metrika yandex
  • $32.13
  • 34.87
  • GA17500

Hendek Savaşından Gazze Savunmasına

AHMET GÜRBÜZ
13.12.2023

 

Tarih tekerrür eder mi, evet eder. Hatta tarih tekerrürden ibarettir. Hendek savaşı ve Gazze savunması arasındaki benzerlikler bunun en bariz örneğidir. Aradan geçen bin beş yüz yıla rağmen, insanlığın tekamül yolculuğunda yerinde saydığının, hatta dibe vurduğunun tartışılmaz emsalidir.

Yahudilerin tarihi İslam düşmanlıklarının kökleri orda saklı. Hakkı ve adaleti tehdit olarak algılayan başka bir topluluk yoktur. İnançları ve etnik kimlikleri garanti altındayken münafıklığı kurumsallaştırmalarının altında yatan yegâne faktör de budur. Fitne ateşini körüklemeleri, ahitlerine ihanetleri, söz ve sözleşmelerine sırt dönmeleri, düşmanla işbirliği yapmaları, barış ve kardeşliğe vefasızlıkları gibi toplumsal karakteristiklerinin kodları da burada düğümlenmektedir.  Bütün bunlar ahlaki değersizliklerinin yanında ne kadar gaddar, vahşi, kan sevici, anarşist ve korkak olduklarının da göstergesidir.

Peygamber efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde orda iki büyük Arap kabilesi vardı; Evs ve Hazrec. Bir de bunlarla anlaşmalı, ehl-i kitap olan Beni Kurayza, Beni Nadr, Beni Kaynuka Yahudileri. Aslında Yahudi kabileleri Medine de daha köklü ve kalabalıktılar, ancak tefrika, zülüm ve ahlaksızlıkları yüzünde Arapların himayesine girmek zorunda kaldılar. Daha sonra onları da birbirine düşürerek, 120 yıl süren Evs ve Hazrec arasında kanlı kardeş kavgalarına sebep oldular.

Hicretle birlikte Allah rasulü (sav) Evs ve Hazrec’i barıştırarak ensar şemsiyesi altında topladı. Yahudilerle de, aralarındaki eşitsizlik ve rekabeti sonlandırarak, Medine’nin savunması ve düşmanla işbirliği yapılmaması temelinde ayrı ayrı anlaşmalar imzaladı.

Medine Vesikası olarak bilinen 47 maddelik bu sözleşme, oryantalistler tarafında Medine Anayasası olarak değerlendirilmektedir. Hamîdullah’a göre yeryüzünde yazılı ilk anayasadır. Bu sözleşme; hariciye işleri, barış antlaşmaları, savunma paktları, federatif yönetim, din-inanç özgürlüğü, insan hakları ve yazılı hukuk gibi birçok disipline ilham kaynağı olmuştur.

Kaynuka ve Nadr kabileleri sözleşmeye ihanet ve peygambere suikast girişimlerinin sonucu Medine’den sürülmüşlerdi. Uhud savaşının sonucundan kendilerine pay çıkaran Mekkeli müşrikler, Hayber’e sığınan Yahudilerin kışkırtmaları ve Medine’de kalan Kureyza Yahudilerinin iş birliği taahhüdüyle, Müslümanların kökünü kazıma konusunda ittifak kurdular.

Hicretin 5. Yılında, kış ve kıtlığın hüküm sürdüğü Şevval ayının 7’sinde (1 Mart 627), Hayber Yahudileri, Arap kabileleri ve Mekkelilerden müteşekkil 10 bin kişilik müttefik müşrik orduları Medine’yi kuşattılar. O günlerde Medine nüfusunun 7 ya da 8 bin olduğu tahmin ediliyor. Onun da ancak üçte biri Müslümandı. Medineliler 3 bin kişilik bir orduyla müdafaaya hazırlandılar.

Peygamber efendimiz her önemli işte olduğu gibi, ashabıyla istişare ederek şehrin kısmen savunmasız bölgesine hendek kazmaya karar verdi. Hendek fikri şehir savunması için Araplarda bilindik bir yöntem değildi. Bu Fars asıllı Selman (ra)’ın teklifiydi, yeni bir fikir ama büyük riskler barındırıyordu. Kuşatma uzayabilir, açlık ve sefalete, hatta içerde hareketlenmelere sebep olabilirdi. Nitekim fitne pusudaydı.

Efendimiz siyah kıldan Türk çadırından (Kubbe Türkiyye) müteşekkil karargâhını Sel Dağının eteğine kurmuştu. Hem hendeğin kazılışını denetliyor, hem de sahabenin önde gelenleriyle birlikte kazmayla kazıyor, zembille, bazen de eteğiyle toprak taşıyordu.

Altı günde, genişliği 9 m, 4,5 m derinliğinde, yaklaşık 5,5 km bir hendek kazıldı. Herhangi bir süvarinin geçmesi mümkün değildi.

Henüz Müslüman olmayan Ebu Süfyan’ın kumanda ettiği müttefik müşrik ordusunun komutanları arasında Bizans’ı bozguna uğratarak Suriye, Filistin ve Mısırı fethedecek Halid b. Velid ve Amr ibn As (rah) ’da bulunmaktaydı.

Muhammed’i ve Muhammedîlerin kökünü kazımaya azmetmiş müttefikler hendeğin başında kalakaldılar. Hz peygamberin askeri stratejisi ve siyasi zekâsına boyun eğdiler. Havaların soğuması, kuşatmanın uzaması, askerlerine ve atlarına yiyecek bulmakta güçlük çekmeleri, alınan tedbirlerden dolayı Kurayza Yahudilerinin destek vermeyişi tarafları birbirine düşürdü. Kuşatmanın 24. gecesinde çıkan şiddetli rüzgâr ve zifiri karanlığın ilahi bir yardım olduğunu düşünüp panikle dağılıp kaçışmaya başladır.

Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
(M. Akif Ersoy)

Hendek savaşına Ahzab Gazvesi de denir. Ahzab hizbin çoğuludur; parti, grup, taraftar manası taşır. Burada da müşrik Arap kabilelerinin ve Yahudilerin savaş ittifakına işaret eder.

Ahzab; aynı zamanda Kur’an-ı Kerimin 33. suresinin de adıdır. Surede hendek savaşından bahseden 20 ve 22. ayetlerde bu ifade kullanılmıştır.

Düşmanın büyüklüğü, çevre şartları, kıtlık ve kuşatmanın uzamasına ilaveten 5.kol faaliyeti yürüten münafıkların hezeyanları Müslümanları da endişeye sevk etmiyor değildi. Ancak Allah Rasulü ’nün aralarında olması ve zaman zaman şahid oldukları harikuladeliklerle teskin ve teselli oluyorlardı.

Abdullah bin Revaha’nın kız kardeşi, kardeşi ve eşine gıda için bir avuç hurma göndermişti. Peygamber efendimiz hurmayı aldı ve bir bez parçasının üzerine koydu. Bütün hendek ashabını ondan yemeğe davet etti. Ashap yedikçe hurma çoğaldı ve bez parçasının dışına taştı.(A. Köksal/İslam Tarihi)

Yine meşhur rivayette, hendek kazılırken ortaya çıkan ve sahabeyi aciz bırakan beyaz taş, Rasulullah’ın üç balyoz darbeleriyle parçalanmış, her darbede çıkan şimşek çakması gibi kıvılcımların; Yemen, Şam (Ortadoğu) ve İran’ın, dolaysıyla Afrika, Asya ve Avrupa’nın kapılarının İslam’a açılacağının müjdesi olarak haber verilmişti. Elhamdülillah bunların hepsi gerçekleşmiştir. Selman-ı Farisi’nin ifadesiyle; “Ben bütün bunların vuku bulduğunu görmüşümdür.” (A. Köksal/İslam Tarihi)

Bu müjdeler mümin yüreklere su serperken, hastalıklı kalplerin de spazm geçirmesine sebep oluyordu. “Muhammed bize Kisra ve Kayserin hazinelerinden bahsediyor ama hiçbirimiz abdest bozmaya gidip sağ döneceğimizden emin değiliz” diyerek müminlerin maneviyatını sarsmayı hedefliyorlardı. Ayette buna dikkat çekiliyor.

“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi. Onlar hem yukarınızdan hem de aşağı tarafınızdan üzerinize yürüdükleri, gözler yıldığı, yürekler gırtlağa dayandığı ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman, işte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğramışlardı. O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, ‘Meğer Allah ve resulü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuşlar’ diyorlardı” (el-Ahzâb 33/9-12);

“Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleriyle geri çevirdi. Allah’ın yardımı savaşta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir” (el-Ahzâb 33/25).

Bu savaşla müşriklerin İslam’ın kökünü kazıma ümitleri kül oldu. Peygamber efendimiz strateji değiştirerek savunma yerine saldırı hazırlığı yapan düşmanlara karşı hücuma geçti. Medine’nin egemenliği pekiştirildi. Kurayza Yahudileri de ihanetlerinin bedelini sürgünle ödediler. Fitnenin merkez üssü haline gelen Hayber fethedildi.

 
Hendek savaşının gerçekleştiği Yedi Mescidler olarak bilinen yer    

Gazze bugün tarihin tekerrür sahnesi. İnsanlığın ibret tablosu. Yapay zekâya teslim olan modern dünyanın vicdanla sınavı.

Temennim mahşeri vicdanın arınması, sağduyunun yeryüzüne hakim olması, Gazze’den aleme adalet ve merhamet eksenli yeni bir dünya fikrinin inkişaf etmesi.

Medine’deki hendekler Gazze’de tünel olarak tezahür ediyor.
Müttefik müşrikler sayısal, siyasal ve silahsal üstünlük olarak bugün daha kalabalıklar.
Ama hendekleri aşamıyor, tünellere giremiyorlar.  
Dünyanın silah ve medya kartelleri Hakkı susturamıyorlar.
O gün kuşatma Medine’yi sarmıştı, bu gün Gazze’yi.
O gün de kıtlık vardı, bugün de Gazze’de babalar çocuklarını doyurmaktan aciz.
O gün de soğuk ve kıştı, bugün de Gazze’de bebekler üşüyor.
Ama bugün Gazze’de bedenleri donduran, kardeşlerinin buz kesmiş kalpleri.    

İnşallah yine bir rahmet rüzgârı eser, kadınların gözyaşıyla sel olur, bebeklerin kanları tufan olur, müttefik müşriklere gazap olup yağar.

Birliklerin birliği; birleşik krallık, Avrupa birliği, birleşik devletlerin buzdan sarayları Gazze ufuklarından doğan, gözleri kamaştıran bir nurla yerle yeksan olur.

Allah buna kadirdir, Allah her şeye kadirdir. Ahh, bir de inananlar inansa …                        

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
B ÖZEL | 06.02.2024 18:12
Gazze için elimizden dua etmek geliyor. İnşaallah kardeşlerimizin huzur içinde yaşadığını da görürüz.
Mehmet TOKUR | 14.12.2023 17:27
"Temennim mahşeri vicdanın arınması, sağduyunun yeryüzüne hakim olması, Gazze’den aleme adalet ve merhamet eksenli yeni bir dünya fikrinin inkişaf etmesi." Âmin ve's-selam
Sevilay Gürbüz | 14.12.2023 13:47
Çok güzel dokunaklı tarihten alıntı kalplere dokunulmus bir yazı rabbim razı olsun