metrika yandex

KİMLİK SORUNU

Orhan GÖKTAŞ

19.03.2021

Yeni Anayasa’nın yeniden konuşulmaya başlanması ve danıştayın andımızın okullarda okutulmasın kararı “kimlik sorunu ”nu tekrar gündeme getirdi.

Türkiye tarihi ve coğrafik konumu gereği farklı ırklardan, mezheplerden ve dinlerden insana ev sahipliği yapan bu yönüyle belki de dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bu topraklara boşuna medeniyetler beşiği denilmiyor. Doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine tarihi kalıntılara sahip bir toprak parçasında yaşıyoruz. Havası, suyu, coğrafi konumu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri gibi sebeplerden dolayı herkesin sahip olmak istediği bu topraklar tarih içinde sürekli el değiştirmiştir. Çok kültürlü bir coğrafya olmasının sebeplerinden biri de bu el değiştirmelerdir.

Aynı zamanda asırlardır Müslümanların denetiminde olması ve Osmanlının yönetim merkezi olması nedeniyle dünyanın her yerinden Müslümana ve Müslümanların hoş görüsü ve adaletine sığınan diğer mazlum topluluklara da ev sahipliği yapmış ve yapmaya devam etmektedir.

Osmanlı hüküm sürdüğü topraklarda ırk, din, mezhep veya herhangi bir kimlik dayatması yapmadı. Osmanlılık üst kimliği ile diğer tüm farklı kimliklere müsamaha gösterdi. Bu yüzden çok sayıda farklı kimlikten toplulukların desteğini alarak tarihte ender görülen uzun ve güçlü bir yönetim gösterdi.

Osmanlının varisi konumundaki Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun ilk yıllarında aynı yaklaşımı göstermiş olmasına rağmen kısa bir dönem sonra “Ulus devletçi” yönetim anlayışıyla davranmaya başladı ve “Türk Ulusu” kimliği üzerinden “Tekçi” bir anlayışa evirilmiş oldu.

Tek kimlik dayatması uzun yıllardır farklı yöntemlerle topluma kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Onlardan biri de okullarda zorunlu okutulan ve kaldırılan “Andımız” metniydi.

Böylesi köklü ve zengin bir coğrafyada bu farklılıkları yok saymak, inkar etmek ve devlet gücüyle “tek kimlik” dayatmak kendi tarihine ve geleceğine suikasttan başka bir anlam taşımıyor.

Bu durum geçmişte kader birliği yapmış başta Türkler ve Kürtler olmak üzere diğer ırkların bir birine güvenini sarsmakta ve kardeşlik bağları zaman içinde gittikçe zayıflamaktadır. Aynı zamanda asırlardır bir arada yaşamış mabetlerini yan yana yapmış, komşuluk ve akrabalık ilişkisi kurmuş farklı din ve mezhepler arasındaki güven ve bir arada yaşama kültürünü de zayıflatmaktadır. Bu güne kadar bu dayatmaların toplumda bir karşılık bulmamış olması veya çok az bir karşılık bulmuş olması bu politikanın gerçekçi olmadığını göstermektedir.

Yeni Anayasa çalışmalarının konuşulduğu bir dönemde bu durumun mutlaka tahlil edilmesi ve adil bir “Üst Kimlik” belirlenip ülkede var olan etnik ve dini kimliklerin tamamının tanınması ve kendilerini güven içinde hissetmesi sağlanmalıdır.

Bu bağlamda “Öze Dönüş Hareketi” tarafından hazırlanmış “Kimlik Sorununa Çözüm Arayışı” raporu önemli bir metin. STK’ların bu süreçte yapmış olduğu çalışmalar ve ortaya koyduğu teklifler muhatapları tarafından önemsenmelidir.

Öze Dönüş Hareketi üst kimlik olarak “Türkiyelilik” kimliğini teklif etmekte ve Türkiyelilik üst kimliği altında ülkede ne kadar etnik, dini ve mezhebi kimlik varsa tanınması gerektiğini teklif etmektedir.

Vesselam…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş