metrika yandex
  • $32.2
  • 34.91
  • GA18100
Yolcu

babasıyla sorunu olan çocuğun, babasının 'dini'yle de sorunu olur.

MUSTAFA AKMEŞE
08.09.2023

 

din “akılı” olan kullara Allahın teklifidir.
akıllı olmak da yetmez 
“aklı başında” olacaksınız. 
yani çocuk 
yaşı itibariyle dinin teklifine uygun değildir.

bir de özgür olacaksınız.
özgür deyince hapis anlamında değil,
din seçimi ve ibadetlerini yapabilmek  için özgür irade sahibi olmanız gerekiyor.
baskı altında, muhtaç kılınarak, dayatarak falan din seçilmez veya o kişiden 
dindarlık beklenmez.

insan eğitiminde özelde çocuk eğitiminde 
dikkat edilecek en önemli kısım burası bence.
din ve dine ait bütün teklifleri 
kol burkarak, kulak çekerek kesinlikle yapılmaması gerekir diyenlerdenim.

sevdireceksiniz… evet sevdireceğiz!

sevdirmek için yapılacak en önemli şey 
öğretici olanın yani başta ebeveynler olmak üzere 
önce  
çocuk tarafından sevilecek.
babasıyla sorunu olan çocuğun, babasının 'din'iyle de sorunu olur. 

haydi bilinen bir şeyi hatırlatayım;
okulda en zor dersi dahi anlaşılır kılan ve başarı kaydeden   
kendini ögrencisine sevdiren öğretmendir.
öğrenci öğretmenini sevmiyor, korkuyor şiddet görüyor, aşağılanıyorsa eğer 
başarı mümkün değilken
çocuk bırakın dersi okuldan bile nefret edebilir.

müslümanlar, anneler babalar orada mısınız?
çocuklarınızı dinin kutsallarından soğutacak olan en önemli yanlış 
sevgisizliktir.
zorlama ve şiddet ve mahrum bırakmaktır...
ne münasebet öyle şey mi olur? diyorsunuz
da
o zaman dost 
mahrum bırakmanın en acısını söyleyeyim;
yatılı kuran kurslarında 

annenin sevgisi ve şefkati ve babanın eşsiz koruyucu gölgesi yoksa 
kardeş kucaklaşması kesilmişse
çocuk için mahrumiyetin dik alasıdır. 

sayılı gün yanınızda duracak çocuklarımızı kime, niye teslim edersiniz ki? 
bu nasıl bir cesaret böyle, söyleyin Allah aşkına! 
nasıl akşam sofraya oturur yer içer ve rahat döşeklerinizde uyuyabilirsiniz.
koklayın sarın sarmalayın çocuklarınızı.
18 yaşına kadar 
çocuk evinde aileyle birlikte 
akşam sofrasında olmalı ve evinde yatmalı.
evin uzağında bir başka yerde yatılı olan hiçbir eğitimin faydası yoktur.
derin yaralar açarsınız çocuk üzerinde.
sonra  yuvadan uçmalarına da az zaman kaldı. valla!
bilmez misiniz.

nice evler var nice ebeveynler var 
yatılı yurdu da kurs hocasını da aratır diyorsanız 
o konu ayrı bir hikayedir.
ilerideki yazılarda o istatistiki bilgiyi veririm çok ilginç geldi bana 

ben tüm bunları dindarlığından aile boyu hafızlık yoluna girenlere söylerim. 

şimdi haydi şu hafızlık eğitimini bi konuşalım o zaman;
eskiden 8,10 yaşında yani çocuk yaşta 
12 yıl zorunlu eğitim sebebiyle 14 yaşlarında başlayan hafızlık eğitimi  için.

ben çocukların dinin teklifine muhatap olmadığından 
böylesi ağır hafızlık gibi
bir tercihle karşı karşıya bırakılmasının uygun olmadığına ve 
hafızlık yapmasına karşı biriyim.

“ama hafızlık ne olacak o zaman” der gibisiniz.
korkmayın! 'kitap' kayıt altına alınalı yüzyıllar  oldu.
ha unutmadan hz ebubekir, ömer, ali vs bildiğiniz sahabenin seçkinlerinin 
hiçbiri hafız falan değil 

öyle valla! 
bir de illa ki ben hafız olacağım diyen varsa 
iyi ya işte 
dini eğitime kendini adayan inananlar 
ileri yaşlarda arapçayı halleder!
hafızlık yapan çocukların benzer çektiği zorluğu çeker
bir çok şeyden kendini mahrum ederse 
ki buna değer
inanın çok kısa zamanda hafızlığını tamamlar.

vahyin indiği zamanlarda peygamber kendi hıfz ediyor ve vahiy katiplerine de yazdırıyordu.
yazı ve kitap çok kullanılmadığı zamanlarda kuran hafızlığının önemini anlatmaya gerek yok.
hafızların hepsi kocaman adamlardı.
hafızların toplu şehid olma olayları nedeniyle hafızlık eğitimi çok daha önemli hale gelmiş bunun için de aziz peygamber hafızlığı övmüş ve teşvik etmiştir.
o dönemde çocuk hafız falan yok dostlar 
bakıverin.
sonraki dönemlerde özellikle selçuklu ve osmanlı dönemlerinde okullaşmış ve 
çocuklar 
özel medreselerde hem dini tedrisat hem hafızlık yaptırılmıştır
en azından seçilen çocuklar dini ilimler alanında yetişen kimselerdi.

bugün hafızlık sonrası diyanet ve din eğitim alanında kendine yer bulan
hafız oranı işler acısı
hafızların yüzde 80 civarı dini ilimler alanında yoklar.
bu yüzde 80 ne yapar, 
ne işle meşguller, kaçının hala hafızlığı var? 
dinle diyanetle araları bozulan çok mu? soruları can yakan oranlarda dost.

hele şu hafız eğiticileri bi konuşsak istatistik desteğiyle
kurs hocalarını diyordum 
ki

meczup elimi tuttu,
simasında öfkeyle karışık acı vardı;

“ağır gel mustafam
deşme yaramı 
sanki şimdilik yeter”
dedi
ve sustu

ökkeş öyle dedi işte!
haftaya eğiticileri konuşalım.
belki…

 

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Mustafa Akmeşe | 10.09.2023 20:30
okur. yazar kardeşim, çocuğun namaza alıştırma ilgili söylediğiniz hadis 'dövün 'diyerek devam ediyor olması ve çok müslüman tarafından çocuğa eğitiminde şiddeti normal olarak algısı veren olması nedeniyle yazmışım. sizin böyle düşünmediğinizi bilmem mutlu etti. eyvallah kardeşim...
Okur-Yazar | 09.09.2023 19:36
Hocam, bu "dövmek"le ilgili açıklamayla yaptığınız dönüşün benim yazdıklarımla ilgisini anlayamadım. Acaba yazdığım cümleler arasında benim farkedemediğim ancak dövmenin bir yöntem olduğunu -ki böyle düşünmüyorum- imâ eden bir yer mi var.. Varsa bu notumla, böyle birşeyi kastetmediğimi belirtmek isterim.
Mustafa Akmeşe | 09.09.2023 15:23
okur yazar kardeşim, dönüş yaparak kıymet verdiniz tşk ederim. Ben aziz peygamberin 'dövün ' emrini zorlayın anlıyorum. ibadet olanın çocuk dahil dövme gibi bir fiille gerçekleşmesi kuranın davetine uygun olmadığı gibi, peygamberin hayatı ve davetiyle çelişiyor diye düşünüyorum. tercih elbette kişinin kendisinin dir.
Okur-Yazar | 09.09.2023 12:47
Muhterem Hocam, yazdıklarınızı okudukça, dînî eğitim adı altında çocuklara dayatma yoluyla eziyet eden ebeveynlere ve "hocalara" kızgınlığınızı anladığımı düşünüyor, anladığım şeye hak veriyorum. Gerek hafızlıkta, gerek eğitim sisteminde yeniden yapılandırmaya muhtaç çok eksik var. Çoğu da bence sistem değil insan kaynaklı. Ama mevzu bu değil tabi. Benim demek istediğim, yazınızda geçen "ben çocukların dinin teklifine muhatap olmadığından böylesi ağır hafızlık gibi bir tercihle karşı karşıya bırakılmasının uygun olmadığına ve hafızlık yapmasına karşı biriyim." cümlesi. Çocuk olmak, henüz aklı olup da daha yeterince başına gelmemiş olmak, henüz mükellef olmamış olmak, hafızlığa mani olacak bir durum değildir. Mükellefiyetin öncesinde de kesin bir dînî yaptırım vardır. Bu yaptırım olmasaydı, mükellefiyet gelene kadar çocuklara hiçbirşey öğretmemek ya da isteğe bağlı öğretmek gerekirdi ki bu da amel defteri açılmış gencin, 1-0 mağlub başlamasına neden olurdu. Amelleri yazılacak ama o daha emirleri, yasakları, helalleri, haramları yeni öğrenecek... Çocuğa namazı 7 yaşında öğretin 10 yaşında zorlayın hadîsi şerifinde çocuğun âkil ve bâliğ olup olmamasından bahsedilmemiştir. Diyeceğim o ki, hafızlık, çocuklarımızın erişmesi için gece gündüz dua ettiğimiz bir makam. En kolay çocukken yapıldığına şahit olduk. En sağlam ezber de malumunuz aynı şekilde o vakitte.. Aslolan, üstünde durulacak, ışık tutulacak mevzu bu hafızları yetiştirecek olanlar.. Onların, ezber yaptırırken çocukla olan münasebetleri.. Evet hafızlık askeri bir disiplin gerektirir. Sabah namazından sonra yatmamayı icâb eder. Ama annesi yavrusunu "oku ve yüksel denildiğinde cennette daha yüksek makamlara çıkmak için bu günkü ezberini yapmaya hazır mısın?" diyerek uyandırsa, cenneti daha önce annesinden dinlemiş çocuk için mutsuzluk yoktur. Vesselâm.