24 Ağustos 2019 Cumartesi •

Reis Yenildi mi?

19.10.2018
Mehmet Yavuz AY

Osman Başıbüyük, odatv’deki yazısında böyle buyurmuş : “Reis Yenildi*”

St. Petersburg (Rusya) gezisinde, bir müzede Rus Subayının yenilgilerini anlattığında önce yadırgamış sonra hak vermiş.

Osmanlı’nın batışını anlatırken, bilim ve teknolojiden geri kalmayı, ekonomik sıkıntıları öne çıkarmış. 1876’da II. Abdülhamid tahta geçtiğinde Osmanlı’nın iflas ettiğini belirtmesine karşın Abdülhamid’e saldırmaktan geri durmamış. 1881’de Batı karşısında diz çöken Abdülhamid’in Duyun-u Umumiye’yi kurduğunu ifade ile aldığı borçlardan, kaybettiği topraklardan dem vuruyor. Osmanlı’nın sorunu bilim ve teknoloji’den kopuş ve üretimsizlikti diyor. Tek adam rejiminden bahsediyor.

Cumhuriyetle beraber tek adam rejiminden kurtulmuşuz. Halk kendi kaderi üzerinde söz sahibi olmuş. Ülke 15 yıl içinde 100 yıl ileri atlamış.

Menderes döneminde tekrar balık oltaya yakalanmış. İnönü, ABD ile ikili anlaşmalar imzalayarak(Truman Doktrini, Marshall Planı)  askeri, ekonomik ve eğitim alanında tavizler vererek emperyalizme kapıyı aralamış. Menderesle beraber Türkiye emperyalizmin oltasına tekrar yakalandıktan sonra bir daha hiç kurtulamamış.

Özal’la beraber devletçilik dönemi sona ermiş.

Çiller, Gümrük Birliğine girerek 2001 ekonomik krizinin temellerini atmış. Bu krizle Bülent Ecevit döneminde IMF’ye teslim olunmuş. Kemal Derviş yasaları çıkarılmış.

6 Ok güzellemesi ile Erbakan övgüsü enteresan ve hayret verici…

Erbakan, ABD karşıtı olmakla kalmayıp, AB, IMF, Dünya Bankası ve Küresel Sermaye karşıtıymış.

Erbakan siyasal İslâm’ın etkisinde olsa da Atatürk’ün yazdırdığı Lise Tarih Kitabı ile eğitim görmüş bir lidermiş.

Erdoğan’ın iç ve dış politikada yaptığı yanlışlar…

17-25 Aralık yargı darbesi 15 Temmuz darbe girişimini sadece Gladyo’nun işi olarak nitelemiş.

Ekonomik hatalar, sıcak para, McKinsey, muhacirlere kapıların açılması…

Karizma, medya kontrolü, tarikat ve cemaatler, muhalefet yokluğundan bahisle Erdoğan’n iktidarının sonlandırılması için çözümün ESKİ CHP’yi kurup, 6 OK’a dönmek olduğunu buyurmuşlar.

Konulara vukufiyeti olmayan biri için, doğru söylüyor kanaati oluşabilir.

Ne yazık ki, kışlada verilen konferanslara, İnkılâp Tarihi derslerinin günümüz versiyonuna, lise Milli Güvenlik derslerine benzemiş. Bunca geçen zamandan, olaylardan ders almamış; askeri vesayet sisteminin egemen olduğu dönemin tek taraflı, eksik, düşük seviyeli bakış açısıyla bir değerlendirmede bulunmuş Başıbüyük.

Ben de onun okuduğu Harp Okulu’nda okudum. Subay oldum. 20 yıl görev yaptım.

Rus subayının yaptığını hiçbir zaman yapmadılar. Kerameti orduda, birinci adamda gördüler.

Osmanlı’nın yıkılışında bilim ve teknolojiden, geri kalmadan bahsederken; ordunun teknik gelişmelerin karşısında durduğunu ifade etmiyor. Bilim ve teknolojiden geri kalış bir vakadır ancak orası sonuçtur, sebeplere bakmak gerekir. Batı sanayi sıçraması yaparken, darbeci askerlerin padişah katlettiklerini, sadrazam, şeyhülislam kellesi aldıklarından bahsetmiyor.

Ahlaki çürüme, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, liyakat sahibi idareci eksiği, dünyadaki siyasi, teknik ve ekonomik gelişmeleri okuyamama ana sebeplerdir. Ordu, Osmanlı’nın batış sebepleri içinde ana aktörlerden biridir. Osmanlı darbecileri (asker, bürokrat, din adamı) din elden gidiyor diye darbe yaparlar, padişah hal ederler, kelleler alırlardı. Dünya nereye gidiyor, biz nerede yanlışlar yaptık, ne yapmalıyız diye düşünen çok azdı. Osmanlı batan gemiydi, Batı kontrolündeki paşalar ve bürokrasinin çoğunluğu,  çıkarlarından başka bir şey  düşünmeyen kifayetsiz muhterislerdi.

1876’da II. Abdülhamid tahta geçtiğinde Osmanlı’nın iflas ettiğini söylüyor, yine de Abdülhamid’e saldırmaktan geri durmuyor. Tek adamlığından bahsediyor. Ülkeyi sattığından, toprak kaybettiğinden dem vuruyor.

Zekâmızla alay ediyor. Harp Akademilerinde, dünyanın çeşitli ülkelerinde Abdülhamid siyasetinin ders olarak okutulduğunu saklıyor. Emperyal ülkelerin siyasilerinin, medyasının saldırdığı Abdülhamid’e, anti emperyalist pozlarla saldırmak utanç vericidir.

Elbette eksikleri, yanlışları ile Abdülhamid’in Osmanlı’nın yıkılışını geciktiren adam olduğunu sağduyulu herkes kabul eder.

Başıbüyük hızını alamamış, Cumhuriyetle tek adam rejiminden kurtulduğumuzu söylüyor, yüzü de kızarmıyor anlaşılan. Halk söz sahibi olmuş, ülke ileriye gitmiş. Liseli çocukları bile ikna edemeyeceğinin farkında bile değil. 1923- 1938 yılları için kurulmuş somut bir cümle yok. Mustafa Kemal’in tek adam olmadığını kim söyleyebilir. Önce, ideolojik olarak iman ettiğiniz batılılar söylüyor.

Binlerce şehit ve gazi kanıyla kurtarılmış Anadolu toprakları üzerinde, savaştığımız emperyalistlerin ideolojileri nasıl hâkim kılındı?

Çanakkaleyi geçilmez kılan iman ve kararlılık niye terkedildi?

 Birinci Meclis niçin ve nasıl lağvedilmiştir? 1921 Anayasası niçin kaldırılmıştır?

Bugün yaşadığımız sorunların altında 1924 Anayasasının etkileri yok mudur?

Hilâfet, Büyük Millet Meclisi’nin uhdesinde neden askıya alınmıştır?

Kurtuluş Savaşı’nın asli unsurlarından olan Kürtler niçin günah keçisi yapıldı?

İstiklal Mahkemelerinin toplum bünyesinde oluşturduğu travmalara hiç baktınız mı?

Kilometrelerce idam sehpaları niçin kuruldu?

1930’lu yıllarda uçak üreten, ihraç eden kahramana neler yapıldı? Fabrika nasıl kapatıldı.?

1937’de Dersim’de neler yaşandı?

Herkesin yanlışları ve doğruları vardır. Ama kimseyi mutlaklaştırmaya gerek yoktur. Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur.

Eleştirilerinde haklı olduğu hususlar var. Menderes, Özal, Çiller eleştirisi yaparken, ki yapmalıyız, ordunun tesis ettiği askeri vesayet sisteminin açtığı yaralardan hiç bahsetmiyor. Menderesi, emperyalist batılı ülkelere kapı açtığı için suçlarken, 1960 darbesini yapan subayların Türkeş’e okuttuğu bildiriden hiç bahsetmiyor: NATO’ya CENTO’ya bağlıyız!

Hele askerlerin topyekûn savaş ilân ederek itibarsızlaştırdıkları, sorguya çektikleri, küfür ettikleri, gerici olmakla itham ettikleri Erbakan’a yaptığı övgüye ne demeli: “Hadi ordan bee!” (Erbakan’ın tabiri). Şimdi övgüler yağdırdığınız Erbakan’ı postmodern darbeyle iktidardan alaşağı etmediniz sanki! Şimdi millilikten yerlilikten bahsediyorsunuz. Yerli ve milli Anadolu çocuklarını ordudan atan zihniyete bir çift sözünüz var mı?

Kurtuluş reçeteniz 6 OK zamanını, zeminini kaybetmedi mi?

Eski CHP’yi kurup iktidara getireceğiz, ülke kurtulacak öyle mi?

Gladyo’ya bağladığınız darbe süreçlerinin aktörleri generalleri nereye koyacağız?

Küresel bir gücün kontrolünde liberal kapitalizmin her türlü vahşiliğinin sergilendiği günümüzde, Erdoğan’ın yaptığı iyi şeylerin hiç birini görmeden sadece suçlayıcı olmak insafa sığmaz.

Elbette eleştirelim, yanlışlarını, kör noktalarını gösterelim.

Ülkemizin en büyük eksikliği etkili, inandırıcı bir muhalefetin olmayışıdır.

1920’den 2002’ye ülkeyi dindar kadrolar yönetmedi. Batı’ya iman etmiş kadrolar ne yaptılar? Küçük, sözü dikkate alınmaz bir ülke olmaktan kurtulabildik mi? Elbette zor şartlar altında yapılan iyi şeyleri de görmeliyiz.

Batı’nın uşağı diye itham ettiğiniz Erdoğan, diyelim ki öyle, İnsandır yanlışları var ve olacak. Biz de sorumlu bir dille eleştirmeye devam edeceğiz.  

Ya siz nesiniz?

Kurmay subayken, generalken NATO’cu, emekli olunca Avrasya’cısınız. İstisnaları tenzih ederim.

Bilime iman ettiğinizi söylersiniz, bize emanet ettiğiniz ordunun garajları Batı ordularının çöplüğü gibiydi. 1980-1990’lı yıllarda 1914 model müzelik araçlar, silahlarla boğuştuk durduk. Ordunun ihtiyaçlarının yerli ürünlerle karşılanma oranı % 7 civarındaydı. Bugün bu oran % 65’e çıktı. Ülkemiz yarı bağımsız hale bu hamlelerle geldi.

Yani bize Kemalist kadrolar bağımsız bir ülke bırakmadılar.

Birbirimizi yok saymaya gerek yok. Şunun farkına varırsak bütünlüğümüzü koruyabiliriz. Türkiye’nin önüne konan AB, Amerika, Batı hedefleri yanlıştı. Yanlış olmaya devam edecek. Gardiyanına âşık mahkûm olmayı kabul edersek hep beraber yok olacağız.

 

 *Reis Yenildi, Osman Başıbüyük

https://odatv.com/reis- yenildi-11101822_m.html

 

19.10.2018

Yorum Ekle
Yorumlar
Hamdi Yıldız

23.10.2018

Yüz yüze görüşmek tartışmak anlaşmak lazım.
Hidayet ÇELİK

21.10.2018

Bu yazı vesilesiyle sizin yazıyı okumadan önce Osman Başıbüyük'ün yazısını da okudum. Bence bazı noktalarda itiraz edilebilecekse de, o yazının da bazı gerçeklikleri ifade ettiğini düüşünüyorum. Ama, kanımca Osmanlı'nın geri kalmasında bilimin ve teknolojik gelişmelerin zamanında yakalanamaması en önemli faktörlerden birisi olsa da, bunda padişahların rolünün Oman Bey'in belirttiği düzeyde olmadığını düşünüyorum. Tam aksine, taaa Genç Osman'dan itibaren padişahlar hep reformist olmaya çalışmışlar, ancak başta din adamları olmak üzere çıkarlarının bozulacağını düşünen ordu hep karşı çıkmıştır. Yeniçeri isyanlarının temel nedenleri padişahların yapmaya çalıştıkları dönüşümlere karşı çıkan yeniçeri ağaları olmuştur. Yine kanımca, hem Osmanlı'da hem de Cumhuriyet döneminde "tek adam" olmayan bir dönem yoktur maalesef. Ama, şu da ifade edilmelidir ki "istişare ve liyakat"ın temel alındığı "adalet"in tam olarak uygulandığı bir toplum yönetim biçimi (adı ne olursa olsun) oluşturmadıkça temel sorunları aşmamız çok zor olacaktır diye düşünüyorum. Bazı yönlerine katılmasam da, her iki yazı da bilgilerime daha da zenginleştirdi. Yazarlarına teşekkür ediyorum....
Mahmut AY

21.10.2018

Güzel, teşekkür ederim
Hüseyin Yüzen

21.10.2018

Tebrik ediyorum
Arif yazıcı

20.10.2018

Gardiyanina aşik mahkum değil. Aslı.. Doktoruna aşik hastadir.... Cumhuriyetin hiçmi güzel tarafi yokmuş bir sorarmusin... Benim gibi ancak muhalefetlik yapiyor.
Ömer ÇOLAK

20.10.2018

Elinize sağlık
Erdoğan Dönmez

20.10.2018

Abi sizi de kızdırdılar sonunda ya pes doğrusu. Ama şunuda hiç unutmamak lazım, iyi yada kötü tüm fikirler bizim için deniz feneri gibidir. Biz onlardan faydalanırız.
Dürümiye / Lezzete Davetiye