Vaaz Kürsülerinden İslami Hayat İnşa Etmek…

26.09.2018
Ömer Faruk Altuntaş

Gençliğim çok ateşli vaazlar dinleyerek geçti. Ben de topluluklar karşısında konuştum, zaman zaman… Çok keyifliydi; kimse sormuyor, sorgulamıyor hatta “Bravo! ne güzel söyledi”, sözleri arasında gururumu okşuyorlardı.

Bazen içlerinden hafifçe itiraz edecekler olursa, birkaç etkileyici argümanla ikna ediyor zaten orada olup benim “mükemmel doğrularıma(!)” teslim olmuş kalabalık da gerisini tamamlıyordu. Hatta sıkılıp da; “hadi arkadaşlar sizler de bir şeyler sorun, sözlerimi onaylamak zorunda değilsiniz!” dediğimde bile kimsenin sesi çıkmıyordu. Her şey güzel görünüyor ama bir türlü helva olmuyordu. Un, şeker, yağ vardı hatta benim gibi “mükemmel” tarifler yapan uzmanlar vardı ama bir türlü sofraya helva gelmiyor, ümmetin makûs talihi zafere doğru yürümüyordu.

Tekir Kedi ile fareler diye güzel bir masal vardır;

Farelere göz açtırmayan Tekir’den artık illallah diyen fareler bir toplantı yapıp buna bir çare bulmak istemişler. Fareler toplanmış ama her kafadan bir ses çıkıyor kimin ne dediği anlaşılmıyormuş. En sonunda yere vurulan bir baston sesiyle hepsi irkilmiş. Bu bastonun sahibi, farelerin en yaşlısı ve bilge ihtiyardan başkası değilmiş;

  • Arkadaşlar yeter! Hep bir ağızdan konuşmaya devam ederseniz hiçbir çözüm bulamayacağız. Bakın benim bir önerim var. Tekir’in boynuna bir çıngırak asalım. Çıngırak sayesinde Tekir kedinin bize yaklaştığını anlayabiliriz ve hemen deliklerimize saklanabiliriz’ demiş.

Fareler bu fikri, çok beğenmiş beğenmesine ama “Tekir’in boynuna çıngırağı kim asacak?” Sorusuna gelince herkes bir köşeye sinmiş. Tam bu sırada lambalar sönmüş ve derinden yankılanan bir çıngırak sesi ile ev karanlığa gömülmüş. Lambalar tekrar yandığında ne toplantı ne de fareler kalmış, ortada yalnızca bir çıngırak varmış.

Ümmetin belası ne İsrail, ne ABD ne de başka İslam düşmanlarıdır. Ümmetin belası “çıngırak” edebiyatıdır. Herkesin harika fikirleri var ama alanda hiçbir işe yaramıyor; Komünistlerin “herkes eşit olacak” hayali gibi… Hristiyanların, kurt ile kuzu barış içinde gezecek hülyası gibi, Budistlerin “Nirvanası” gibi.

Bize çıngırağı Tekir’in boynuna asacak yiğitler lazım. Kastettiğim gözü kara yiğitler değil, âlimlerin karşısında, tıpkı peygamberin karşısında fikirlerini söyleyen sahabeler gibi sözünü esirgemeden konuşan yiğitlere ihtiyacımız var. Aynı zamanda Peygamberden fikirlere hürmet göstermesini öğrenmiş, yiğit “âlimlere” ihtiyacımız var. Biliyorum karizmalar yerle bir olacak, herkes sizi hürmetle değil, yanlışlarınız, hatalarınızla anacak. Ama Ebu Hanife’yi İmam-ı A’zam yapan kaliteyi göstermiş olacaksınız.

Artık kimseden monolog vaazlar dinlemek istemiyorum” diyen topluluklara, diri fikirli insanlara ihtiyaç var. Bunu inşa edecek olanlar ise her gün televizyonlara, videolara çıkan, bize mükemmel tarifler sunan Âlim dostlarımızdır.

Her cemaat lideri kendi televizyonunda, videosunda kendi cemaatinden muhaliflerle edep dairesinde tartışamaz mı? Farklı fikirlerle nasıl konuşulur, “avam” dedikleri ve edilgenliğe mahkum ettikleri insanlara gösteremezler mi? Aynı şekilde farklı cemaatlerin fikir babaları, televizyonda karşı karşıya gelip, cemaat holiganları olmadan, alkışlayıp; “yaşasın bizim hoca nasıl da lafı çaktı” pespayeliğine düşmeden tartışamazlar mı?

Sonunda ne mi olacak? Avam deyip aklını çaldığımız halk, kendi hocasının zaman zaman nasıl bocaladığını, yanıldığını görecek, avamlığı reddedecek ve böylece gerçek âlimler sayesinde bütün Müslümanların aklından faydalanmanın yolu açılmış olacak.

İşte o gün geldiğinde belki biz görmesek de ümmet helvayı yiyecek, çıngırağı Tekir’in boynuna asacak…

Allah’a emanet olun, Allah’tan emin olun!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye