metrika yandex

Anneyi Kaybediyoruz

Ferman KARAÇAM

26.09.2018

Mağaradakiler gibiyiz.

Birbirimize bakmıyoruz, sadece görüyoruz.

Birbirimizi dinlemiyoruz, anlamıyoruz, sadece işitiyoruz.

Tuhaf haldeyiz.

Defalarca yazdım: aileyi kaybediyoruz.

Çünkü anneyi yani, ailenin herşeyi olan anneyi kaybediyoruz.

Aile Bakanımız hala çözülmeyi teşvik etme yolundalar..!

Geçen gün açıkladılar; çalışmak isteyen annelere kurslar verilecek, bu kurslara katılacaklara da yevmiye 70 TL verilecek.

Öte yandan kreşler kamu kurum ve kuruluşların çevresine ve içlerine kadar yaygınlaşacak, özel sektörde de aynı durum teşvik edilecekmiş.

Kreşe çocuğunu gönderen çalışan anneye de 400 TL aylık destek verilecekmiş.

Buradan Bakanımız Hanımefendiye soruyorum : İngiltere gibi, Yalnızlar için bakanlık ne zaman kurulacak Sayın Bakan ?

Zira bu gidiş oraya.

Zira aile diye bir kavram kalkıyor artık, yok olma yolunda adımlar hızlandı.

Güçlü kadından, sadece çalışan kadını hatırlayan bir anlayışı terketmeden, bu işin düzeleceği de yok ne yazı ki.

Çalışan kadını korudukça; bir yandan erkekler tembelleşip kahvede oturmaya başladı, öte yandan evde köle gibi çalışıp iş yapan, aileyi ayakta tutan ve çocuk yetiştiren kadın ile ikisini birbirine karşı kinlendirdik ve böylece öteki kadını da aklında hiç yokken, çalışmaya özendirdik.

Çalışan kadının çocuğuna evde baksın diye para verdiğimiz Babaannelerle anneanneleri de birbirine düşürdük.

Baba, evin direği diyoruz ama anne evin herşeyidir; bir evin temeli, tavanı, çatısı annedir.

Anne yoksa ev yoktur, aile yoktur.

Komşuluk yoktur.

Akrabalık yoktur.

Anneyi evden koparıp, çocuklardan, mahalleden, komşulardan, akrabalardan koparıp kapitalizmin azgın dişlilerinin arasına terkediyoruz.

Televizyonlarda, bana bir tek ürünün reklamını gösterin ki içinde kadın olmasın.!

Kadını, sabahın köründe metrolara, metrobüslere konserve balık gibi doldurup övüten bu zalim, azgın ve acımasız çarkların insafına bırakan ve bu gidişi sürekli körükleyen anlayışı Allah aşkına bırakın artık.

Evde kadın olmayınca ev yoktur, aile yoktur bunu, neden anlamak istemiyorsunuz ?

Sanayileşmeye başlayalı beri adım adım dedeler ve nineler aileden koptu.

Geriye anne, baba ve çocuklar kaldı yani büyük ve geleneksel köklü aile yapımız gitti onun yerine, çekirdek ailemiz oluştu.

Çekirdek ailenin de annesi ve babası işe, çocuklar bakıcıya, kreşe veya okula gidince evler evlikten çıkıp otele dönüştü.

Yasaları yapanlar, uygulamaya çalışanlar, yönetenler hiç kimse kendini kandırmasın, hem eşleri ve hem de nineleri birbirine düşman ettik.

En ufak bir tartışmada evinden, yuvasından kovulan Anadolu insanının onurunu zedeleyen batıcı, seküler ve materyalist anlayış yüzünden kadın cinayetleri git gide çığırından çıktı.

Aynı fakülteden mezun olup çalışan, evlenmeyen ve ya evlenip en çok bir çocuk yapan, Türkiye’yi hızla yaşlandıran, çocuğunu anne şefkatinden mahrum ederek toplumu uçuruma doğru sürükleyen kadını güçlendirmek adına, yani çalışan kadın lehine sürekli yasa ve yönetmelikler çıkarıp güya ödüllendirirken, diğer yandan fakülteyi bitirip yuvasını kuran, üç-dört çocuk yapıp ülkemizi gençleştiren, kaliteli annelik yapan ve evinde köle gibi çalışan, komşuluğu, akrabalığı, dayanışmayı, geleneksel aile bağlarını sıkı bir şekilde devam ettiren kadını görmezden geliyoruz.

Evvela genç kızlarımızı yani, anneyi yani, aileyi kurtarmalıyız.

Vakit geç olmadan, Batılılar gibi iyice uyuşturucu bataklığına saplanmadan, aileler dağılmadan, cinnet ve cinayetler çoğalmadan kadın, aile, çocuk ve gençlik üzerine dini, ahlâki, ilmi çalışmalar yapmalı, uygulamalıyız.

Biz, biziz.

Bizim aile yapımızı, Batılıların uyguladığı ve aileyi iyice çözdüğü gibi yasa ve yönetmeliklerle koruyamazsınız.

Bizi, Peygamberi metodlar ve öğretim (eğitim değil, öğretim) kurtarır.

Şu anda gidilen bu yol, yol değildir.

Bu yol ve yöntemlerle aileyi iyice çözüyor ve parçalıyoruz.

Biz bize, kendimize dönmeliyiz.

Geç kalıyoruz.

 

26.09.2018 / Haber 7

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ayça Emrem | 15.06.2020 10:40
Çok geç. Hiç bir anne ve kız bunu istemiyor. Çünkü önceki hayatı yazdığınız gibi tam bir kölelikti ancak sadece kölelik değildi, kulluk da istendi. İnsan insana nereye kadar ve neden adanabilir, neden adansın kendini ve hayallerini yok etme pahasına. Biri kazansın, kariyer yapsın, toplum içerisinde söz sahibi olsun, öbürü ev temizlesin, bulaşık, çamaşır, ütü, her türden hizmetkarlık ve sonra nankör çocuklar vefasız kocalar. Sayın yazar tüm toplumun değiştiği bir süreçte kadının konumunu değiştirmemesini talep etmeye nasıl hakkınız olabilir. Bu durumda siz, terk edilen kadınların neden terk edildiği ve bu kocaların 2. evliliği nasıl kadınlarla yaptığını lütfen inceleyiniz. Herkes o hayatı istese de kadınlar istemiyor. Çünkü ömür harcıyor ücreti nankörlük. Boşanırsam işim olur kendi ayaklarım üzerinde dururum cümlesi liselerde bile boşuna kurulmuyor. Birkaç çocukla terk edilen kadınları, bu eleştirileri yaparken bir düşünün. Eğer onların karşılarında olsanız size neler demezlerdi. Terk edildiler ve hayat karşısında yere serildiler. Ayakları üstünde durmak deyimi buradan ortaya çıktı. Sizin önerdiğiniz durumu, bırakın kadınları, artık erkekler istemiyor. Lütfen gerçekçi olunuz ve herkes gibi her yükü kadına yıkıp sonra kadın bunları istemeyince feryat figan etmeyin. Örnek ben, herkesin kullandığı tuvaleti fırçalamanın, lavaboyu yıkamanın, banyoyu temizlemenin, evi temizlemenin, camı silmenin, bulaşığı çamaşırı yıkamanın neden benim görevim olduğunu, bana farzlaştırıldığını, neye göre neden farzlaştırıldığını, üstelik tam bir hizmetçilik istendiği halde bunları yapmakla mutlu olmam gerektiğini anlamış değilim. Neden herkes tuvalete ediyor da ben temizliyorum. Tüm bunların bana getirisi nedir, ben bunları yapınca iyi ve erdemli bir kadın mı olacağım. Ben bu iyiliği ve erdemi stemiyorum. Buyurun siz yapın, siz erdemli olun. Sayın yazar artık köle kaybından duyduğumuz üzüntüyü farklı ifade etme yalanını lütfen bırakalım. Dilerim beni doğru anlar ve evet esasında haklı, diyebilecek erdemi ve dürüstlüğü gösterebilirsiniz...