23 Temmuz 2019 Salı •

M. MURSİ - İHVAN

03.07.2019
Talip Özçelik

 İhvanı müslimin hareketinin kurucusu Şehit Hasan el benna, cezaevinde işkence altında iken birlikte olduğu arkadaşlarına şöyle diyor. "Size azimet'i tercih edin demiyorum; ruhsatı da tercih edebilirsiniz, bu hakkınız. Ama şunu bilin ki bu dava ruhsatı değil azimet'i tercih edenlerin omuzlarında yükselecektir”.

Şehitlerin adının yanına yazıldı Muhammet Mursinin ismi... Hasan el benna, Abdulkadir Udeh, Seyit kutup ve benzeri pekçok önderin ve dava adamının isimlerinin yanına ... İslami mücadele ve direnişin altın sayfalarına yazıldı.

Dirilerden yazıldığı adı, şehadeti ile...

5 Temmuz 2013'te yapılan darbeden sonra toplam iki kez ailesiyle görüşmesine izin verildiğini öğreniyoruz başından.  Altı yılda sadece iki defa. Kullanması gereken zaruri ilaçlar bile kendisine verilmiyor.Mısır cezaevlerindeki gayri insani şartlara ve eziyetlere ilişkin bunlar sadece öğrenebildiklerimiz.

Muhammet Mursinin mahkemede 20-30 dakika can çekişerek ölmesi olayı bir kez daha gösterdi ki ne dünyadaki Müslüman halkların ne de devletlerin hiçbir gücü- yaptırımı  yoktur ve bunun içindir ki sosyal veya siyasi baskı uygulamaları söz konusu değildir. Çok acınacak ve ağlanacak bir haldeyiz. İhvanı müsliminin bugün içinde bulunduğu düşünsel sosyal siyasi zaaflara, önderlik problemine ve benimsedikleri  demokratik yöntemlere itiraz ve eleştirilerimiz var ancak bu eleştiriler başka bir yazının konusu olabilir, biz inanıyoruz ki İslami amaçları demokratik- İslami olmayan bütün araçlar ifsat eder.

     Bugün bizim sormamız gereken soru şudur: Mursinin Müslümanca dik duruşu olmasaydı darbeye maruz kalıp zindana atılır mıydı ?

    Geçen aylarda Muhammet Muhsinin cezaevi hayatı-Mahkemesi ile ilgili ve Mısırın geleceğine dair dostlarla konuşurken bir konunun altını ısrarla çizmiş ve şunu söylemiştim: "Muhammed Mursi eğer cezaevinden çıkıp cumhurbaşkanı olursa Mısırdaki statüko ve ABD ile işbirliğini seçmiş demektir yok böyle olmazsa baskılara boyun eğmeyip izzeti tercih etmiştir.” 

    Evet o izzeti-şerefi, şehadeti yani azimet'i tercih etti.Tamamen uydurma iddialar ve delilllerle komik isnatlarla yargılandığı mahkemede şehit oldu.

Sıradan bir müslümanın ikrah-ı mülci karşısında ruhsatla amel etme hakkı vardır; ancak benzer bir zorlama durumunda müslüman bir önderin statüsü ne olacaktır.? Ya da müslüman bir hareket önderinin kafir ve zalimlerle uzlaşarak İslam'ın müslümanların geleceğini emperyalist irade doğrultusunda ipotek altına alma hakkı olur mu? 

     Hareket önderini buna zorlama  İkrah-ı mülci olur mu, usuldeki ruhsat ve azimet konusunun kapsamı içine girer mi? Bu ve benzeri sorulara kim nasıl cevap verir bilmiyorum; ancak şunu biliyorum ki Muhammet Mursi uzlaşma ve zillete seçmedi,zülüm ve baskıya boyun eğmediği,direndi ve şehid oldu. 

     Kanaati acizaneme göre Müslüman âlemlerin önderlerinin İslam düşüncesi,İslami yaşantı, ibadetler vb ya da dinin aslına ilişkin hususlarda; Tevhidi-peygamberi çizgiden sapma-saptırma olduğunda bırakın uzlaşma ve ruhsatla amel etmeyi susma hakkı bile yoktur. Bir alimin,önder olmuş bir kişinin bir aydının,korkaklıkla hareket edip ruhsata sığınma hakkı olmaz. Bunu tercih edenin önderlik vasfı da alimlik vasfı da olmaz. Zalim ve batıl otoritelere karşı imam ebu hanifenin bir cümlesi çok manidardır. "Zalim sultanın sofrasında oturan alimin fetvasına itibar edilmez” O aziz imamın tavır ve duruşu da aynı doğrultudadır.

    Gayri İslami otoritelerin-ya da İslami-zülüm ve aldatıcılıkları karşısında sessiz kalan ya da kimsenin anlamadığı bir dille-kuş diliyle konuşan alim, aydın, kanaat önderi ve benzeri kişilerin ne İslam adına ne de Müslüman kimliğiyle konuşma hakları yoktur. 

    Şehit Mursinin müslümanca duruşu ve Hamas'ı destekleyen açıklamaları olmasaydı, Amerika ve İsrail de her türlü işbirliğine açık olduğu mesajını verseydi, küresel emperyal sömürü sistemine ve liberal ekonomik modele kapı aralayacağını taahhüt etseydi acaba mahkemede şehit mi olurdu yoksa Mısır'a cumhurbaşkanı mı?. 

   İslami onur ve izzet İslam ve müslümanların maslahatını her şeyin üzerinde tutmak, davayı ve ilkeleri asla satmamak, her şartta azimet'i tercih etmekle; dünya nimetlerine garkolma,debdebe, mal- mülk zenginliği, gösteriş,saltanat vesair birlikte olabilir mi?

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Talip özçelik

12.07.2019

Eleştiri de alkış da adaleti gözetirse sorun olmaz
y karakan

04.07.2019

eleştiri.alkışdan iyidir.
Dürümiye / Lezzete Davetiye