19 Kasım 2019 Salı •

“MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ DEGİL, GENERALİ OLSANIZ…”

22.08.2019
Ahmet GÜRBÜZ


Hey Kemalist yoldaşlar; Sırrı Sakık size selam söylüyor. 
Gün bugündür diyor, diktatör sallanıyor, gitti  gidiyor diyor. 
Bırakın Kaz sürüleri gibi sayfiyelerde zıkkımlanmayı, Geziverin, geliverin, el verin, bir omuz verin diyor.
Türk Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir diyor. 
Titre ve kendine gel, diyor.
Ben onun yalancısıyım. 
Biraz kanınıza dokunacak belki amma; ‘Mustafa Kemalin askeri değil,  generali olsanız ne yazar, it sürüleri’ diyor.


Hatırladınız demi, Şemdin’in küçüğü, Ağrı eski Belediye Başkanı. Hani nevruz ateşini yakınca, hararetlenmişti de, açılan davada beraat etmişti. Ben siyasetçiyim, sözlerimin arkasındayım diyerek, bir yıl sonra, yine nevruzun başında tekrarlayınca, 7 ay 15 gün hapis yemişti. İki dönem Milletvekilliğinin yanı sıra,  bir dönem de TBMM’de İdare Amirliği yapmıştı. Kırmızı plakaya binmişti. Son seçimde Muş Belediye Başkanlığını 500 oyla Ak Partiye kaptırmış, yoksa bugün Kambersiz düğün olur mu, bu şenlikten mahrum kalır mıydı?


Şu görevden alınan üç belediye başkanıyla ilgili koparılan fırtınaya bakınca aklıma geldi nedense. Beyaz Saray’dan Avrupa Parlamentosuna, Fetö tetikçilerinden ayrılıkçı Ak Partililere, evlere şenlik ana muhalefetimizin İstanbul başkanı, tatildeki başkanı ve genel başkanına, hele hele partileri kapatıla kapatıla koyacak faziletli isim bulmakta zorlanan saadetli kardeşlerime bakınca duramadım artık. 
Yalnız bir konuda teessüflerimi belirtmeliyim önce. Bu kadar aceleci davranmayıp, yapılan operasyona ortak bir isimde uzlaşabilselerdi  keşke daha iyi olacaktı. Darbe mi diyeceğiz, yoksa millet iradesinin gaspı mı, ya da demokrasinin rafa kaldırılması mı?


Sonra Cumhurbaşkanlığı yapmış, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı yapmış koskocaman adamlar, anladık görev adamısınız da, ne o öyle, aynı dakka, aynı saniye, ayıp olmasa aynı kelimelerle tivitleşmeler, sizi sadece çocuklar takip etmiyor, biraz üsturup lütfen.

Ha bu arada, Millet İttifakının zilli ortağının sessizliğini de takdirle karşıladığımı belirtmeliyim.
Bi taraftan da seviniyorum sizin adınıza, demokrasiyi özümsemişsiniz ya la. Özgürlüğün tadına varmışsınız.  


Ümitlenmiyorda değilim hani. Artık memlekette Başbakanlar asılmayacak, Meclis mecburi tatil yapamayacak. Tanklar Sincan’da yürümeyecek, köprülere çıkmayacak. Post modern muhtıralar bin yıllık hesap yapmayacak. Hasan Mutlucan rahmetli oldu, kahramanlık türküleri öksüz kalacak ama olsun. Şiir okuyanlar Pınarhisar’a gitmeyecek mesela. Hepsinden önemlisi partiler kapanmayacak. Faziletin rezaletine tanık olmak zorunda kalmayacağız. Suçun şahsiliği ilkesi gereğince, her koyun kendi bacağından asılacak. Tıpkı bu gün olduğu gibi.  
Sayın Soylunun yaptığını desteklemekle beraber, CHP sözcüleri gibi düşünüyorum. Siyak sibakına bakıldığı zaman (sebep sonuç ilişkisi) eskilerin tabiriyle, olayın hukuki değil, siyasi olduğuna inanıyorum, olması gerektiği gibi. Adam siyasetçi, siyasi örgütü var,  seçimle gelmiş, dağa çıkmamış, gizli gizli siyaset yapıyor, daha ne yapsın. 
Hukuki boyutunu hukukçular halleder,  bişeyler ayarlarlar.


Gelelim sadete: Irak’ı ve Irak’ın kuzeyindeki yapılanmayı geçelim, eğer Fırat’ın doğusu ve Menbiç konusu bu kadar uzamasaydı, ABD Kuzey Suriye’de YPG ve uzantılarını bu denli silahlandırmamış olsaydı ve Doğu Akdeniz’de sular bu kadar ısınmamış olsaydı, bende bu olaya sadece ‘hukuki’ bir olay olarak bakardım. 
Türkiye terörün kökünü kazıma noktasında bu kadar kararlı bir şekilde, içerde ve dışarda, askeri ve diplomatik sahada operasyonlara devam ediyor. Sonuç alma konusunda ümidvar olanlardanım. Diğer taraftan, hala hendek savaşlarının izleri hafızalarımızda tazeliğini korurken ve her gün ülkenin bir köşesinden şehit cenazeleri kaldırılırken, bu olaya salt ‘halkın iradesine saygı’ gözlüğüyle bakmak, sadece siyasi ihtirasla izah edilemez. Kimse şunu söyleyemiyor; ne alakası var canım, burdan terör örgütüne nasıl destek sağlanır, diyemiyor.


Keşke bu belediyeler halktan ve kamudan aldığı paraları yöre halkına hizmet olarak, odun, kömür makarna olarak götürse. Tam tersi asıl halkın irade ve imkânlarını bunlar gasp ediyor. Durumun böyle olduğu ayan beyan ortadayken, demokrasi havarisi kesilenler, bilmem kimin namı hesabına kayyumluk yapıyorlar.
Asker hududumuzu korurken, polis asayişe vaziyet ederken, siyasetin namusunu korumak herkesten önce siyaset kurumunun, siyasilerin görevidir. Aynı şekilde adaletin itibarını yüceltmek de en çok yargıçların boynunun borcudur, vesselam. 
 
 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
y karakan

22.08.2019

beğenmedim.
Dürümiye / Lezzete Davetiye