metrika yandex
  • $31.3
  • 33.91
  • GA2162

Boykot; Yürümek İçin Kalkmak...

KADİR ÇİÇEK
31.10.2023

 

Merhamet, insanlıktan ayrılalı çok oldu. Bütün zihinler kötülüğün ve acımasızlığın etkisi altına girmiş durumda. Kötülük organize bir şekilde zirvede ve  bütün bir yeryüzüne sırıtarak kahkahalar atmakta. Bu kahkaralara dünya, büyük bir eziklik ve sessizlik ile karşılık vermekte.

Masum bedenler toprağa uzanırken; katil yüzler akıttıkları kanlar üzerine sahte hayatlar kuruyor, çürük ve işlevsiz zihinler meydana getiriyorlar.

Bir avuç insanının ölümüne tepki olsun diye yürütülen "en küçük" niteliğindeki boykotu bile küçümseyen, hatta bu eylemle alay eden insanlar mevcut. Hiçbir çaba göstermeyen, dilleri hakikati ve mazlumu haykıracak nitelikten yoksun, yürekleri kaybetme korkusu ile dolu, zihinleri tarumar edilmiş, bedenleri hantallaşmış insanlar böylesi bir çabaya alay dolu bakışlar atmaktan haya etmiyorlar. İşin doğrusu, bu insanların böylesine korkunç bir soykırıma dahi, kendi "ırklarından" olmamaları nedeniyle sessiz kalmaları bir yana; bu katliama ses edenleri "size ne!" diyerek hedef haline getirmeleri çok şaşılacak bir durum değil aslında.

Oysa boykot her şeyden önce bir duruştur. Katilin, kötünün, merhametsizin sistemine karşı net bir duruş... Zalimin durmadan dönen çarkına karşı kararlı bir duruştur. Kötülüğün yolunda yol yürümeye hayır demektir. Hayır diyemeyenlerin, ancak bulanık yaşayışları ve karanlık bakışları olur. Böylece zalimin elindeki kılıç, sessiz duranların, tavır almayanların eliyle zalime uzatılmış olur. Nitekim zalimi büyüten, mazlumun çığlıklarına sessiz kalanların çokluğudur.

Boykot kimlik tercihidir. Kanla yoğrulmuş, kan renginden meydana gelmiş tarafın safında yer almaktan kaçınmak için atılmış bir adımdır. Kimliğinin farkındalığını kavrayamamış olanlar, kendisine biçilen rolü oynamak ve başıboşluğunun üstünü örtmekten öte anlam ifade edemez.

Bugün boykotu küçümseyenler, atmaları gereken adımları atmaktan korkanların ta kendileridir. Boykot için harekete geçmeyenler, ellerinden gelen en küçük adımı atmayanlar kalkıp cihada, bir avuç onurlu mücahide dil uzatmaz. Ölmekten korkmayanları, ekonomik anlamda korku seansları geçirenlerin eleştirmesi kadar trajik bir durum var mıdır? Mücadele ve inançları uğruna gözlerini kırpmadan şehit olanların adını, köşelerine sinerek konforun doruklarına tırmananların ağızlarına almaları en basit tabiriyle iğrenç bir durumdur. Boykot için irade gösteremeyenler, canlarından olmayı şeref addeden insanları "karmaşık ve uzak durulması gerekenler" olarak görüyor. Zilletin tam olarak karşılığı tam da bu! Zira efendileri, düşünmelerini istediği gibi düşündürüyor, olmaları gerektiği şekilde zihinlerini şekillendiriyor.

Belki boykot atılması gereken en küçük adımdır. Ancak şunun farkında olmak gerekiyor ki en küçük adım, en büyük adım için ilk basamaktır. Adım atmayanlar oturmayı marifet sananlardır. Boykot, yürümek için zihnin hazır hâle getirildiği ilk basamaktır. Hazır olmayan zihin, hakikatin tarafında varoluş sergileyemez. Kirli zihinler kirli adımlar atarlar; ancak bundan da önemlisi, kendi zihinlerinin bulanıklığını inkar ediyor olmalarıdır. Belki de boykot bu anlamda, yeniden düşünüş, uyanış ve harekete geçişin en küçük başlangıç noktasıdır.

Yürümek için kalkmak, koşmak için önce yürümek gerekir. Boykot, yarın koşmak gerektiğinde ayağa kalkabilmenin bugün yapılmış bir zihin, ruh ve yürek hazırlığıdır. Zira yürekleri hazır olmayanlar sadece yük olur. Yük olmamak adına hazırlık içinde olmanın birincil yoludur bu.

Bugün ellerimiz hiç olmadığı kadar bağlı. Çaresizliğin pençesinde gecelerin ağırlığı, bombaların kana boyadığı yüzlerin izi kalıyor bizde. Yüzümüzü döndüğümüz her tarafta acı karşılıyor bizi. Çığlıklara karışan çocukların selası mı, yoksa bitmişliğimizin, kendi ölümümüzün habercisi mi olduğunu daha derinden düşünmek gerekiyor. Ölü kardeşinin etini yemek olarak tarif edilen gıybet bile Allah katında çirkin bir fiil iken; bir bakıma ve işin hakikati olarak, ölen kardeşlerimizin bedenlerini, etlerini zalimlere sunmak anlamına gelen boykota sırt çevirmek ve zalimin ürünlerini bilinçli bir şekilde almaya devam etmek Allah katında acaba nasıl bir karşılık görür?

Cuma namazı için alışverişi bırakmamızı emreden Rabbimiz, acımasız bir şekilde katledilen Filistinli çocuklara sıkılan kurşunların ücretini karşılayan ürünleri almamamızı emretmez mi? Bu alışveriş için günahlar yüklendiğimizin farkında mıyız? Acaba bunun idrakinde olmak gibi bir mesuliyetimiz yok mudur?

Bahaneler nefsin üretmiş olduğu günahlardır. "Almasam da ölecekler, alsam da..." gibi bir söylemin vicdandaki karşılığı dünyaya aldanmak ve merhametten hicret etmektir. İnsanlık bu kadar sessizken; ölümler rahat yataklarda seyredilirken, harekete geçişin kararlılığı sorumlu olduğumuzu kabul etmekle başlar.

Ne yaparsan yap; ama seyreden olma! Nasıl tepki verirsen ver; ama hareketsiz kalma! İnsanlık ölüyorken, aslında toprağa gömdüklerimizin "vicdanımız" ve "insanlığımız" olduğu gerçeğini unutma!

Bugün küçümseme, değersiz görme, bahaneler üretme, zulmün bataklığında hiçbir şey olmamış gibi yaşam sürme zamanı değil; elinden gelenin azına çoğuna bakmadan birşeyler yapma zamanıdır.

Büyük şeyler küçük şeylerin ürünüdür.

Unutma!

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Bahattin çiçek | 01.11.2023 08:23
Kalemine sağlık...