23 Temmuz 2019 Salı •

İslâm Bizim Neyimiz Olur?

08.12.2018
Mehmet Yavuz AY

İnsanın dünyaya gönderilişinin üzerinden binlerce yıl geçti. Milyarlarca insanın bedeni toprağa geri döndü.

Kelimelerde hayat bulan evrensel ilkeler topyekûn kabule mazhar olsa da, yeryüzünde barış, adâlet, esenlik, nadir zaman dilimlerinde kendine yer buldu.

Gücü eline geçiren, çok azı müstesna, etki ve ilgi alanına giren insan/toplum/ülke ne varsa dayatmalarda bulundu.

Hayatla ölüm arasında bitimsiz hikâyeler fışkırdı. Milyonlarca kitap, dergi girdi dünyamıza. Resimler, heykeller, tiyatro oyunları, sinema filmleri, müzik konserleri ve daha niceleri…

İnsan: Dinlemeyi bilen, düşünen, algılayan, anlamlandıran, konuşan, savunan, saldıran, hakikatin kendisinde olduğuna inanan bir varlık. Hem “en güzel biçimde yaratılmış” hem de “aşağıların en aşağılığı” derekesine inebilen yegâne canlı…

İnsan; kedi-köpek, koyun-inek değil. Börtü böcek, ot çiçek de değil.

İyilik yüklü kelimeler her dilde var. Ne ki, genel kabul gören kelimelerle inşa edilen atmosferler kısa zamanda kirlenmede. Ortak güzellikler kaybolmada, ölü sevicilik giderek artmada,  karartılmış ortamın karanlık adamları dönüp dönüp sahne almada.

İnsanın kendi hikâyesini bildiği herhalde söylenemez. Romanlardaki, öykülerdeki hikâyeler neyi anlatıyor ?  Bizim gerçek hikâyemiz nerede?

Yüce Yaratıcı, yaratılışımızı idrakimize açıyor ve hikâyemizle varoluş kıyılarına ulaşmamızı sağlıyor. Boşluğun, bilinmezliğin kara deliklerinde çaresiz bırakmıyor. Bununla da yetinmiyor, kitaplar, elçiler gönderiyor. Bilinsin varlığın kaynağı, “ne, nerede, nasıl” sorularının cevapları!

Varoluş hikâyesini çoğu kez bir kenara atan insanlar topluluğunun çoğu inanmıyor. İnandığını söyleyenlerin çoğu ise  Yaratıcıya ortaklar yetiştiriyor.

Bakalım çok katmanlı hikâyelerimizin ortak noktasına. İblisin yerine tercih edilen insana karşı yürütülen savaşın ilk cümlelerine.

İblis’in insan soyu için Yaratıcıya söylediğine, meydan okuyuşuna, Kutlu Kitap’ta şöyle yer veriliyor:

Allah İblise “Sana emrettiğim halde seni Âdem’i saygıyla selâmlamaktan alıkoyan nedir?” diye sorunca, İblis, “Ben ondan daha üstünüm, beni ateşten, onu topraktan yarattın” dedi. (A’raf, 7/12)

“Şu benden üstün tuttuğuna da bir bak! Eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan –çok azı hariç- onun soyunu kontrolüm altına alırım”. (İsra, 17/62)

İblis, “Rabbim!” dedi, “Bari bana, insanların tekrar dirilecekleri güne kadar süre tanı!” (A’raf, 7/14)

Allah da “Haydi! Sana süre verdim!” buyurdu. (A’raf, 7/15)

O da “Öyleyse” dedi “Ben de, senin beni azdırmana karşılık onları saptırmak için dosdoğru yolun kenarına oturup bekleyeceğim; bazen açıkça bazen sinsice, bazen suret-i haktan görünerek bazen de zaaflarını kullanarak (önlerinden arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım) onları saptıracağım. Öyle ki, Sen kullarının çoğunu Sana şükredenlerden bulamayacaksın”. (A’raf, 7/16-17)

Allah da “Defol git!” dedi, “Onlardan her kim sana tâbi olursa, hepinizi bekleyen ceza yaptıklarınızın tam karşılığı olan cehennem olacaktır. Haydi bakalım, dil dökerek onlardan gücünün yettiğini ayartmayı dene! Atlı ve yaya askerlerinle saldır onlara ve böylece onların mallarıyla ve çocuklarıyla işleyecekleri günahlara ortak ol; onlara vaatlerde bulun! –Nasıl olsa Şeytanın onlara vaat ettiği hiçbir şeyin karşılığı yoktur- Ancak şunu bil ki, Benim salih kullarım üzerinde bir etkin olmayacaktır. Çünkü onlara vekil olarak Allah yeter”. (İsra, 17/63-65)

Hani biz meleklere Âdem’i saygıyla selâmlayın demiştik de, İblis’in dışında hepsi saygıyla selâmlamıştı. İblis cinlerdendi. Rabbinin buyruğuna karşı çıktı. Siz şimdi Beni bırakarak, onu ve avenesini mi dost edineceksiniz? Üstelik de onlar sizin düşmanlarınız olduğu halde. Bakın şu zalimlerin tercihine! Ne kötü bir tercih böyle! (Kehf, 18/50)

Ne olmuş? Nasıl bir sonuca ulaşılmış?

“Doğrusu İblis onlarla ilgili tespitinde haklı çıktı. Nitekim, inanan bir gurup insanın dışında, hepsi İblis’in ardına düştüler”. (Sebe, 34/20)

Kedi-köpek, börtü böcek değiliz ama Yüce Yaratıcının İblise tercih ettiği insan olmak ne yaman iştir, zorlu yollara yazgılı olmaktır.

İnancı zayıf, belki de hiç inanmayan insanlarımız, önyargılarını bir yana bırakarak, kendi hikâyelerine Kutlu Kitabımızın açtığı pencereden bakamazlar mı?

Bunca müthiş donanımla dünyaya gelen, Yaratıcının üflediği ruhla yücelmiş insan, yok olup gidecek mi?

Hakikat, hiçbir ideolojiye kurban edilmemeli. Akıl, insanın en büyük hazinesi. Kalp, çığırından çıkarılmış dünyanın çılgın seslerine itiraz eden ilham kaynağı.

Muhteşem evren, yeryüzü ve gökyüzü… Binlerce yıl ahengini kaybetmeden süren düzen. Düzenin ve mekânın sahibine arkasını dönmüş insanlar…

Ev sahibinin kural koyamayacağını kabul ederek, Yaratıcıdan uzak nasıl yaşanır? Şeytanın adamlarına yakın olmak nasıl bir şeydir?

“Tanrı’yı gökyüzüne hapseden”, yeryüzünde dini yok sayan anlayışlar, dünyalık dinler ürettiler, farkında mıyız?

Doğduk, büyüdük, evlendik, çocuklarımız oldu, yaşlandık. Acılar sevinçler yoldaşımızdı kimi zamanlar. Bedenimize üflenen ilahi soluğun aşağılanma kabul etmez yüceliği için zulmü ve adâleti tarttık değerler terazisinde. Ayrıştık diğer yaratılmışlardan. Tüm bunlar yok olup gitmek için mi?

İnsan, özgür tercihleriyle insandır. Beşer tarafımıza dönük olmak, en kolay tercihtir nihayet. Maksat maddî zenginlikse; kara delikler, boşluklar, umutsuzluklar, mutsuzluklar, kararmış gönüller, katılaşmış kalpler, depresyonlar, intiharlar, cinayetler, sapkınlıklar, modern, güçlü ve zengin ülkelerin neyi olur?

Bedenimiz beşer yanımızsa ruhumuz insan tarafımız değil midir? Ruhumuzu hız ve hazzın putlaştırılmış oyuncakları ile doyuramayacağımız ayan beyandır.

Sahiden! Ruhumuz bizim neyimiz olur? İnsanlık kurtuluş adına Yaratıcıdan kopuk her dine, düşünceye, ideolojiye inandı, güvendi. Bir tek, sonsuz merhamet sahibi Allah’ın çağrısına gözünü, kulağını, kalbini, aklını kapattı. Haramlarına bile hile katılmış bir çağın reçetelerine güvenenler bir kez olsun durup düşünmeli. Herkesin hesabı kendisine aittir. Partiler, örgütler, ideolojiler, aidiyetler, oyun ve eğlenceler mezara kadar gelirler. Sahiden! Ölüm bizim neyimiz olur?

Gelelim inananlara.

Kıyamet ürpertisi duyamadan, çoğunlukla alışkanlık haline gelmiş ibadetlerimizle nereye varacağız? Rabbimizi yeterince idrak etme ve hayatımızın merkezine yerleştirme samimiyet ve kararlılığından ne yazık ki uzağız.

Modern çağ, inanan ve inanmayan insanların, toplumların birbirine en çok benzediği bir değirmen.

İnananlar olarak ayrışmak zorundayız. İblise karşı bizi tercih eden Yüce Yaratıcıya ayrı bir borcumuz daha var. İnanmayan, inanamayan, korkan, asıl dinden ve onun sağaltıcı rüzgârından uzak insanlara da borçluyuz.

Etliye sütlüye karışmayacak dindarlıklarla hayatı inşa edemeyiz.

Kalabalıklarda, mahallede, toplumda, ülkede, tarihte kaybolmayı engellemeyen anlayışları sorgulamalıyız.

 İnsanların bizde dirilmesi diye bir derdimiz, çağa söylenecek sözlerimiz olmalı.

Yoksa o soru gündeme gelecektir:

İslâm bizim neyimiz olur?  

Çok azımız müstesna cevabımız:

Tabelâmız…

 

08.12.2018,  Kardelen/Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar
Egriye egri dogruya dogru

10.12.2018

Taylasanlilarla ilgili de bi yazi yazar misiniz. Kendinizi de isin icine katarak.
Hidayet ÇELİK

09.12.2018

--Çok doğru tespitler. İnanç seviyemiz inan "...mış gibi"; ibadetlerdeki samimiyet düzeyimiz de çok samimiy".....miş" gibi vesselam.... Teşekürler...Çok anlamlı bir yazı olmuş...
Faruk Altuntaş

08.12.2018

Çok güzel bir yazı teşekkür ediyorum
Mahmut AY

08.12.2018

Harika,harika, muhteşem..
Erdoğan Dönmez

08.12.2018

Maalesef.
Mertcan Köle

08.12.2018

Okurken çok etkilendim Rabbim yar ve yardımcınız olsun çok teşekkürler.
Aydın Yalcın

08.12.2018

Süper bir yazı sizi tebrik ediyorum
Metin Artut

08.12.2018

Teşekkür ler.yaramıza parmak bastığınız için.
Yahya ÖZTÜRK

08.12.2018

Tebrikler.
Adil büyükçolak

08.12.2018

Sağ olasın var olasın abi yüreğine sağlık iyilik varsınız
Ali Dilsiz

08.12.2018

Rabbim emeğinizin karşılığını versin.
Hüseyin Çolak

08.12.2018

Allah için Ahlak yoksunu oldugumuz dan Dil ile her şeyimiz olur. Kalp ile atalarımız dan gördükleri miz etrafimiz dan aldık larımız ile yarım yamalak olur Ancak akıl sahipleri hayatını Kur'an merkezine oturur sa islam onun her şeyi olur.Kanayan yara larımıza merhem sürdünüz yaratıcının razı olduğu kullardan olmamızı hatırlat tınız Teşekkür ederim
Dürümiye / Lezzete Davetiye