Soner Yalçın / Yanıtı Buldum
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Yanıtı Buldum

05.08.2017

Soner Yalçın/Yanıtı Buldum Soner Yalçın

Bir “koltuk” düşünün ki…


Bütçesi; 6 milyar 867 milyon Türk Lirası ile, aralarında Ekonomi, Kalkınma, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Sağlık,

Kültür ve Turizm Bakanlıkları'nın da yer aldığı on bir bakanlığın her birine ayrılan bütçeden fazla!


Personel sayısı 117 bin 378.


Türkiye'nin en büyük “propaganda üssü!”


Evet, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bahsediyorum!


Evet, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'den bahsedeceğim!


Günlerdir…


Kafamdaki soruya yanıt arıyorum…


Mehmet Görmez'in koltuğundan alınmasının gerçek nedenini merak ediyorum…


Gönderilmesiyle ilgili hakkında çıkan her makaleyi okudum. Yok. Aradığım sorunun yanıtını bir türlü bulamıyorum.


Daha bu yıl başında…


Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) 2017-2021 Stratejik Planı'nı hazırladı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından altına 1 milyon liralık S 600 model Mercedes çekildi. Demek Erdoğan ile sorunu yoktu.


Peki ne oldu?


“Yedi yıl görevde bulundu yetmez mi” diyebilirsiniz. İlk DİB Başkanı M. Rıfat Börekçi 17 yıl görev yaptı. Hepinizin bildiği Mehmet Nuri Yılmaz 11 yıl oturdu o koltukta.


Yani… Başkanın görev süresi açık.


Tekrar soruma dönüyorum:


Mehmet Görmez neden koltuğundan ayrıldı?


İş başa düştü…

 

Şii yakınlığı

 

İktidara yakın kaynak dedi ki:


– “Geleneksel ulemaya göre, Mehmet Dönmez ehli sünnete sahip çıkmadı!”


Bu cümlenin kodu şudur: Sünniliğe sahip çıkmadı!


Bu cümleyi sarf eden kişi arkasından şunu sekledi:


– “Geleneksel ulema tarafından modernist bulundu!”


Yani, Mehmet Görmez yenilikçi görülüyordu.


Ne demekti yenilikçilik?


Sorunun yanıtı Mehmet Görmez'in bir yurt dışı gezisinde saklıydı.


Tarih: 27 Aralık 2015.


Mehmet Görmez, Tahran'da yapılacak –İslam mezheplerini yakınlaştırmayı amaçlayan- 29'uncu Vahdet Konferansı'na katılmak için İran'a gitti.


– İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile görüştü.


-Şii din adamlarıyla saf tutarak namaz kıldı.


– Ve konferansta dedi ki:


“Mezhepler, İslam dininin anlaşılmasındaki farklı fikir ve kanaatleri temsil eden, zamanla oluşmuş beşeri mekteplerdir. Hepsinin amacı Allah'a varan istikameti belirlemektir. Her biri ana yola varan bir tali yol mesabesindedir, ancak varacakları yer aynıdır. Mezhebi dinle aynileştirmek ya da mezhep mensubiyetini, İslam aidiyetinin üstünde görmek asla kabul edilemez. Mezhebe dayalı ayrıştırma, ötekileştirme ve çatışma taassubun ve cehaletin yansımasıdır. Mezheplerin dinin önüne geçtiği hallerde en çok zarar gören dinin bizzat kendisi olmuştur… Burada altını çizerek tekrar vurgulamak istiyorum: Şiiler ve Sünniler tek bir ümmettir… Hiç kimse bir başkasını, İslam'ı kendisinin anladığı gibi algılayıp yaşamadığından ötürü tekfir edemez…”


Bir yıl sonra…


30'uncu Vahdet Toplantısı'na Türkiye'den sadece Caferi lideri Selahattin Özgündüz katıldı.


Yani…

 

Sünnilik değil Vehhabilik

 

Mehmet Görmez'in İran'a gitmesi ve konferansta yaptığı konuşma onu, “geleneksel ulemanın” hedefi haline getirdi.


Bir sonraki Tahran konferansına Türk Devleti'ni temsilen –yine– kimsenin katılmaması bundandı. Zaten Mehmet Görmez de göreve geldiğinden beri dört kez davet almış gidememişti. Sebebi belliydi; DİB'deki  Şii- İran karşıtı “geleneksel ulema!”


İran gezisinin hemen ardından 2016 başından itibaren Mehmet Görmez'in koltuğu yıpratılmaya başlandı.


Bunun başında DİB'den sorumlu -dönemin- Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş vardı!


Mehmet Görmez o kadar boğuldu ki, “DİB Cumhurbaşkanlığı'na bağlansın” istedi.


İşin özünde… Devlet içinde Sünniliğe bakış konusunda farklılık vardı.


Teorik dünyaları Suudi Arabistan ve Mısır medreselerinde oluşturulmuş kimi “geleneksel ulema”, Sünniliği –ABD gölgesindeki- Vehhabi-Selefilik ile özdeştiriyordu!


Bunlar, Tahran gezisine bile tahammülleri olmayan İran karşıtlarıydı.


Cübbeli Ahmet'in Mehmet Görmez ile ilgili sözleri şaşırtıcı değildi:


“Diyanet'e bundan tehlikelisi gelmemiştir. Rabbim, vatana millete bağlı ve Ehlisünnete sadık hayırlı bir reis nasip eylesin…”


“Ehlisünneti”, İran düşmanlığının sembol kavramı olarak kullanıyorlardı.


Bir dönem FETÖ'nün yaptığı -CIA destekli- İran karşıtlığını şimdi yeni isimler yürütüyordu. Üstelik FETÖ kumpaslarıyla… Elinde viski bulunan bir gencin fotoğrafı “Mehmet Görmez'in oğlu” yalanıyla medyaya servis edildi!


Ah ne tesadüf! Mehmet Görmez'e medyada en büyük muhalefeti kim yaptı:


ABD güdümündeki Işıkçılar Cemaati'nin gazetesi Türkiye!


Sonuçta…


– Sünniliği, Suudi Vehhabi-Selefi çizgisine getirmemekte direnen…


– Mezhep ayrılığını körüklemeyen…


– Modernist…


Bir din adamı, bilinçleri Soğuk Savaş döneminde oluşturulan “geleneksel ulema” tarafından yok edildi…


ABD kültür emperyalizmi, Türkiye'yi hızla Araplaştırmaya (Vehhabi-Selefi yapmaya) devam ediyor.


Gelecek Diyanet İşleri Başkanı'nın Vehhabi-Selefi temsilcisi olacağından kuşku duymayınız!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kaya Giyim / Kalitede öncü giyim dünyası
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05