Süleyman Arslantaş / Zeytindalı operasyonu ve Amerika'nın hali
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Zeytindalı operasyonu ve Amerika'nın hali

29.01.2018
Süleyman Arslantaş

Bazıları, “Türkiye’nin Afrin’de ne işi var?” diyebiliyor.. Eğer Afrin ve benzeri operasyonlar yapılmamış ve duyarlı hareket edilmemiş olsa belki de birileri ileride o bazılarına “sizin bu topraklarda ne işiniz var” derler.

 

Zeytindalı operasyonu ya da Afrin operasyonu ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor. Olayın arka boyutuna bakmadan ileri geri birtakım yorumlar yaklaşımlar almış başını gidiyor. Hatırlayınız ABD’nin 17 Ocak 1991’de Irak’a yönelik olarak başlatmış olduğu Körfez Harekatının önemli hedefleri arasında petrol bölgelerine hakimiyetin yanısıra petrol trafiğinin kontrolü ile İsrail’in güvenliği konusu da vardı.

 

Evet, gerek Körfez harekatı ile ve gerekse Irak’ın işgali sonrası (20 Mart 2003) ABD petrol bölgelerine bir hakimiyet kurdu. Petrol trafiğini de Hürmüz Boğazı uzlaşması ile kısmen çözdü. Fakat Irak’ta işgal ettiği petrol bölgelerinde ve bilhassa işletme imtiyazını önemli ölçüde İngiliz BP ve SHELL’e kaptırdı. ABD öncelikli olarak Irak petrollerini Hürmüz Boğazı bağımlılığı olmadan başka bir hattan sevketmek istiyor. Bunun için iki yol gözüküyor. Birincisi 4 Ocak 1935’te faaliyete geçen ve 1948’de İngiltere tarafından kapatılan Kerkük Hayfa petrol boru hattını yeniden faal hale getirmek. İkincisi de Irak-Suriye koridorundan Akdeniz’e açılan yeni bir enerji hattı inşa etmek. Birincisi için 25 Eylül 2017’de Kuzey Irak’ta bir referandum gerçekleşti. Sözde Barzani’ye referandum sonrası tam bağımsız bir Kürdistan vadedilmişti. Nevar ki referandumun ardından İran ve Türkiye şiddetle bu plana karşı çıktılar ve proje çöktü. İkincisi ise ABD DAİŞ’i de bahane ederek Suriye üzerinde PKK PYD orijinli yeni bir Kürt yapılanması deneyimine başvurdu. ABD Savunma Bakanı James Mattis 14 Kasım 2017’de yaptığı bir açıklamada ABD’nin DAİŞ’ten sonra da Suriye’den çekilmeyeceğini bildirdi. Keza bunu 14 Ocak 2018’de yine aynı şahıs Suriye’de kurmak istedikleri vekil devlet ya da ANKAVİ DEVLET için 30 bin kişilik “sınır güvenliği gücü” kuracaklarını açıkladı. Yani Amerika bununla kendi kontrolünde kurulacak olan bu ANKAVİ DEVLET ile yeni bir petrol hattı inşası zemini oluşturmak, hem de İsrail’in güvenliğini sağlamak istiyordu. ANKAVİ DEVLET modeli de ülke sınırları içersinde olduğu halde fakat ülke yönetimine bağlı olmayan bir devlet modelidir.

 

ABD, petrol, doğalgaz rezervlerinin bulunduğu, Suriye’nin ana elektrik üreten barajının kontrol edilebileceği ve Fırat nehrinin kuzeyinde kendi ordusu Kürtçe müfredatı olan ve tabi ki ABD emirlerine riayet eden, İsrail’in güvenliğine katkıda bulunan ve Müslüman Kürt halkının aidiyetleriyle örtüşmeyen bir tasarım içersinde. Oluşacak olan Kürt devleti aynı zamanda Suriye içersinde bir çıbanbaşı olarak düşünülüyor. James Mattis’in 14 Ocak’ta yapmış olduğu mezkür açıklama aslında bunun resmen dışa vurumudur.

 

ABD’nin gerek Irak ve gerekse Suriye’de yapmak istedikleri konusunda ciddi bir yanılgı ya da güç zehirlenmesi içersinde olduğu muhakkak. Zira bölge ülkelerinin tamamı Muhammed b. Zayed, Muhammed b. Selman ve Muhammed b. Dahlan tarafından yönetilmediği gibi Türkiye ve İran da; BAE, Suudi Arabistan ve Mısır’a benzemez. Birileri bunu ABD’ye hatırlatmalı. Belki de Zeytindalı Operasyonu aynı zamanda bunun hatırlatılması operasyonu da olabilir. Bakınız önce 5 Haziran 2017’deki Katar’a yönelik ambargo kararı karşısında, ardından 25 Eylül 2017 Kuzey Irak referandumu sonrasında ve 6 Aralık 2017 Trump’un ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı sonrasında Türkiye ve İran’ın ortaya koyduğu kararlılık ABD ve İsrail’i tedirgin etmiştir. İran ve Türkiye buna Pakistan’ı da ilave ettiğiniz zaman ortaya çıkan tablo ABD açısından daha da vahim bir boyuta ulaşmakta. Yani bölgenin iki önemli ülkesi Türkiye ve İran eskiden olduğu gibi ABD’nin elini kolunu sallayarak bölgede hakimiyet kuramayacaklarını ABD’ye anlayacağı bir dil ile anlatmaktadırlar. Herne kadar Zeytindalı operasyonu PKK ve PYD terörüne karşı olsa da onlar bu eylemlerini ABD adına yapmaktadırlar. Aslında adı geçen operasyonda hedef ABD’dir.

 

Niçin İran diyorum, onu da açıklayayım. Hatırlanacağı üzere 28 Aralık’ta İran’ın Meşhed ve Kirmanşah şehirleri başta olmak üzere birçok kentinde ayaklanmalar, gösteriler oldu. Trump’un ve Netenyahu’nun erken sevinç çığlıkları ayyuka çıktı. Zira hareketler yerli de olsa sonuçtan memnun olacak olanlar ABD ve İsrail’di. Türkiye’nin İran’daki olaylara soğukkanlı yaklaşımı ve yine başta Ruhani olmak üzere İran yönetiminin itidalli yaklaşımı ABD’nin ve İsrail’in iştahını kursaklarında bıraktı.

 

Zeytindalı operasyonu ile ABD bir kez daha yukarıdan baktığı bir bölge ülkesinden şiddetli bir şamar yemiştir. Zira oluşturulmak istenen 30 bin kişilik “sınır güvenlik gücü” ki bu güç önemli ölçüde ABD tarafından harp araç ve gereçleriyle donatılmış haldedir. Fakat Türkiye Zeytindalı operasyonu ile hem bu güce hem de onun hamisi olan ABD’ye müthiş bir tokat attı. Dikkat edilirse bölgedeki başta Kürt unsurlar olmak üzere, ne Araplar ne de diğerleri Türkiye’nin operasyonundan bırakınız şikayetçi olmalarını memnuniyet duyduklarını ifade etmektedirler. Zira daha önce 24 Ağustos 2016’da Fırat kalkanı operasyonu ile Türkiye Ceraplus’ta bir model ortaya koydu. Huzurlu ve sosyal imkanların olduğu yaşanabilir bir kent modeli oluşturdu.

 

Zeytindalı operasyonundan en çok şikayet edenler Türkiye’nin yerel ve bölgesel bir güç olmasını istemeyenlerdir. Oysa Türkiye’nin geçmiş tarihinde olduğu gibi emperyal bir eğilim yoktur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da topraklarının dışındaki coğrafyalara asla istilacı bir amaçla gitmez. Giderse de tıpkı Ceraplus’ta olduğu gibi hizmet ve huzur için gider. Zaten ilerleyen zaman dilimleri içersinde ABD bölgeden Çin ve İngiltere’nin de baskılarıyla kovulacaktır, tıpkı Vietnam’dan kovulduğu gibi. Unutulmamalı ki ABD’nin bölgedeki varlığı bölge halkının canını, Çin ve İngiltere’nin cebini acıtıyor.

 

Özetle ABD, Suriye’de İran’ın önünü kesmek istiyor. Gelişmekte olan, konvansiyonel silahların önemli bir kısmını kendisi imal eden buyruk almayan, kendi ürettiği dış politika ve stratejiyi uygulayan bir Türkiye’den de hoşlanmamakta. Çin ve İngiltere’yi petrol bölgelerinden uzak tutmaya ve hatta önünü kesmeye çalışıyor. ABD yönetimine, bürokrasisine, ekonomisine önemli ölçüde sahip olan Yahudi-Siyonist lobilerin emri doğrultusunda bölgede İsrail’i tehdit edebilecek bir güç kalmasın istiyor. Türkiye gerek Fırat kalkanı ve gerekse Zeytindalı operasyonu ile ABD’nin Suriye’deki, Irak’taki ya da Ortadoğu’daki tekerine çomak soktu. Şayet Soçi görüşmeleri ve Astana buluşmalarında Türkiye, İran, Rusya Suriye için bir çözüme ulaşırlarsa ABD için bölgeden kovulmaktan başka çıkar bir yol gözükmüyor.

 

Bu makale 1035 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
YUSUF GENÇ

29.01.2018

Yazılarınız ufuk açıcı, daha sık yazmanızı bekliyoruz.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları