metrika yandex

Hastalığın diri tuttuğu adam: Nurullah Sarıhan

01.11.2020
Osman KAYAER

Mevlana, Mesnevisinde “Hastalık diriliktir” diyor. Bunun ne kadar doğru bir söz olduğunu en iyi Nurullah’ta görmek mümkün. Ömrünün neredeyse yarısını hastalık ile geçiren Nurullah, bedeninin hastalığına inat, ruhu sürekli diri biri olarak yaşadı, bu dünyada. Sürekli inanç, sürekli sadakat ve sürekli kötülükten uzak duruş kısacası “dirilik” onun bir hassası olmuştu hayatı boyunca.

İnsan hastalandığında acziyetini daha kolay anlıyor ve Alemlerin Rabbine daha kolay teslim oluyor. Sağlıklı olan insanlar ise, özellikle güçlü kuvvetli oldukları gençlik yıllarında, kendisini müstağni zannederek Allah’ı yok sayan bir hayat sürüyorlar.

Bugün, Nurullah’ın ruhunu Rabbine, bedenini ise toprağa teslim ettikten sonra yakın dostları ile bir yerde buluşup kendisiyle olan hatıralarımızı yad ettik. Orada bir kez daha ortaya çıktı ki Nurullah, yüreği ile yaşamış ve çevresindeki insanların yüreklerini fethetmiş birisi olarak aramızda bulunmuş ve geride “muhabbet dolu yürekler” bırakarak bu dünyadan ayrılmıştı.

Bunca hayat tecrübesinden sonra öğrendiğim hususlardan biri de insanların kişiliklerinin kimliklerinden (din ve ideoloji) daha önemli olduğudur. Hayata böyle bakmaya başlayınca, Nurullah’ın değeri birden bire açığa çıkıyor. Çünkü o tanıdığı bütün insanlar nezdinde naif kişiliği ile yer edinmiş bir Müslümandı. Onun ve benim ortak çevremde yaşayan insanların hiçbirinden Nurullah ile ilgili kötü bir söz işitmedim, aleyhinde bir lakırtıya rastlamadım.

Filibeli Ahmet Hilmi Efendi, Amak-ı Hayal isimli kitabında Zerdüştlüğün hikayesini anlatırken Ehrimen ile Hürmüz’ün mücadelesinden de bahseder. Kötülük savaşçıları olarak, fitne, gazap ve nefs-i emmareyi, iyilik savaşçıları olarak da muhabbet, hikmet ve aşkı anlatır. Tüfek icat edilip mertlik bozulmadan önce yapılan meydan muharebeleri, önce büyük savaşçıların teke tek meydan okumaları ile başlarmış. Her savaşçı meydana çıktığında sadece kendi tarafındakiler tezahürat ederken iyilik adına aşk savaşçısı meydana çıktığında iyiler de kötüler de tezahürat ederler. Nurullah buradaki aşk savaşçısına benzer biçimde herkesin takdirini kazanmış bir kardeşimizdi.

Büyük Mutasavvıflarımız da aşk makamından bahsedeler. Gerçekten de bazı insanlar hayatı aşk makamında yaşarlar. Onların hayatları bambaşkadır. Onların işlerine akıl sır ermez. Sıradan insanlar onların işlerine bir anlam veremezler. Lakin onlar sadece iyilerin değil kötülerin de muhabbetini kazanırlar. Çünkü onlar kötülerin hemen cezalandırılmasını değil, kazanılmasını düşünürler. Hayatı aşk makamında yaşayanlara göre kötülerin iyiliğe kazandırılması cezalandırılmasından daha elzemdir. Benim şahit olduğum kadarıyla Nurullah, hayatı aşk makamında yaşamıştı. Bu yüzden “Mazlumder” onun hayatında önemli bir yere sahipti. Hasbelkader ilgi alanına giren herkes, muhabbet dolu bir yakınlık ile karşılaşmış ve ummadığı kadar iyilik görmüştür.

Nurullah söz konusu olduğunda akıllarda yer eden hususlardan biri de hane halkına (ailesine) olan düşkünlüğüdür. Hemen belirtelim ki Nurullah’ın hanesi sadece aşağı doğru değil aynı zamanda yukarı doğru da uzanan bir hanedir. Yani kendi çocukları kadar, ana babasına da düşkündür. Babasına olan muhabbeti ise destansıdır. Bir yere gideceği zaman mutlaka hanımı ve çocukları ile gider. Onların katılamayacağı toplantılara pek itibar etmezdi. Bu yüzden yaptığı organizasyonların büyük çoğunluğu ailecek katılabilecek toplantılardı.

Uzun lafın kısası bu dünyadan bir Nurullah Sarıhan geldi geçti.

İmtihan için gönderildiği ve kemalata ulaşsın diye bir süre verildiği dünyadan Rabbinin maksadına ulaşmış olarak aramızdan ayrıldı.

Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun, geride kalanlar için de bir emsal kişilik olsun.

Vesselam...

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
İdris Aksiy | 01.11.2020 13:23
Cennet mekan güzel insan Nurullah kardeşime FATİHA