malumdur
savaş sonrası bosna’nın denize olan kıyısına bi baksanız!

bir ülkenin bir şehrin kıyısı olmalı denize.
dış dünyaya özgürce açılabileceği bir kapıdır o.
kıyısına gelip oturduğunuz da o uçsuz bucaksız denize bakmak
eşsiz duygular uyandırır ve seyretmek bile insan için ayrı bir hazdır.
sonra,
görünenin ötesindekini fark etmek için  
kıyısına gelir ve
derinliklerine eğer dalmayı bilirsen
içerisinde gizledikleri ne varsa cömertçe sunar sana.

dilerseniz
gemilere binip üzerinden bilinmeyen yerlere akıp gidersiniz.
bir ülkenin denize "kıyısı" olmalı işte...

ne mi derim?
derdim coğrafya anlatmak değil ki,
öyleyse şöyle diyelim;

ey dost
adamın 'hası’nın da  "kıyısı" vardır, "kıyısı!"
adam gibi adam dediğinizin;
gittiğinizde yanı başına
seyredeceğin,
konuştuğunda dinleyeceğin,
deşince, girince, dalınca dünyasına
yani uğraşınca, emek verince diyorum
sana özel
kendinde olan güzelliklerini açacak
eşsiz özelliklerini göreceğin
"kıyısı" olmalı
onu derim.
kıyıcığına oturmak için işte…

Mustafa AKMEŞE

aziz peygamberin arkadaşları var ya,
hani "yolunu" yol bilmiş,
bir avuç olan sahabesi
iyi adamlar ve iyi kadınlardan bahsediyorum.
aziz olanın
kıyıcığına yanaşan, mescidinden ayrılmayan, seyreden,
öylece seyreden işte...
dinleyen, öğrenmek için soran, okuyan
o eşi benzeri olmayan 'kıyıdan' daha derinde olanlara
ulaşmak için
gayret gösterenlerin aldığı alacağı öyle çoktur ki
ah! bu fark var ya bu fark
kişiyi "razı olunan" kısmına yükseltir.

ayrıca bir de hayatta
"kıyısı" olan fikir, düşünce, inanç sahibi olmak gerekir.
bu “yolun’’ getirdiklerine karşı
kişiye hazır tutar...
kıyısı olanlar;
kendini yenileyen, hep derinlerde bir yerde güzellikleri barındıran,
elindeki kitabın ayetlerini okuyup etrafta dolaşandan bahsetmiyorum
yürüyüşü, duruşu allah'ın ayetlerini hatırlatandır.

özgürlüğünü kimseye devretmeyen,
değişime açık olduğu kadar, farklı olana da tahammülü olan kişiliklerdir
çünkü;
herkes iyi bilir ki muazzam güzelliklere
cesaretle yelkenlerini fora edip
kıyısı olan yerden denize açılanlar sahip olur

keşfedenlerin, yani kaşiflerin hepsi
bilmez misiniz
kıyıdan geçip "alemlere" akan! kişilerdir.
ve öyle azdırlar ki onlar.
hayatın rengi sanki onların üzerindedir.
rengarenk işte…
bakıverin etrafınıza...

bağımlı olanlar,
denize kıyısı olmayan kara parçalarına benzerler.

çepeçevre  kuşatılmışlar
kapatmışlardır kendilerini yeniliklere ve dış dünyaya.
iradelerini bir yerlere verenler "teba" olmuştur veya onlar "kalabalık”tır sadece.  
hayatını kırmızı çizgiler çevirmiş olan
sınırları işaretli, çok  bilmiş,
aksi adamlar var ya
kendilerini hakikati bulmuşlardan gören o "kesin inançlı" arkadaşlar
hangi kesimden olursa olsun,
"dindar" veya "dünyevi" farketmez
gördüklerin, duydukların ötesinde bir hikayeleri yoktur.

kıyısı
olmayınca adamın,
kişiye katkısı olmaz ki
uğraşma, alacağın bir şey yoktur.
verdiğin emeklerin zayi olur

ey yolcu,

kendine ait ‘kıyın’ olsun. kapatma kendini dış dünyaya
ulaşmak için oradan çıkarsın eşsiz güzelliklere

bir de yolunda
kıyıcığına yanaşacağın 'adamların' olsun
bu büyük bir değerdir,
bulunca sımsıkı tut, sahip ol onlara.

nasıl tanıyacağım onları diyorsan eğer,
onun kıyısına yanaştığında
sana yeni ufuklar açacak olandır.
kendine
“bağımlı yapmaz’’, el öptürmez, tebaası yapmaz, iradene göz koymaz!
yolunu tarif etmez dost,
yol tarif etmez...
yolun “sahibi’’ var der, o kadar...

ve o var ya o;
seni kendi üzerinden özgürlüğü keşf ettirir.
bir geminin suyun üzerinde akıp gitmesi gibi...

yolun da bahtın da açık olsun…

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş