24 Ağustos 2019 Cumartesi •

Müslümanları İslâm’a, Ahlâka ve Özgürlüğe Çağrı

05.02.2019
Mehmet Yavuz AY

“11nci yüzyılın tanınmış din âlimlerinden Rağıp el-İsfehânî’nin ifadesiyle, Allah insanlara iki elçi (resûl) göndermiştir; birinci elçi akıl, ikincisi de peygamberlerdir. (Ali Bardakoğlu, Ahlâkın Fıkıh Kuralları Arasında Buharlaşması, Eski Yeni dergisi, s. 56, Güz 2017, Ankara)…

Tabiri caizse, Allah’ın yarattığı en kıymetli varlık, akıldır. Her şey onun üzerine bina edilir. İnsan, akılla yüceldiği gibi batabilir de. Din, aklın üzerine bina edilebilir. Aklın iyi ya da kötü inanmaya ihtiyacı vardır.

İslâm’ın dış görünürlüğünün arttığı, ilahiyatçıların medyada yer bulabildiği ama aynı zamanda çoğunlukla hikmetten ve samimiyetten uzak tartışmaların gündemi işgal ettiği bir ortamda yaşıyoruz.

Âyetleri, hadisleri, tarihî olayları değerlendirirken klâsik ve modern hurafeler önümüzü kesiyor. Din-ahlâk-hukuk bütünlüğünü idrak ettirecek bütüncül bir yaklaşıma sahip değiliz. Göze odaklanmış modern algılarla dış görünüşe önem veriyoruz. İçimiz zifiri karanlık. Kendimizi iç/dış tutarlılıkla yüceltme gayreti içinde değiliz. “Kimiz ve neyiz?” sorularını ciddiyetle ele almıyoruz.

Sorulduğunda ezici çoğunlukla Müslüman olduğunu söyleyecek insanımız, maalesef  kime, neye ve nasıl inandığını ayırt edemeyecek durumda.

Etnik yapı, mezhep, meşrep, ideoloji ve  kültür siyasallaştırıldığında; din-ahlâk-hukuk bütünlüğünün kaybedildiğini görüyoruz. Oluşan kaos ortamında, kimsenin kimseye güvenmediği, kişiye özel inanç ve hayat biçimlerinin yaygınlaştığı, hakikatin göreceli hale geldiği bir zemine yuvarlandık.

Dinin bu denli gündemde olduğu bir dönemde, bireysel ve toplumsal ahlâkın en az sorunlu alan olması gerekmez mi? Cevabımız ne yazık ki olumlu olamıyor.

Kimseyi ayırt etmeden, kendine Müslümanım diyen kişi ve toplumun alışkanlık/gelenek/kültür haline dönüşmüş düşünce, tavır ve eylemlerine bakalım:

Kadın/erkek Allah’ın istediği şekilde giyinmiyoruz.

Menfaatimiz olan işlerde rahatlıkla yalan söylüyoruz.

Kadınlarımız babalarından ya da önceki eşlerinden maaş almak için hileli boşanmalar yapabiliyor.

Trafik kuralını çiğnediğimizde ceza yazılmasın diye rüşvet verebiliyoruz.

Çalınmış sorularla başkalarının hakkını çiğnemekten korkmadan işe girebiliyoruz.

Her yerde her işte torpil arıyoruz.

Kamu veya vakıf mallarını, ormanlık bölgeleri, fırsatını bulduğumuzda talan edebiliyoruz.

Torpille veya rüşvetle hacca, umreye gidebiliyoruz.

Kimi şirketlerin gizli ortağı oluyor, o şirketlere ihale verebiliyoruz.

Çocukların okul ücretlerini, hanımın hastane masraflarını ihale verilen şirketlere ödetebiliyoruz. Kurumlara araç kiralama yetkisi olan, kendisine yasadışı lüks araba tahsis edilmesini isteyebiliyor.

Kadınlarımıza iyi davranmıyoruz. Çocuklarımız hiçbir manevî eğitim almadan büyüyorlar.

İçki, kumar, zina, faiz, rüşvet ve yalanla Müslüman olmaya devam ediyoruz. Aksine, bunları yapmayı özgürlük olarak görenlerimiz az değil. İçki ve uyuşturucu yaşı 13’e iniyor. 2018 verilerine göre, 900’ün üzerinde insanımız, uyuşturucudan hayatını kaybediyor.

Tabiata gereken önemi vermiyoruz. Çevreyi hiç sıkılmadan kirletiyoruz. Kimyasal atıkları hiç utanmadan akarsu yataklarına boşaltabiliyoruz.  Arabanın içinden yollara küllük boşaltıyoruz.

Kimse işini doğru dürüst yapmıyor. Yönetici, akademisyen, milletvekili, asker, polis, işadamı, işçi, memur, kadın, erkek, öğrenci haksızlık yapmaktan çekinmiyor. Laik, dindar olmamız fark etmiyor; günah ya da kural çiğnemek; haksızlık yolsuzluk yapmak, rahatsızlık vermiyor. Sigortasız işçi çalıştırıyor, kaliteli üretim yapmıyor, sınavlarda kopya çekmeyi marifet sanıyoruz. Bedava elektrik, su kullanmayı hırsızlıktan saymıyoruz. Görev yaptığımız kurum/işyeri imkanlarını şahsî menfaatimiz için kullanıyoruz. Milyonluk iletişim giderlerini Meclis bütçesinden ödetebiliyor, kimi danışmanların yaptığı gibi milletvekili adına havuz oluşturup, lüks daireler alabiliyoruz.    Güç, kimin elindeyse zulüm aracına dönüşüyor.

İkaz edilmekten, kurallara uymaktan hiç hoşlanmıyoruz. Trafikte birbirimizi yiyor, sabır ve saygı göstermiyoruz.

Dinî ve ahlâkî bir değerle, dünyevî bir çıkarımız karşı karşıya gelirse, dinî ilkeyi yok sayabiliyoruz.

Dahası, günah işlemekten utanmıyoruz. Yine de din, ahlâk, hukuk, siyaset adına iddialı cümleler kurabiliyoruz…

Milyarlarca insan geçip gitti dünyadan. Birinci elçi akıl, ikinci elçi peygamber ile Yüce Yaratıcı hediyelerin en muhteşem olanlarını vermişken, uyanmamız gerekmiyor mu?

Herkes bilinçli bir tercihle hayatını anlamlı kılmalı. Silâh zoruyla; kültür, adet, töre yoluyla Müslüman olunamaz. Özgür bir tercihle din sahibi olmalıyız.

Müslümansanız kuralları canınızın istediği gibi belirleyemezsiniz. Müslümanım diyorsanız Allah’ın dinine, Allah’ın ilkelerine uymakla mükellefsiniz.

Bütün dünya İslâm’ı itibarsızlaştırma savaşı yürütüyor. Bu anlaşılabilir bir şeydir. İslâm’ın temiz ve tutarlı ilkelerinin kendilerini de kuşattığını gördüklerinden, terör ve şiddetle yan yana getirip şeytanlaştırmaya çalışıyorlar.

Müslümanların dinlerini değersizleştirmelerini nasıl tanımlayacağız?

Kimseyi mezhebe, meşrebe, modern seküler devlet paradigmalarına çağırmıyoruz.

Müslümanım diyen her insanı İslâm’a çağırıyoruz. İç/dış tutarlılık isteyen Ahlâka çağırıyoruz.

Herkesi kendine gelmeye çağırıyoruz.

Çağrımız: Kula kulluktan kurtulup Allah’da özgürleşmeye! Tutsaklık tepelerinde konforlu, kokuşmuş bir hayat yaşamaktan sıyrılmaya!

Özgürlük yaylaları; insan onurunun yeniden ayağa kalktığı, İslâm’a ve Ahlâka çağrının karşılık bulduğu mekânlar olsun.

 

5.02.2019, Kardelen/Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar
talip özçelik

21.02.2019

beğenerek okudum,Yavuz abi...
fazlı güney

18.02.2019

harikulade bir yazı
Abdullah Aydın

08.02.2019

Teșekkür ederim.
Muzaffer Çoban

07.02.2019

İstifade ettim Rabbim senden razı olsun
Mehmet Yavuz AY

07.02.2019

Abdullah Bey, Toplumlar layık oldukları şekilde yönetilirler. Yönetim biçimi sebep değil sonuçtur. Yazının bağlamı sıkıntının ana kaynağını göstermekte. Geçmişte böyle değildik şimdi olduk, ifadenize katılmak mümkün değil. Buraya sığmaz, Emevilerden bugüne sayısız örnek verilebilir. Sağlıklı düşünebilmek için tepkiden önce sağduyuya, özeleştiriye ihtiyacımız var.
Abdullah Selçuk

07.02.2019

Hocam,bu memlekette müslüman geçinen milletin resmini iyi göstermişsin. İyi yazmışsin. Ancak, önemli bir eksiği var ; bu toplumdaki çürümüşlüğün nedeni ve kaynağını yazmayi ihmal ermışsiniz...Geçmişte bu millet böyle değil iken, 95 Yıllık bu memleketin içinde bulunduğu LAİK -KÜFÜR Rejiminin meydana getirdiği korkunç Bataklıktaki milleti bu duruma getirdiğini neden açıklamiyoruz???!!!....
Emel Ay

07.02.2019

Kaleminize sağlık baba su an bulundugumuz hallerimizi (muslumanlar olarak yasadigimiz ahlaki yozlasmayi )cok net bir dille ifade etmissiniz hepimiz hissemize düşeni aliriz insaallah.
Halil kolcu

06.02.2019

Mükemmel
Hüseyin Şaşmaz*Uzun

06.02.2019

Allah’ın yarattığı en kıymetli varlık, akıldır. Her şey onun üzerine bina edilir. İnsan, akılla yüceldiği gibi batabilir de. Din, aklın üzerine bina edilebilir. Aklın iyi ya da kötü inanmaya ihtiyacı vardır. https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=508291539622252&id=100013242319421 “Kimiz ve neyiz?” sorularını ciddiyetle ele almıyoruz. Sorulduğunda ezici çoğunlukla Müslüman olduğunu söyleyecek insanımız, maalesef kime, neye ve nasıl inandığını ayırt edemeyecek durumda. https://plus.google.com/u/0/collection/Mt06ME https://bredaholland.blogspot.com/2018/07/2018-bu-gun-muslumanin-musluman.html https://bredaholland.blogspot.com/2018/06/ben-kimim-neyim-nicin-varm-nereden.html Oluşan kaos ortamında, kimsenin kimseye güvenmediği, kişiye özel inanç ve hayat biçimlerinin yaygınlaştığı, hakikatin göreceli hale geldiği bir zemine yuvarlandık. https://bredaholland.blogspot.com/2018/05/anlatamiyoruzbakis-acimiz-yanlis2018.html Herkes bilinçli bir tercihle hayatını anlamlı kılmalı. Silâh zoruyla; kültür, adet, töre yoluyla Müslüman olunamaz. Özgür bir tercihle din sahibi olmalıyız. https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=604836743301064&id=100013242319421
Hidayet ÇELİK

06.02.2019

-Maalesef, yürek yakan sözler...Çare nedir denirse, bu halimize bakınca yakın zamanda çare olacak bir durumu da görebildiğimi söyleyemiyorum kendi adıma....
Erkan Yıldız

06.02.2019

Yüregine sağlık kardeşim
Aydın Yalçın

06.02.2019

Teşekkür ediyorum
Ahmet kılıç

06.02.2019

Güzel bir öz eleştiri olmuş eline sağlık abi herkes kendi hissesine düşeni alması dileğiyle selâmlar
Fehmi Yıldırım

05.02.2019

Yüzde yüz doğru tesbit
İsmail uçar

05.02.2019

Çok doğru tesbitler okadar çok ki bugün çağdaş alıma anlamında Yeni Miili savunma. Araçları bazı kesimler tarafından kolay elde ediliyor ve insan mahremiyetini gizlilik diye bir şey kalmadan Mesela dron çıktı kolayca ulaşıp. Amaçlı Dışında kullanılıyor. Bugün bakım Terör örgütleri oyuncak dron işe saldırı Yapıyor bazıları birilerini takip ediyor veya dinliyor gözetliyor .Neyi nerde me zaman yapacağımızı bilsekte Müslüman olan bir toplumda dron ile gizlilik ihlal edilip haklar çiğneniyorsa ve bu Araçların kolayca ulaşılır durumuna dur denmesi gerekmez mi kanunda dron suçu dahi ypk be cezası belli değil.Vesselam .Emeğimize dilinize sağlık
Cengiz şahin

05.02.2019

Alkışlıyorum tebrik ediyorum
Ahmet Almus

05.02.2019

Ağzına sağlık
Tülin onur

05.02.2019

Tebrikler
Haydar Selçuk

05.02.2019

Teşekkür ediyorum
Metin Artut

05.02.2019

Yazılanlara katılıyorum.Ahlak bir felsefedir.sonradan akıl yoluyla kazanılır.Hiç kimse doğuştan ahlaklı veya ahlaksız doğmuyor.Ahlak sonradan kazanılıyor.selam ve dua ile.
Mahmut Ay

05.02.2019

Harika bir yazı
Dürümiye / Lezzete Davetiye