21 Ekim 2019 Pazartesi •

Statükoyu Rahatsız Etmek

17.09.2019
Atasoy MÜFTÜOĞLU

Statükoyu Rahatsız Etmek / Atasoy MÜFTÜOĞLU

Yazarımız Atasoy Müftüoğlu'nun Her Taraf Haber için Kaleme Aldığı Yeni Yazısını İlginize Sunuyoruz:

Sömürgecilik yoluyla evrenselleştirilen ideolojik – ırkçı dil/söylem/felsefe ve siyaset, modern tarihi olumsuz yönde etkiledi, bugün de etkilemeye devam ediyor. Modern uygarlık ilerledikçe, insani- vicdani- ahlaki alanlara yönelik kötülükler de ilerliyor. Günümüzde, İslam dünyası toplumları, Batı’ nın, Amerika’ nın çıkarları doğrultusunda tanımlanıyor, hiçbir şekilde meşrulaştırılmayacak dayatmalar, kuşatmalar, ambargolar, tehtitler yoluyla sistematik bir biçimde baskılanıyor. Kendilerine insan-altı muamelesi yapılarak soykırıma tabi tutarak soykırıma uğratıyor.

İslam dünyası toplumları, kültürleri, epistemik nesne konumuna mahkum edildikleri için, bilgi üzerindeki kongtrolü hiçbir biçimde sorgulama/ tartışma/yorumlama konusu yapamıyor.Batılı seküler – ırkçı bilgi, her dönemde, her ülkede uygarlık misyonu adına, kolonyalist bir kontrol/ baskı aracı olarak kullanılıyor. Her iki Batı’ nın (Avrupa- Amerika) entelektüel- felsefi üstünlüğü iddiasını haklılaştırmak üzere icat edilen, ideolojik- kültürel çerçeve, Amerikan üniversite sisteminin küreselleştirilmesi yoluyla, her dönemde tahkim edilebiliyor. Bugün hangi ülkede olursa olsun üniversiteler, Amerikan üniversitelerinin kurumsal kopyalarıdır.

       İslam dünyası ülkelerinde, bu ülkeler, bağımsızlıklarını tamamlayamadıkları için, hakim bilgi- bilim yaklaşımının ideolojik niteliği, bugüne kadar, ne yazık ki, eleştirel bir muhakemeye tabi tabi tutulabilmiş değildir. Böyle bir muhakemenin yapılabilmesi için, İslam toplumlarının/ kültürlerinin, bütünlüklü, bağımsız alternatif bir bilgi- bilim çerçevesi- programı- projesi ortaya koyması gerekir. Batıı bilgi ve iktidar yapıları tarafından madunlaştıran bilgi- kültür ve dünya görüşünün bağımsızlığı, hayati önemi olan bir konu olma özelliğini koruyor. Batı’ lı bilgi’ nin (epistemolojinin) otoritesi- iktidarına tabi olan bir ülkede, epistemolojinin bağımsızlığı sağlanmadan hiçbir konuda, hiçbir alanda, hiçbir zamn İslami bir tasavvur üzerinde çalışılamaz.

Kendi dünya görüşü doğrultusunda farklı bir tercih yapma imkanına sahip olmayan bir toplum ya da kültür, bu duruma, özgür olmadığı için katlanır. Seküler vesayetin mutlaklaştırıldığı bir toplum ya da kültür, bu duruma, özgür olmadığı için katlanır. Seküler vesayetin mutlaklaştırıldığı bir toplumda, İslami fikirleri/ inanaçları gerçeğe dönüştürme gücü, bilinci, yeteneği ve iradesi bir şekilde yok edilmiştir. Entelektüel haçlı seferleri yoluyla mutlaklaştırılan seküler vesayet karşısında, Müslüman aydınlar- düşünürler- entelektüeller- ilahiyatçılar, hangi tarafta yer alacaklarına nihai anlamda bir türlü karar veremiyor. Entelektüel anlamda İslama yönelik güven duygusu kaybedildiği için, her tür vesayete meydan okuyan bağımsız düşünceler/fikirler/cevaplar üzerinde çalışılamıyor.

     Modern dünya sisteminin sömürgeci yapısı ile ilgili olarak siyasal ve epistemelojik sorgulamalar yapılamadığı için, modern modern araçsal- ideolojik- faydacı aklın baskısı altında bulunan İslam toplumları, maalesef, islami aklın özgürlüğünü gündeme getiremiyor. Bu konuda kapsamlı düşünceler, çözümlemeler yapabilmek için İslam toplumlarını yoğun düşünceye, yoğun bilince, bilincin egemenliğine çağırmak gerekiyor. İslam toplumlarında popülizmin ve hamasetin egemenliği siyasal bilinci yok ederek, kitleleri pasifleştiriyor. Hiçbir konuda kendi düşünceleri, yorumları olmadığı için, yerleşik din’ i yada, politik otoritelerin düşünce ve yorumlarını kayıtsız şartsız benimseyen toplulukların, kapsamlı ve derin düşünme çabası içerisinde oldukları, bağımsız bilinç inşası için sorumluluk aldıkları görülmemiş, duyulmamıştır.

      Düşünmeye, felsefeye yabancılaşan toplumlarda ve kültürlerde, karşı karşıya bulundurduğumuz tarihsel, siyasal, hukuki sorunlarla ilgili olarak derinlikli çözümlemeler yapılamıyor. Felsefeyle ilgilenmek, kuramlarla ilgilenmek demek değildir. Felsefe aynı zamanda uygulanabilir oranla ilgili  çözümlemeler yapabilir. Aziz İslam’ ın ve Aziz Kur’an-ın, günümüze soyut- kurumsal tartışma- araştırma konusuna indirgenmesi Müslüman aydınların- alimlerin- düşünürlerin, konfor ve statüko alanlarını muşrulaşdırları için tarihsel sorunlarla yüzleşme cesareti gösterememeleriyle yakından ilgilidir.

Düşünsel sorgulamaların yapılmadığı toplumlarda, düşünce dondurulmuştur. Sorgulamayan geleneklerin zamanla bir tür uyuşturucuya dönüştüğü bilinen bir gerçektir. Böyle durumlarda, aklın işlemez hale geldiği unutulmamalıdır. Büyük ve uzun soluklu bir bilinç yürüyüşü/ savaşı ancak günümüz dünyasına/ toplumlarına/ insanlığına hitap edebilecek nitelikte içerik üreterek, bilinç ve sorumluluk üreterek başlatılabilir. Ancak, bu tür bir yürüyüş ve savaşla statükoların rahatsız edebilir, statükoların rahatsız edilebileceğini kanıtlamış oluruz. Geçmişte yaşayanlardan yararlanmakla, onları taklit etmek, putlaştırmak birbirinden çok farklı şeylerdir. Taklit ve putlaştırma, yeni ve bağımsız düşüncelerin gelişmesine engel teşkil eder. Sloganlarla, klişelerle, bağırıp çağırmalarla, Hamasete katlanmak, düşünmekten kaçmak demektir. Hamasetle ancak, sahte umutlar üretilebilir.

İslam dünyası toplumlarında, insanlara, halklara yalnızca onların duymak istedikleri hikayeleri anlatan popülist dini ya da siyasal hareketler/iktidarlar, kitleleri gerçeklere yabancılaştırdıkları için, toplumlarımız, nükleer/ kimyasal silahları, ırk ayrımcılıklarını, ideolojik ayrımcılıkları, sömürgeciliği, soykırımı icat eden, uygulayan modern- seküler uygarlık karşısında derin, sorgulayıcı/ eleştirel bir kavrayış oluşturamıyor. Bu konuda, sorumlu, öfkeli, redikal,güçlü bir dille ve sözcüklere ihtiyacımız olduğu açıktır. Günümüzde, öfkemizi paylaşabileceğimiz İslami bütünlüğü ödünsüz teslim etmeye çalışan topluluklar oluşturmamız gerekir. Günümüzde, toplumlarımızda, dini hayatın sürdürdüğü tartışmalara tanık olduğumuzda, İnsak çok uzak yüzyıllarda yaşadığını düşünmeye başlıyor.

Ucuz dostlukların, ucuz düşmanlıkların ve ucuz ilgilerin yaşandığı bir dünyada, hiç kimse hiçbir bilgeliği umursamıyor. Sorumsuz bir şekilde zenginlik ve iktidar biriktiren ve iktidarlara tapınılan bir dünyada, bir Müslümanın gidişata katılmak yerine, kendisini bir entelektüel savaşçı- bilinç savaşçısı olarak konumlandırması gerekiyor.

Yorum Ekle
Yorumlar
y karakan

18.09.2019

eleştiri alkıştan iyidir.
Dürümiye / Lezzete Davetiye