19 Kasım 2019 Salı •

SURİYE YORUMU

09.10.2019
Süleyman ARSLANTAŞ

 SURİYE YORUMU / Süleyman ARSLANTAŞ

Uzunca bir süreden beri Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın ilgisi Suriye üzerinde odaklanmış durumda. Başkan Erdoğan: “Belki de bir gece ansızın gelebiliriz” ifadelerinin ardından Türkiye Suriye’ye ne zaman müdahale edecek sorusu sıkça sorulmaya başlandı. Elbette Suriye ve Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmesinin yerel, bölgesel ve küresel yankıları ve sonuçları olacaktır.

Öncelikle bir hususun altını çizmekte fayda var. İran, Irak, Türkiye ve Suriye devletleri (rejimleri değil) belki de Allah’ın vahdaniyeti konusunda ortak bir noktada buluşamayabilirler. Ama, bahsi geçen coğrafyada hangi ırk ve aidiyet olursa olsun yeni bir etnik ya da inanç temelli bağımsız bir devlet yapılanmasına karşı olmakta birleşirler. Bu nedenledir ki Türkiye’nin muhtemel Suriye harekatı karşısında diğer üç bölge ülkesi Türkiye’ye karşı ciddi bir muhalefet ortaya koymaz kanaatindeyim. Beşar Esat rejimi ya da Suriye Baas rejimi de muhtemel müdahaleye bilhassa Türkiye’nin altını çizdiği Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu nedeniyle muhalefet etmez.

Türkiye bu harekatı niçin yapıyor ya da yapacak?

Bu sorunun cevabını Cumhurbaşkanı Erdoğan her vesileyle ortaya koymakta. Belirtmek gerekirse Türkiye’nin bu harekattan amacı kendi güvenliği ve bölge güvenliği için bölgeden terör örgütlerini uzaklaştırmak ya da bitirmek. İkincisi 13 Eylül 2019 Göç idaresi verilerine göre toplam Türkye’de bulunan 3.658.250 Suriyeli sığınmacı ve göçmenlerin en az 2 milyonunun yeniden kendi topraklarında iskanı. Üçüncüsü ve en önemlisi de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Aslında bu üçüncü madde ABD’nin İsrail’in güvenliği için bölge ülkelerinin ankavi devlet ya da butik devlet/devletçik modellerine evrilmesine karşı bir duruştur. Tabi ki İsrail ve onların ABD uzantısı olan evanjelik ve Siyonist mihrakların hoşuna gitmemektedir.

Bu nedenledir ki ABD başkanı Trump kendisiyle, ihraz ettiği makamı ile çelişen kararlar alıyor, twitler atıyor. Trump’ın bu karar ve twitlerini kendi iç politikaları merkezli okumakta yarar var. Zira şu anki ABD yönetiminde üç odak öne çıkıyor; Beyaz saray, Pentagon ve Evanjelikler. (Mike Pence, Pompeu, Bolton bunlardandır.)

İkinci bir soru. ABD’nin Suriye’de bulunmasının YPG, PYD, SDG’ne destek vermesinin nedeni.. ABD’nin Suriye politikasında öne çıkan iki önemli neden vardır. Bunlardan birincisi petrol bölgelerini kontrol ederek ve yine Doğu Akdeniz’de etkin olarak bölge petrollerine bağımlı olan Çin ve AB’ye karşı ekonomik rekabet gücünü korumak ve artırmak. İkincisi de İsrail’in güvenliği sorunu. Trump’ın önceliği birincisinde iken, Evanjelikler ikincisine önem vermektedirler. Zira Evanjelikler ve Siyonistler şunu çok iyi biliyorlar ki İsrail’in arkasından ABD çekilirse İsrail diye bir devlet kalmaz. İsrail bizatihi bir devlet değil izafi bir devlettir. Bu nedenle de şu anda bölgede en çok panik halinde olan devlet İsrail. İsrail neredeyse etrafı düşmanla çevrili bir ada devleti gibi.

Bazıları özellikle ABD’nin niçin terör örgütlerine bu denli lojistik destek sağladığını sorguluyorlar. Bu sorunun önemli ölçüde cevabı Vietnam Savaşında gizlidir. ABD 1965’de fiilen başlayan 1973’te Paris Antlaşmasıyla sonlandırılan Vietnam Savaşında toplam 300 milyar dolar harcadı. 46 bin ölü, 330 bin yaralı, 3700 uçak kaybı, 4800 helikopter kaybı yaşamıştır. Niçin? Çünkü ABD Güney Vietnam’a yardım ederken, Çin ve Rusya Kuzey Vietnam’ın yanında yer alıyordu. Yani ABD Soğuk savaş döneminde başkalarının toprağında kendisine alternatif olacak güç odaklarıyla çarpışıyordu, diğer yandan da konvansiyonel silahlarını yenileme ve canlandırma imkanını elde ediyordu. Maalesef şu anda da durum bundan farklı değil. Suriye ve Irak topraklarında Çin ve AB’ye karşı tedbirler alıyor, onların enerji kaynaklarına ulaşımına engel olmaya çalışıyor ABD. Bu nedenledir ki bir hususun altını özenle çizmek isterim. ABD biteviye terör örgütleri olan PYD, YPG, SDG ile birlikteliğe devam etmez/edemez. ABD için bölgede 2.5 önemli ülke var. Türkiye, İran ve Mısır.

Türkiye bölgenin en güçlü ve aynı zamanda NATO ülkesidir. ABD’nin şu anda Suriye’de bulunmuş olduğu topraklar petrol yataklarıdır. Rakka, Haseke ve Deyri Zor gibi yerler. ABD dün 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı operasyonunda bölgedeki yandaşlarını yalnız bıraktığı gibi, Ocak 2018’de başlayan 16 Mart 2018’de sona eren Zeytindalı Operasyonunda da yandaşlarını yalnız bıraktı. ABD’nin yandaşlarına vermiş olduğu lojistik destek ve silahlar kimseyi yanıltmasın. Dün olduğu gibi bugün verilen lojistik destek ve silahların yarın kimin elinde olacağı bilinmez. Bu nedenledir ki Mazlum Kobani (Ferhat Abdi Şahin) gibi SDG sözcüsü Kina Gabriel de; “ABD bizi arkadan bıçakladı” sözü ile ümitsizliğini dile getirmektedir. Yani dün Irak-ABD savaşında ya da Körfez Krizinde Hürmüz Boğazını kullanmak için İran’a PEJAK’ın bitirilmesi Mücahidan-ı Halkın etkisizleştirilmesi, Taliban’ın İran sınırlarından uzaklaştırılması ve Saddam’ın yok edilmesi sözünü veren ABD hiçbir zaman Türkiye ve İran’ı gerçek manada karşısına almaz ve almıyor da.

Dilerseniz bu kısa yorumu Kıbrıs Harekatı benzetmesiyle sonlandıralım. 15 Temmuz 1974’te Yunanlı subaylarla birlikte Makarios’a karşı darbe yapan EOK lideri Nikos Sampson darbesinin ardından Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit yine bir başka garantör devlet olan İngiltere’ye gitmişti. (16 Temmuz.) Ecevit 18 Temmuz’da yurda döndü ve ayağının tozu ile Ankara Palas’ta ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Cyrus Vance ile buluştu. Uzun görüşmeler ardından basının karşısına geçti. Gazetecilerden birisi: “ABD muhtemel Kıbrıs çıkarması için kırmızı ışık mı yeşil ışık mı yaktı?” mealinde bir soru yöneltti. Ecevit hayır dedi. Ne kırmızı ışık ne de yeşil ışık yaktı ABD. Yani bizler o zamanlar bunu sarı ışık olarak yorumlamıştık. Yani fırsatını bulursan Kıbrıs’a çıkabilirsin şeklinde. Nitekim 20 Temmuz’da da TC. Ordusu Kıbrıs’a Ecevit’in deyimiyle “Kıbrıs Barış Harekatı”nı başlattı. Şimdi de ABD’nin yakmış olduğu sarı ışıkla Başkan Erdoğan’ın liderliğindeki TC ordusu “Barış Pınarı” harekatını başlatacak.

Hayırlısı olsun.

Gerçekleşecek olan bu harekat da çeşitli terör örgütlerine ders olsun…

9 Ekim 2019

Yorum Ekle
Yorumlar
Abdullah Aydın

10.10.2019

Kaleminize sağlık, teşekkürler.
MehmetAli

09.10.2019

Barsaklar temizlenir inşallah.. Ki, kalbimze sira gelebilsin .. ... Teşekkürler agabey
Leyla Yıldız

09.10.2019

Çok uzun zamandır huzursuzluğun, kanın, isyanın, işgalin, terörün, denenmemiş silahların ve İslam coğrafyalarının merkezi olan bu bölgemiz sükunete kavuşursa diğer sorunlarımıza sıra gelebilecek. Yoksa kendi çarklarını yiyen makineler gibi gücümüzü yanlış yerlerde tüketmeye mecbur olacağız. Hürmetlerimle
Dürümiye / Lezzete Davetiye