metrika yandex
  • $31.3
  • 33.91
  • GA2162

Haberler / Yazı Dizisi

Felsefe Üzerine Düşünceler - 9 / Yusuf YAVUZYILMAZ

07.11.2022

Özgürlük ve sorumluluk arasında nasıl bir denge kurmak gerekir. Hiç kuşkusuz sorumlu olabilmek için başka türlü davranmanın imkanı da olmalıdır. Dolayısıyla sorumluluk için özgürlük ön şarttır. Bir başka konu da iyi ve kötü nedir konusunda birey bilgi sahibi olmasının sorumluluk için gerekli olduğudur. Eğer iyi ve kötü için elimizde bir ölçüt yoksa insan davranışlarını neye göre yorumlayacağız. İşte tam bu noktada vahiy devreye girer ve bize evrensel davranış ölçütlerini verir ve kimseyi bunu kabul etmeye zorlamaz. Toplumsallık alanında ise bizim inancımızı başkasına zorla kabul ettiremeyeceğimize göre, farklı toplumsal gruplar arasında anlaşma yapmak gerekir. İşte Medine vesikası bu arayışın ilk ürünlerinden biridir."

...

Hakikat asla çoğulcu değildir. Hakikatin çokluğu Eski Yunan düşünürlerinden Sofistlere kadar geri götürülebilir. Sofistler, duyumların insanları yanılttığını ve duyuma dayalı bilgilerin aldatıcı olduğunu savunur. Bunu temel alan şüpheciler ise duyum ve aklın yanıltıcı olduğunu, dolayısıyla doğru bilginin imkansız olduğunu savunurlar. Protogoras" insan her şeyin ölçüsüdür" der. Yani ne kadar çok insan varsa o kadar çok hakikat vardır. Bu düşünce doğru kabul edilirse kimsenin kimseyi eleştirme hakkı yoktur zaten. Eleştiri yapmak için değişmez temel değerlere ihtiyaç var bunların kaynağı da Allah’tır. Hakikat tek görünüşleri çoktur.

...

Varoluşçuluğun en etkin temsilcilerinden olan Sartre, ateist bir varoluşçudur. Sartre, Tanrı'nın yokluğu ile insanın özgürlüğe mahkum olması arasında bir bağlantı kurar kuşkusuz. Tanrı olsaydı kural koyma hakkına sahip olurdu, ancak yok der gibidir. Eğer Tanrı olsaydı insanın özgürlük sorununu tartışmak anlamlı olabilirdi. Tanrı olmadığına göre insan, koşulsuz olarak özgürlüğe mahkumdur. Bu felsefi tutum insanı yaptıklarından sorumlu tutar. 
Sartre'a göre temel sorun insanın özgür olmaması değildir, çünkü insan sonsuz özgürdür. Dolayısıyla bütün olaylardan insan sorumludur. Tanrı olmadığına göre bütün kuralları kendisi koymuştur. Sartre'ın "Varoluş özden önce gelir" ifadesi de burada anlam kazanır. İnsanın doğuştan önce belirlenmiş bir özü yoktur. İnsan özünü kendisi seçerek inşa edecektir. Özgürlüğün neden insanı rahatsız ettiği ve insanın özgürlüğünü boğacak kurumları neden ürettiği ise ayrıca tartışılması gereken bir sorundur. İnsan bütün karşılaştığı sorunlardan sorumludur. Çünkü özgürlüğünü boğacak kurumları kendisi oluşturmuştur. 
Denilir ki Sartre, özgürlük sorumluluk ilişkisini o kadar ileri bir noktaya taşır ki, sakat doğan bir çocuğun sakatlığından kendini sorumlu tutar. 
Diğer yandan ateist bir düşünür olmasına karşın Sartre, Cezayir kurtuluş savaşını yürüten Müslümanlara destek verir. Nobel Edebiyat Ödülünü reddeder. Ülkesini Cezayir politikası dolayısıyla eleştirir ve vatan haini ilan edilir.

Jean-Paul Sartre Eserleri ve En Çok Satan Kitapları - Can Yayınları

Jean-Paul Sartre

...

Ünlü İngiliz ampiristi D.Hume'a göre sebep ve sonuç arasındaki ilişki zorunlu değildir. Hume'a göre güneşin doğudan doğması zorunluluk değil alışkanlıklarımızın ürünüdür. Dolayısıyla "yakmayan ateş "önermesi, aklımıza değil alışkanlıklarımıza aykırıdır. Hume'un determinizme yönelttiği bu eleştiri Kant'ı dogmatik uykusundan uyandırmıştır. Eğer Hume haklı ise bilimin en temel ilkesi determinizm işlevsiz olacaktı. Kant bu yüzden sebeplilik zincirinin insan aklında doğuştan gelen bir ilke olduğunu savunmuştur.
Gazali'de sebep sonuç ilişkisine Allah'ın İradesine yol açabilmek için Hume'a benzer bir yaklaşım ortaya koymuştur. Yakmayan ateş mümkündür, çünkü ateş Hz. İbrahim'i yakmamıştır. Kuşkusuz Allah ateşten yakma özelliğini alabilir. Mucize dediğimiz olgu budur. Allah'ın sünnetinde hiçbir değişiklik bulamazsın, anlayışını da determinizm açısından değerlendirmek gerekir kuşkusuz.

...

Auguste Comte eserinin ismine "Pozitivizmin İlmihali" adını vermişti. Kuşkusuz bu bilinçli bir tercihti. İnanıyordu ki, bilim insanlığın bütün sorunlarını çözecek ve dinin yerine geçecektir. Artık insana yol gösterecek tek bir ilmihal vardır. O da bilimin ilmihalidir. Yani "Hayatta en hakiki mürşit bilimdir, fendir." Bu cümle Türkiye'de hakim bilimsel paradigmanın çerçevesini oluşturur. Bilimin ilerlemesi ile dinin gerileyeceği tezine hala inanan Türk pozitivistlerinin ağırlıklı olarak sol-Kemalist ve ulusalcı olmaları tesadüf mü? Elbette hayır. Atatürk, bilimi dinin yerine geçirmeye çalışan bir pozitivistti kuşkusuz.

...

Şüphe ve iman arasındaki ilişkiyi iyi düşünmek gerekir. Sofistlerden itibaren başlayan, septiklerde sistemli olarak ortaya çıkan şüpheciliğin hiçbir olumlu tarafı yoktur. Bu yüzden şüphe yüceltilecek bir değer değildir. 
Şüpheciliğin en büyük tezi şudur: İnsan, herkesin anlaşabileceği bilgiler tümel bilgiler üretemez. Çünkü bilginin kaynakları olan duyum ve akıl yanıltıcıdır. Bu yüzden kesin yargılardan kaçınmak gerekir. Bilgi anlamında doğru, ahlak anlamında herkesin anlaşabileceği değer olamaz. Yapılması gereken kesin yargılardan kaçınmaktır. Bu anlayışla ne bilim, ne hukuk ne de dini inanç olabilir. Şüphe bu yönüyle hiç yüceltilecek bir değer değildir.

...

Pozitivist - laik- liberal aydınların bilim- inanç temellendirmesi, inancı negatif bir algı olarak konuşlandırma ilkesine dayanır. Kuşku ve inanç temellendirmesinde kuşku kutsanırken inanç negatifleştiriliyor. Demek isteniyor ki her tür kuşkudan uzak inancınız değerli bir bilgi değildir. Bunun en steril örneği Celal Şengör, daha komplike olanı da Doğu Ergil'dir. İkisinin zihninde de inanç bilginin karşısındadır. Hiç olmazsa Batıda ki pozitivist bilim eleştirilerini okuyun.Unutmayın Allah'ın bilimsel yolla ispatı mümkün değildir.
KUR'AN boşa yere " gayba inanırlar" demiyor.

...

Marks düşüncesi materyalist diyalektik felsefeyi temel alır. Bu anlayışa göre tek hakiki gerçek maddedir ve o diyalektik bir değişim içindedir. Din, ahlak, sanat toplumun üst yapısıdır alt yapı ise ekonomik ilişkilerdir. Dolayısıyla Marks felsefesinde dinin rasyonel ve anlamlı bir karşılığı yoktur. Zaten Tanrı düşüncesi de insanın kendine yabancılaşmasının sonucudur. Madde temelli olmayan hiçbir varlık düzleminden söz edilemez. Materyalist düşüncenin temel tezi ateist olmasıdır. Vahiy gibi bir bilgi kaynağı da yoktur.

...

Yusuf Akçura "Üç Tarz-ı Siyaset" adlı çalışmasında "neden Osmanlıcılık ve İslamcılığın devrini tamamladığını ve neden Türkçülüğün tek alternatif olarak kaldığını anlatır. İmparatorluk çökerken kurulacak yeni ulus-devletin projesinin temel ideolojisi elbette milliyetçilik olacaktı. Osmanlıcılık ve İslamcılık devlet katından kovulurken, sistemin üzerine bina edildiği iki akım kalmıştı: Batıcılık ve Türkçülük.

Üç Tarz-ı Siyaset - Yusuf Akçura | kitapyurdu.com

...

İslam düşüncesinde özgürlük, bireyin Allah'ın dışında bağlandığı her şeyden sıyrılarak yalnızca Allah'a bağlanmasıdır. Kuşkusuz her ideolojinin kendine özgü bir özgürlük tanımı vardır. Özgürlük yalnız Allah'a kul olmaktır. Batı düşüncesinin ve Özellikle Marksist felsefenin Tanrı'ya inanmayı bir özgürlük yitimi olarak gördüğü açıktır. Bu anlamda İslam medeniyeti ile Batı düşünceleri arasında özellikle özgürlük konusunda kapanmaz bir vadi var.

...

Din-siyaset, akıl-vahiy, akıl-siyaset ilişkileri gerçekten çok boyutlu ilişkilerdir. Bu konuda gündelik siyasal taraftarlığa dayalı, üstelik nezaket sınırlarını zorlayan, bilgiden çok siyasal yandaşlığa dayanan analizler ve yorumlarla çok fazla yol alınamaz. Yapılacak olan Kur'an Öğretisinin toplumsal değişim ile ilişkisini, Peygamberin pratiğinin siyasal olan ile ilişkisini analiz etmektir. Sonra tarihsel pratiğin referans metinlerine bakmak gerekir. Gazali, İbn Rüşt, Hasan Basri, Nizamülmülk ve elbette Batı tecrübesi. Konu derin ve önemlidir.

...

Bir insanın görüşlerinde tutarlı olması çoğu zaman doğru yerde durduğunu göstermez. Faşist ve ırkçı birinin hep ırkçı olarak kalması tutarlılıktır kuşkusuz. Değişim kendi başına bir değer taşımaz değişimin yönü ve niteliği önemlidir. Vahiy insana değişimin olumlu yönde seyretmesi için ahlaki ve vicdani ilkeler sunar. Değişimin iyi ve ya kötü olduğunu değerlendirecek olan vahyin ilkeleridir. Tutarlılık ve doğruluk aynı şeyler değildir kuşkusuz. Tutarlılık önermeler arasındaki bağlantıya , doğruluk ise içeriğe bağlıdır

...

Özgürlük olmuş bitmiş tamamlanmış bir süreç değildir. Bundan dolayı değerlendirme ütopya üzerinden değil var olan üzerinden yapılır. Platon'un dediği gibi mutlak özgürlük idealar dünyasındadır. Yaşadığımız dünyada ise ondan pay aldığı ölçüde özgür olurlar. Dahası ideal olan özgürlüğü temel alırsak yapılan her ileri adımı küçümsemek gibi bir eğilimin içine gireriz. Oysa ideal, tanımlanamaz, soyut bir değerdir. Türk siyasal tarihinde sağ muhafazakarlık soldan ve Kemalizm’den nispi uygulama anlamında çok daha özgürlüğe yatkındır. Sol ve Kemalizm totaliter bir toplum üretme anlamında muhafazakarlıktan çok daha mümbit bir zemin ve ideoloji üzerine oturur.

...

Sofistlerin herkesin üzerinde anlaşabildiği evrensel bilgilerin olamayacağı tezine karşı Sokrates değişmez temel değerlerin olduğunu savunuyordu. Duyu organlarına güvenilemeyeceğini düşünen Sokrates bilginin evrenselliği konusunda yeni bir temellendirme yaptı. Değişmez değerler doğuştan insan ruhunda yer almalıydı. Öğretmene düşen ruhta uyku halinde bilinen düşüncelerin hatırlanmasını sağlamaktır. Öğretmen bilgiyi oluşturan değil hatırlatan, bir anlamda ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri açığa çıkarandır. Bunun için doğurtma dediği yöntemi kullanır. Bu yöntemi kullanmasında annesinin ebe olmasının da katkısı vardır diye düşünülebilir. Sokrates bunun için "kendini tanı!" diyordu. Tıpkı "nefsini bilen Rabbini bilir" ifadesinde olduğu gibi.

...

Postmodernizmin en belirgin özelliği, hakikatin olmayışı, parçalanması ve dahası çoğulculaşmasıdır. Postmodernizm, modernizmin temel dayanağı olan akla güvensizlik ve büyük anlatılara muhalefetle başlar. Faşizm, sosyalizm gibi öğretilere de, dinlerin hakikat tasarımına da karşıdır. Bir anlamda sofistlerin öğretisine yaklaşır.Postmodernizm, aklın egemenliğini yine akla dayanarak eleştirir. Tıpkı Gazali'nin felsefeyi eleştirirken felsefeyi kullanması gibi.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
AHMET YAHYA | 19.11.2022 06:09
SAĞ OL