metrika yandex
  • $31.3
  • 33.91
  • GA2162

CUMHURİYET BAYRAMI VE ELEŞTİREL DÜŞÜNCE

YUSUF YAVUZYILMAZ
08.11.2023


Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla ortaya çıkan tartışmalar aklın sınırlarını aşmış durumda. İslam dünyasında Eleştirel düşüncenin yokluğu, her olayda ortaya çıkıyor. Efsane ve menkıbe kültürüyle örülü bir anlayış eleştirel dili ve kültürü yok ediyor.

Tartışmada kabaca iki taraf var: Birincisi Osmanlı Saltanatını kusursuz gören anlayış; ikincisi Osmanlı dönemini reddederek, Cumhuriyetin özellikle Tek Parti dönemi uygulamalarına dönük her eleştiriyi Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı olarak gören anlayış. İkisi de eleştiriden yoksun bir menkıbe kültürünün uzantısı olarak karşımıza çıkıyor.

Kuşku yok ki, Cumhuriyet yönetimi Saltanat yönetiminden çok daha ileri bir modeldir. Ancak birbirinden çok farklı Cumhuriyet modelleri vardır. Cumhuriyet modeli zorunlu olarak halk egemenliği, demokrasi, hukuk devleti ilkelerini içermez. Bu yüzden Cumhuriyetimizin asıl sorunu demokratik cumhuriyete ve hukuk devletine geçiş sorunudur. 1960 darbesinden 15 Temmuza kadar bütün darbe ve darbe girişimleri bu mücadelenin tarihidir.

Cumhuriyetin kuruluşunu önemsemek, ancak cumhuriyetin demokratik hukuk devleti olmasını hedeflemek gerekir. Bu yüzden erken dönem cumhuriyet zamanına götürmek isteyen anlayışa asla katılmamak, bu konuda eleştirel davranmak gerekir. Nihayetinde Cumhuriyet tarihi, sürekli darbelerle engellenmeye çalışılan demokratik yönetim oluşturma mücadelesiyle geçmiştir.

Öte yandan, Osmanlı döneminde de, Tek parti döneminde de yaşamak, hukuk ve adalet devleti isteyenler için bir amaç olamaz. Cumhuriyetin yüzüncü yılında törenlere egemen olan yer yer ırkçılığı çağrıştıran söylem ise kabul edilemez.

Cumhuriyet, demokratik hukuk devleti ve sivil siyasetin önünü açtığı ölçüde değerlidir. Tek Parti Döneminin alternatifi Osmanlı saltanatı değil, demokratik hukuk devletidir.

Unutmayalım Mehmet Akif Ersoy, Hüseyin Avni Ulaş, Halide Edip Adıvar, Ali Şükrü Bey, Kazım Karabekir, Refet Pele, Rauf Orbay gibi isimler Osmanlı saltanatını savunan Cumhuriyet karşıtı isimler değildi, o dönemde bazı uygulamalara eleştirel yaklaşıyorlardı.

Öte yandan, Mehmet Akif Ersoy, II. Abdülhamid üzerinden Osmanlı saltanatını en sert bir şekilde eleştirmiş, sonrasında Kurtuluş Savaşına en büyük desteği vermiştir. Ne yazık ki, bu isimler sonraki dönemlerde cumhuriyet düşmanı olarak kodlanmıştır.

Hiç kuşku yok ki, Cumhuriyetin kuruluşu, her türlü zorluğa karşın hukuk devleti, demokrasi, temel hak ve özgürlükler idealine giden yolu açtığı için son derece önemli bir dönüşümdür. Cumhuriyeti taçlandıracak en büyük kazanımlar adalet, hukuk, insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü ve şeffaf yönetimdir. Bu idealleri ulusalcı elitlerin fantazilerine kurban etmeyelim.

Önünü açmamız gereken en önemli değer, eleştirel düşünme yeteneğidir. Aliya İzzetbegoviç'in sözleri bu anlamda son derece değerlidir. "Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere eleştirel düşünme dersi koyardım. Batı’nın aksine Doğu, bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.” (Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar) Bundan dolayı genelde Doğu, özelde İslam dünyası sağlıklı bir tarih felsefesi geliştirmedi. Entelektüel bilgi üretimi kötürümleşti ve zamanla yok oldu. Bu durum dünyayı dışlayan, gizemci hermetik gnostik felsefenin tasavvuf üzerinden İslam düşüncesini teslim almasına yol açtı.

Yeniden önümüzü açacak entelektüel sıçramayı ihtiyacımız var. İslam dünyasını oluşturan ülkeler, bugün içinde bulunduğu vasatta, bırakın Filistin sorununu çözmeyi, kendi iç sorunlarını bile çözemez. Bundan dolayı Filistin sorunu olabildiğince uluslararası bir soruna dönüştürülmedir.

Ne yazık ki, İslam dünyası son üç yüz yıldır sorun çözme yeteneğini kaybetti. İslam ülkeleri görece bağımsız olmalarına karşı, zihinsel ve kültürel olarak sömürge durumundadır.

Ezilen, yoksullaştırılan bilgi üretemeyen bir dünyadır İslam dünyası. Sömürgeci ve emperyalist hakim paradigma ve bu paradigmaya anlamlı bir cevap üretemeyen İslam dünyası sürekli "madun" üretmektedir.

Asıl büyük felsefi sorun ise , "madun"un nasıl ve hangi yöntemle konuşacağıdır. Madunların sustuğu, susturulduğu, kendini ifade etmesine imkan tanınmadığı sistemlerde hak ihlalleri rutinleşmiştir.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
musade | 15.11.2023 12:22
Demokratik hukuk sistemimi dediniz? yüz yıllık geçmişte böyle bir dönem mi yaşandı? şu anda bile Anayasa ihtilal anayasası, kendimizi kandırarak bir yere varacağımızımı düşünüyorsunuz? iki bin yıllık devlet tecrübesi olan bir millet aşırma, intihal fikirlerle yürütülmeye çalışılıyor. her şeyden önce biz kimiz? önce onu netleştirmemiz gerekiyor.