Süleyman Arslantaş / İran'daki Olaylar Üzerine
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

İran'daki Olaylar Üzerine

02.01.2018
Süleyman Arslantaş

1980’in Haziran ayı idi. Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği’nde Türkiye Başkonsolosunun odasındayız. Odada, Türkiye’den gelen önemli bir holdingin patronu da mevcut. Ercümend Özkan işadamına “Devrimin geleceğini nasıl görüyorsunuz?” diye bir soru sordu. İşadamı; “Bu devrim tabansız, yakında yıkılır. Mollalar bu işi götüremezler…” şeklinde bir yorum yaptı. Lakin bu yorumu yapan işadamı yıkılacak olan bir yönetimin ülkesi ile özellikle inşaat alanında iş yapmak için can atıyordu.. Yıl 1980, yıl 2018. Aradan 38 yıl geçti. İran nice badireler atlattı. Nice değerlerini suikastler sonucu kaybetti. Mutaharri, Talagani, Beheşti, Bahunar, Ali Recai ve daha niceleri suikast sonucu öldüler-öldürüldüler.

 

Bilhassa 27 Haziran 1981’de Seyyid Ali Hamaney’e düzenlenen suikastin ardından bir gün sonra Tahran’da Hizb-i Cumhuri İslami Merkezinde meydana gelen bir patlama sonrası, Dr. Beheşti başta olmak üzere çeşitli bakan ve üst düzey bürokratlar hayatlarını kaybetti. Başta Amerika olmak üzere çeşitli ülkeler ve sözcüleri İran İslam İnkılabının bittiğini ilan ettiler. Devrim önderi Humeyni suikasti haber vermek için makamına gelen Rafsancani’yi kabulünde henüz o suikasti haber vermezden önce Humeyni şehit olan 72 kişinin yerine atananların listesini verdi. Zaten öncesinde de Humeyni ABD ve benzerlerini ters köşeye yatırmıştı. 4 Kasım 1979’da ABD Tahran Büyükelçiliği işgali ardından 1980’de ABD bir kurtarma operasyonu denedi. Tabi ki işbirlikçileri arasında dönemin Cumhurbaşkanı Beni Sadr ile Kutbizade de vardı. Henüz operasyon başlamazdan önce Amerikan uçak ve helikopterleri birbirlerine girdi. Ve askerlerinin cesetlerini bile kurtaramadılar. Hemen herkes bunu İran’ın bir başarısı olarak değerlendirirken Humeyni: “Amerikalıları biz değil, Allah durdurdu. Bedir’deki müşriklerin kum taneleriyle mağlup olduğu gibi Amerikalılar da kum fırtınasıyla mağlup oldular” demişti. Ve akim kalan bu operasyon sonunda Humeyni ve devrim yıkılmadı ama Amerikan başkanı Jimmy Carter koltuğunu kaybetti.

 

20 Eylül 1980’de başlayan ve Ağustos 1988’de sona eren İran-Irak savaşında her iki tarafta yüzbinlerce kayıp verdi. Ve dünya istikbar güçleri bu savaş nedeniyle İran’daki rejimin çökmesini beklerken kendileri çöktüler. İşbirlikçileri olan Irak rejimi tepetaklak gitti. Ve halen kendine gelemedi. Amerika’ya uşaklık yapan Saddam ve yandaşları uşaklığın bedelini canlarıyla ödediler. Elbette İran İslam Cumhuriyeti tarihinde Mehdi Haşimi olayı da dikkate alınması gereken bir olay. Neredeyse İran’daki yönetimle Devrim Muhafızlarını karşı karşıya getiren ve devrime gel-git yaşatan sıkıntılı bir olaydı. Zira Humeyni’nin halefi konumundaki Ayetullah Muhtaziri’nin damadının kardeşi olan Mehdi Haşimi’nin birçok olaya adı karışmıştı. SAVAK’la işbirliği yaptı dedikoduları yayılmıştı. Ve Humeyni’nin ince bir siyaseti ile ve Mehdi Haşimi’nin idam edilmesi sonucu (1987) İran bu badireyi de atlatmıştı.

 

Doğrusu, 11 Şubat 1979 İran Devriminden günümüze kadar İran’ın başına gelmeyen kalmadı. Bugün ve bugünden sonra da belki birçok badireler de atlatacaktır. 1987 yılının Kasım ayı idi. Hacc Kongresi vesilesiyle ve Mekke katliamının tanığı olarak Tahran’daydık. Kongre salonunda dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Şirazi ile karşılaştık. Sohbet esnasında Şah zamanında 1973-1974 petrol krizi sonrası İran’ın ABD’den aldığı silahları kastederek; “Niçin ABD’den aldığınız silahları Irak’a karşı kullanmıyorsunuz?” dediğimde Şirazi; “O silahları gerçek düşmanlarımıza karşı kullanacağız. Zira Irak halkı bizim düşmanımız değil, bize tahmil edilen savaşı bertaraf edecek kadar silahları kullanıyoruz. Biz Irak halkı ile değil, Irak rejimi ile savaşıyoruz. Bizim İslami kimliğimiz devam ettiği sürece daha nice savaşlarla yüzyüze geleceğimizin bilincindeyiz…” demişti. Doğru söylemiş, zaten kendisi de bu görüşmemizden bir süre sonra suikast sonucu şehit olmuştu..

 

Bugün, 28 Aralık’tan beri devam eden başta Meşhed, İsfahan, Kirmanşah, Tahran gibi İran’ın en büyük şehirlerinde devam eden ayaklanmalar yapaydır. Halkın bütününün istek ve arzularını yansıtmamaktadır. Zira halk her şeye rağmen devletin ve yönetimin yanındadır. Ayaklanmanın arkasındaki güç ise ABD ve yandaşlarıdır. Zaten Trump da bunu saklamıyor. Keza Netanyahu ise rejimin yıkılmasından sonra İran’la yeniden yakınlaşacaklarının haberini veriyor. Trump ve Netanyahu İran’a tahmil edilen bu başkaldırının ardından bu badirenin altından kalkabilecekler mi, doğrusu Trump ve Netanyahu adına pek ümitli değilim!

 

İran’ın din anlayışını, siyasetini, ekonomisini, sosyal dokusunu tartışabiliriz. Beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz hususlar olabilir. Ama bu durum asla düşmanın ayak oyunlarına, tahmil etmiş olduğu oluşumlara destek vermemizi gerektirmez.

 

Zira tüm farklılıklarımıza rağmen İran bizim kardeşimiz ve komşumuzdur. Dost-düşman bunu böyle bilmelidir. Göstericilerin ileri sürdükleri hayat pahalılığı, işsizlik, ekonomik sorunlar vs. bunların hepsi bahane. Esas mesaj; “Bizim Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de ne işimiz var?” sorusundadır. Aslında bunu söyleyenler Humeyni’nin devrim ilkesinden bihaber zavallılardır.

 

İran gerek konvansiyonel silah üretimi ile ve gereke nükleer çalışmaları ile İsrail’i ve onun hamisi ABD’yi endişelendiriyor. Zaten bölgede İsrail’in güvenliği açısından tehdit olarak gördüğü iki ülke var Türkiye ve İran. Her iki ülke de emperyal güç odaklarının hedefindedir. Türkiye ve İran’ın Suriye iç savaşında, Katar krizinde ve Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesinde ortaya koydukları ortak tavır, işbirliği ve yakınlaşma dostlarına güven düşmanlarına korku salmıştır. Artık gelişmeleri göstericilere destek veren ABD ve yandaşları düşünsün. Tıpkı Gezi Parkı olayları ve sonuçlarını kimler düşündü ve kimler altında kaldıysalar bu meselede de benzeri yaşanacaktır. Merak etmeyin! Bu da geçer ya hû! Ya da Farsça ifade ile: “İn niz beguzered” 

Yorum Ekle
Yorumlar
Salih demir

10.01.2018

Emin hoca tabanınıza da saygınız yokmu nedir bu
Emin GÜNEŞ

07.01.2018

Tebrik ediyorum. Bu feraset kıtlığında böyle ferasetli abilerimizin hatıratına gözlem ve düşüncelerine ihtiyacımız var.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları