19 Kasım 2019 Salı •

İslam, fıtratın isyanıdır

30.09.2019
Osman KAYAER

Geçenlerde, belediye başkanı arkadaşında bulunduğu bir mecliste belediyelerin kültürel faaliyetlerindeki yetersizlik ve liyakatsizlik üzerine konuşuyoruz. Belediye başkanı arkadaş, diyor ki: “kültür ve sanat bir çeşit protest iştir. İslam ise isyanı hoş karşılamıyor, bu yüzden Müslümanlar, kültür ve sanat konusunda üretken olamıyorlar.”

Bunun üzerine ben, itiraz ederek İslam’ın bizzat kendisinin zulme ve kötülüğe bir isyan olduğunu, günümüz Müslümanlarının bunu anlamadıkları için varlık bile gösteremediklerini söyledim. 

Şimdi bu iddiamı temellendirmeye ve delillendirmeye çalışayım.

Bunun için İslam’ın temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’e bakmamız kafidir. Ondan öğrendiğimize göre: “insan, kendisine konan yasağı deldiği için cennetten çıkarılıyor." Buradan anlıyoruz ki “insan fıtratı”, cennette bile olsa “yasakları delmek” ve “sınırları aşmak” özelliği taşımaktadır. İnsan, “itiraz etme” ve “başına buyruk olma” özelliği ile melaikeden ayrılarak daha üstün bir varlık haline tekamül etmektedir. 

Lakin her isyan, iyi bir sonuç vermiyor. Bu yüzden insan, "isyanına isyan ederek" tevbe ediyor. “Ben, kendime zulmettim” diyerek, kendi zalimliğine baş kaldırıp, sırat-ı müstakime geri dönüyor. İnsanın “nefs-i levvame” makamında kendini kınaması, yaptığı kötülükten pişman olması, kendi zalimliğine karşı fıtratının bir çeşit isyanıdır. 


Sözlükte teslimiyet anlamına gelen İslam, insan fıtratındaki isyan kabiliyeti sayesinde sahte ilahlara isyan ederek “rabbe teslim olma”yı ifade eder. Eğer insan fıtratında isyan etme (itiraz etme) kabiliyeti olmasaydı toplumda hakim olanın dışına çıkması mümkün olmazdı. Yani bir çeşit melaike olarak sadece kendisine emredileni yapar, ancak “eşref-i mahlukat” ünvanını kazanamazdı.

İşte... İslam’ın bir çeşit “fıtratın isyanı” olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’den misaller.  

İlk misalimiz Nuh aleyhisselamdır. O, kavminin inkarcılığına, zalimliğine ve bir çeşit Şeytan’ın kulu oluşlarına baş kaldırmış, onları fıtrata geri dönmeye davet etmiştir. Nuh aleyhisselam, zalim kavimden kurtulmak, onların sınırlarını aşmak (delmek) için bir gemi inşa etmiş ve bir kaç inanan ile o zalim kavmi geride bırakarak yeni bir hayata yelken açmıştır.

İkinci misalimiz Lut aleyhisselamdır. O da kavminin cinsel sapkınlıklarına, yani fıtratlarını bozuşlarına baş kaldırmış, onları insan türünün devamını sağlayacak olan iki cinsli hayata dönmeye davet etmiştir. Kavminin bütün baskılarına rağmen, isyanından vaz geçmemiş onlardan kurtuluncaya kadar direnmiştir. 

Günümüz için Lut aleyhisselamın “ahlaki isyanı” ne kadar da öğreticidir. Gerek ferdi, gerekse içtimai anlamda cinsiyetsiz bir hayata zorlandığımız şu günlerde onun isyankarlığına gerçekten muhtacız. Bu günün zalimleri, sadece cinsiyetimiz ile uğraşmakla yetinmiyor, biyolojik yanımızı da bozacak işler yapmaktan geri durmuyorlar. İnsan şeref ve haysiyetini hiçe sayan küresel güçlere fıtratımız eninde sonunda isyan edecektir. 

Üçüncü misalimiz Musa aleyhisselamdır. O da insanları köleleştiren zalim Firavun’a karşı baş kaldırmış, bütün gücüne ve ihtişamına rağmen onun karşısında tırsmamış, büyük bir direniş destanı yazmıştır. Bu gün, zalim hükümetlere karşı Musa’nın isyankarlığını örnek almaya ne kadar muhtacız.

Mısır’da firavunluk hala devam ederken Musa’nın mücadelesini destansı bir dil ile anlatan Kur’an-ı Kerim’den ders almak “isyankar fıtratlarımıza” iyi gelecektir.

Dördüncü misalimiz, Yahudi hahamlarına isyan eden İsa aleyhisselamdır. Ellerinde Allah’ın kitabı olduğu halde onu istismar ederek insanları sömüren din simsarlarına başkaldırının sembolü olan İsa aleyhisselam bize samimiyeti ve muhabbeti öğretmektedir. Onun isyanı ve mücadelesi “dine karşı, dinin isyanı”ndan ibarettir. 

Ve son misalimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın isyanıdır. O, zamanının tröstlerine (para babalarına) başkaldırmış, onların mala ve mülke düşkünlüklerine, kural tanımamazlıklarına ve faizciliklerine karşı çıkmıştır. Önceki peygamberlerin mücadeleleri bir çeşit pasif direniş biçiminde gerçekleşmişken, onun isyanı gerektiğinde zalimlere karşı savaşı bile göze almıştır. Çünkü gözü dönmüş sömürgecileri sadece barışçıl yollar ile engellemek mümkün olmayabilmektedir. 

Görüldüğü gibi İslam, insana zarar veren her şeye karşı “fıtratın isyanı ve direnişi”nden ibarettir. Bahsi geçen zarar, ister içten, isterse dıştan gelsin fark etmez. 

Özetle söyleyecek olursak, Kur’an-ı Kerim’deki peygamber kıssaları, zulme başkaldırının ve isyanın örneklerinden ibarettir.
Son sözümüz, ilk sözümüz ile aynıdır: “İslam, fıtratın isyanıdır”. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Adil Büyükçolak

02.10.2019

Yüreğine sağlık abi fıtratın anlam arayışıdır islam selam ve dua ile
Dürümiye / Lezzete Davetiye