24 Ağustos 2019 Cumartesi •

Raci Tetik de Öldü

14.05.2019
Osman YURT

Raci Tetik de Öldü / Osman YURT

Raci Tetik 12 Eylül'ün Mamak Askeri Cezaevi Komutanı idi. Darbeden önce göreve gelmişti. Bütün tutukluları dövdürmeye başlamıştı. Yoğun şikayetler, işkence bilgileri, ölüm haberleri gelmeye başlamıştı. Bu haberler üzerinden fazla bir süre geçmemişti ki darbe oldu. Raci Tetik'in göreve gelip başlattığı işkencelerle darbenin gelişi arasında bir bağ vardı; darbenin habercisi idi de denilebilir.

12 Eylül 1980'den bir ay sonra hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartılanlar arasında idim. Darbeden kısa süre önce gelmeye başlayan cezaevindeki işkence haberlerinin de etkisi, diğer sorgu işkence bilgileri ile birlikte beklemeyi tercih ettim. Mamak'ta C-5 olarak bilinen özel işkence merkezinin kapatılması ile birlikte teslim olmaya karar verdim. Her tahliye olandan bütün ayrıntıları dinliyordum. Darbenin üzerinden iki yıl geçmişti ama cezaevinde şiddet, baskı ve işkencenin devam ettiğini biliyordum. Azalmıştı sadece. 10 Kasım 1982 günü askeri savcılığa teslim oldum. Raci Tetik hala cezaevi komutanı idi.

Sorgu işkencesi yoktu. Ancak koğuşa girene kadar neler olacağını tahmin ediyordum. Hazırlanmıştım. 100 jop yiyeceğimi bekliyordum. Savcılığın gıyabi tutuklama kararını vicahiye çevirmesi sonrası Askeri Cezaevi yetkililerine teslim edildim. Saç traşı da olmuştum ama yeterli görülmedi; acı vererek, vurarak yapılan traşla birlikte Tetik'in cehennemine adım atmış oldum. Giriş kafesinde uygun adım sayarak, arada çeşitli bahanelerle ele vurulan coplarla devam ettik. 100 tahminimi önemsiyordum. Vurulan copları tek tek sayıyordum. Akşam olurken A Blok kafesine alındım. İlk kafesin bir tarafı demir parmaklı iken iç kafesin üç tarafı demir parmaklı idi. Eğitim ve cop faslı geceye kadar sürdü. Nöbet değişiminde yeni timin komutanı çavuş hangi davadan geldiğimi sordu. MHP Ana Davası bilgisini alınca 'Otur gardaş dinlen' dedi. Adanalı Çavuş'un bu jesti ile sabaha kadar dövülmeden, kıpırdamadan oturdum. Sabah sayım için koridoru dolduran askerler kalk, esas duruş göster komutları verdiler; çavuşun birisi 'Oooo bu otelde kalmış,' dedi. Mamağın sistemine göre, ilgili başçavuş benim gibi birisine gereğini yapacak solcu askerleri görevlendirdi. Koğuşa onlar götürdüler. Geceyi telafi ettiler. Ben de saymaya devam ettim. Arada sivil bir gardiyanın özel tokadı program dışı idi. Bir de koğuşun kapısında falakaya yatırarak ayaklarıma epey vurdular. Bunların dışında haklarını teslim edeyim 100'ü çok da geçmedi. Falakada ayağa vurulanları 100 tahminim içine dahil edip etmemeye tereddüt ettim. Öyle bile olsa en fazla 130-140 olmuştur. Buncağız fazlalığı da vatanıma milletime bağışladığımı daha önceki bir röportajımda belirtmiştim. Tekrar bağışlamaya gerek yok.

Koğuşlarda yönergeler asılı idi. Tutuluların ellerine cop vurularak tecziye edilecekleri yazılı idi. Raci Tetik, emirlere, kanunlara, yönergelere uyan bir komutan idi. Yönergede yazmadığı halde falakada ayağıma vurulan copların hukuka aykırı olduğunu kendisine söylemek isterdim; artık öteki dünyada sorarız.

Raci Tetik'in bizzat dövme onur(!)unu vereceği önemde birisi değildim.

Benimle aynı pozisyonda olan arkadaş dört ayda tahliye edilmişti. Savcılığın önemimi anlaması  3,5 yıl Mamak'ın rahle-i  tedrisinde bulunmama yolaçtı.

Önemimin anlaşılması ile gelişimden sonra Tetik'in görevi fazla sürdürmemesi arasında bir irtibat olduğundan emin değilim.

İlk gün A Blok 3. Koğuş'ta şişmiş ellerime sürülen Bengay isimli kremle birlikte akşam sayımına kadar, atamızın Gençliğe Mesajı, Orduya Mesaj, İstiklal Marşı 10 kıtası ve sorulabilecek soru cevaplarını ezberlemek için çok zorlanmadım.

Sayım tam bir işkence idi. Traş kontrolu, sesin az çıkması, koğuşun toplu okumasındaki uyumsuzluk gibi sebeplerle ferdi veya toplu cezalandırmalar alışkın tavırlarla sürüyordu. Bir saat önceden köpek sesleri ve rapraplarla birlikte, koğuşun sayım sırası gelene kadar kıpırdamadan beklemek gerekiyordu. Oluşturulan korku ortamında koğuşu bir koku kaplıyordu. Kapının açılması ile cop yağmuru eşliğinde hızla koşmak gerekiyordu. Her gün sabah ve akşam sayımları hep böyle idi.

1986 Nisan’ında mahkemede tahliye kararım verildiğinde, ikinci gün serbest bırakılana kadar uygulanacak şiddet endişesinden başka bir duygu yaşayamamıştım. Raci Tetik’in kurduğu işkence sistemi azalsa da hiç bitmedi.

Sabahları koğuşta eğitim yapma amacıyla saatlerce kıpırdamadan okunacak İnkılap Tarihi’nin sayfalarını sürekli dinlemek gerekiyordu.

Günlük yarım saat çıkılan havalandırmada, spor, askeri eğitim, şınav çektirilmesi hem dayanılmaz boyutlarda yaptırılıyor, hem her vesile ile coplar yasal şekilde ellere, bazen yönerge dışına çıkılarak vücudun başka yerlerine indiriliyordu.

Aramalar korkunçtu. Atlet külot koridorda bekletilirken, koğuşta bulunan yatak içleri, kişisel eşyalar, mutfak malzemeleri ortayerde birbirine karıştırılıyor, tozdan korunmak için yapılan havlu maskelerle bunların ayrılması, yerleşmesi üç günü buluyordu.

Allah insana her ortama alışma yeteneği vermiş. Bütün bunları hayatın parçası olarak görmeye başladıktan sonra her işkenceye bir intibak, onunla alay edilecek şekilde karşı hamleler ve her tehlikeyi göze alan insanların erdem davranışları ortaya çıkıyordu.

Mamak’ta  yapılanlar hiç inkar edilmedi. Anlatılmasında faydalaröngörüldüğü gibi bir derin aklın olduğu da düşünülebilir. En ufak eleştiriye dava açan kamu idareleri Mamak’ta yapıldığı idiia edilen o korkunç, hukuk ve insanlık dışı, normal bir devletin yapmaması gerekenlerle ilgili söylenenleri ‘devletin manevi şahsiyetini tahkir’ kapsamında görmedi.

Evet Raci Tetik de öldü. Her nefis ölümü tadıcıdır. Ölümde eşit olacağız. Hakkında hayırhah bir cümle kuranı görmedik.

Tetik emirleri, kanunları, yönetmelikleri, yönergeleri bazen sınırlarını aşarak uygulayan birisi idi. Onu doğuran ortamın gerçek dinamikleri ile yüzleşemedik. Acı olan, temel yapısal sorunlar orta yerde duruyor. Tetik’e öfke kusmak yerine karanlığın ortaya çıkartılıp hesaplaşılması için gereğini yapabilseydik! O zaman intikamımız alınmış, adalet yerini bulmuş olurdu.

Yorum Ekle
Yorumlar
Gaffaroğlu

19.05.2019

(Ey Habibim) Muhakkak sen de öleceksin, onlar (sana zulüm edenler) de ölecekler. Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü , Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız. (Zümer / 30-31) Buyurmakta Yüce Rabbim Kitab-ı Keriminde. Başka bir söze gerek var mı? Saygılar benim değerli Osman Abim !..
Sezgin

15.05.2019

Bu milletin çocukları dönem dönem zulme bir şekilde uğradılar ve uğruyorlarda! Dünyaya geliş gayemizden sapmadan mevlama kovuşmayi Rabbim hepimize nasip eder inşallah, Insanlik onurunu yerin dibine alan bu muameleleri yaşayandan daha iyi kimse anlayamaz, Allah bir sabır vermiş sizlere sayın abim, işin rast gelsin.
Dürümiye / Lezzete Davetiye