metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

Konuşan Kur’an Hz. Ali” Kitabı Üzerine Bir İnceleme../Leyla Taşdemir

22.04.2021

“Konuşan Kur’an Hz. Ali” kitabı tarihi-bilimsel bir kitaptır aynı zamanda. Öğrenilecek çok şey, okunacak çok kitap; dinlenecek çok fazla öğüt vardır belki de irfanî yaşamın pencereleri için.
 

Olgunlaşma bir anda, kendiliğinden ve öylesine olmuyor. Ne doğada gerçekleşen küçük bir değişim ne de insanın değişimi bir an olmuyor ne yazık ki. Çünkü değişim, uzun soluklu, içinde dünyaları barındıran ve içine birçok dünyaları alan yolculuktur insan için de doğa için de…

Bu nedenle olsa gerek dünya hayatının en bilinen yüzlerinden biri zaman ve mekân güzellikleriyle birlikte insanın kapasitesini sorgulamasına yollar açan değişimlerin dereceleri oluyor. Bu nedenle insan kendi kapasitesi ölçüsünde olgunlaşmayı deneyimliyor diye düşünüyorum. Ki gelişim ve de olgunlaşma zaman içinde olmasaydı hepimiz çok erken yaşlarda olgun, birçok beceriyi, deneyimi yaşıyor olurduk değil mi?

Peki olgunlaşma, gelişme, insanın kendini daha iyi yaşantılara götürmesi sanıldığı kadar kolay mı? İnsan neden bunlara ihtiyaç duyar ya da neden ihtiyaç duymalıdır? Yoksa tüm kabullerimiz zaten varola gelen hayatımızın rutini üzerine midir? Bilgi nerededir? İlim nelere hizmet eder? Bilmek insanlar için neden önemlidir? Ya da neden önemliliğini her daim korur?

Bilgi, ilim, amel etmek bildikleriyle gibi konular konuşulunca aklım hep Hz. Ali’nin asırlara hitap eden öğretileri gelir. Hz. Ali neden bu kadar çok ilim üzerinde durmuş, aklı yüceltmiştir, diye düşünmüşümdür. Elbette bunun birçok nedeni vardır: İlim insan içindir, akıl kemale erdiğinde olgunlaşma başlar, olgunluk aklın bir göstergesidir… Peki ilim ve Hz. Ali’nin akılla ilgili söyledikleri bu kadar önemliyken biz nereden başlamalıyız bunları bilmeye?

Hz. Ali’nin ilmi bizlere nasıl hitap eder?

Yazar Ramazan Deveci “Konuşan Kur’an Hz. Ali” kitabında, yazılmış bilgiler ışığında Hz. Ali’nin yaşamından kesitler sunar ve peygamber efendimizle olan birlikteliğine, bu birliktelikteki bütünlüğün insan yaşamına, Müslüman yaşamına olan yakınlığını anlatır, tevhid, vahdet ve adalet mücadelesi adını verdiği başlık içinde. Çünkü akıl, en başından tüm bunların hepsini kabul vermiştir Hz Ali için.

Peygamber efendimiz, Müslümanlığın kalplerde yer edinmesi niyetine İslam’ı öncelikle yakınlarına anlatmak istemiştir Mekke’de. “Yakın akraba ve aşiretinden başlamak üzere erişebildiğin herkesi uyar! Sana tabi olan müminlere kol kanat ger.” (Şuara,214-215) (s.33).

O dönemlerde Mekke’deki yakın çevresinden başlayarak İslam’ı anlatmak isteyen peygamber efendimiz bir yemek düzenler ve bu yemekte yakın akrabalarına şöyle seslenir:

“Allah birdir, ondan başka ilah yoktur; O’nun eşi, benzeri ve ortağı yoktur” dedi. Ve sözlerine şöyle devam etti: “Vallahi ben herkese yalan söylesem size yalan söylemem. Herkesi aldatsam sizi aldatmam, Sizi kendisine inanmaya davet ettiğim Allah öyle bir Allah’tır ki ondan başka ilah yoktur. (…) (s.35)

“Bu ilahi görevde bana yardımcı ve kardeşim olmayı ve cennet kazanmayı hanginiz kabul eder?” dedi. Hiç kimseden bir ses çıkmadı…

Peygamberimizin sözleri Hz. Ali’yi heyecanlandırıyor, kalbine gönlüne, aklına yerleşiyordu. İçi kıpır kıpırdı. (s.35)

Peygamber efendimizin yaşamının birçok olayında Hz. Ali’nin yanında yer alışının en başından sonuna kadar alan kitap da aklın kemalde olduğundan izlenimler bulunur. Çağrıyı yerine getirmek isteyen peygamber efendimizin hitabına o sırada ilk yanıt Hz. Ali’den gelir.

“Hz. Ali o günlerde on üç yaşlarında bir çocuktu hemen ayağa kalktı “Ben Ey Allah’ın Peygamberi!” dedi. (…) Peygamberimiz üçüncüsünde de kimse çıkmayınca elini Hz. Ali’nin elinin üzerine koyuyor ve “Ebu Talip oğlu Ali benim kardeşim, vasim ve vekilimdir. Sözlerini dinleyiniz ve kendisine itaat ediniz,” dedi.

Hz. Ali İslam’ı tanıdığında daha bir çocuktu. O yedi yaşında Hz. Muhammed’in evine yerleşmiş, onun terbiyesinde büyümüştü. On yaşında iman edenlerin üçüncüsü olarak Müslüman olmuş, o günden sonra da ta ki ölüm anına kadar peygamberimizi hiç yalnız bırakmamış her zaman onun en büyük yardımcısı olmuştu. (s.36)

Hz. Ali’nin İslam’a daveti hiç gerekçesiz kabul edişi onun aklının kemalde olduğunu göstermez mi? İlmin tüm her şeyine açık olduğunu, acaba’lara yer vermeden İslam peygamberinin çağrısına hemen uyması Peygambere olan yakınlığının, samimiyetinin derecesini anlatmaz mı?

Konuşan Kur’an Hz. Ali kitabı beş bölümden oluşmaktadır.

İlk bölümde Hz Ali’nin doğumu, çocukluğu;

İkinci bölümde Hz. Ali’nin peygamberimizle birlikte verdiği Tevhid mücadelesi,

Üçüncü bölümde Müslümanların birliği için verdiği emeği, diğer halifelerin döneminde Hz. Ali’nin tavrını,

Dördüncü bölümde Hz. Ali’nin hilafetini, adalet mücadelsini

Beşinci bölümde ise dünyaya veda edişini anlatır.

Yazar bu kitabında tarihi olayların gelişim sürecini ve yansımalarını anlatır, irfan yorumlarına yer vererek. Tarihin sayfalarındaki olayların özünü ve nedenlerini sunar. Nasıl’lara dair cevaplar vermeye çalışır, yorumlar yapar. Çünkü kavramları ve nedenleri bilmediğimiz sürece akıl gerekçeler bulur kendine.

“Konuşan Kur’an Hz. Ali” kitabı tarihi-bilimsel bir kitaptır aynı zamanda.

Kitabın içerisinde yaşanan olayların anekdotları sayfa sonralarında asıl kaynaklarından alıntılar yaparak oluşturulmuştur. Yazar olayları olduğu gibi aktarır, ardından yorumlamaya çalışır olayın özünden uzak düşmeden.

Teknolojiler, gelişimler, dünyanın yeniyi hemen kabul eden öğretilerinin yanında aslında ariflerin, evliyaların deneyimleri ve de yaklaşımları tüm insanlara hitap ediyor. Çünkü insan fıtratı değişen zaman da mekân da olsa en az değişen, değişimin içinde kendi güzelliğini koruyan bir donanıma sahip. Tabî ki de bunların hepsi iyi anlamda.

Öğrenilecek çok şey, okunacak çok kitap; dinlenecek çok fazla öğüt vardır belki de irfanî yaşamın pencereleri için.

Tüm yolculuklarımız için.

İyi okumalar.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş