Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sağlam / İnsan ne ile yaşar?
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

İnsan ne ile yaşar?

22.06.2018
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sağlam

İnsanın ne ile yaşayacağı konusunu çok kişi gündemine almıştır bugüne kadar ama bunlar içinde Tolstoy’un o meşhur eserindeki cevabı şüphesiz çok özeldi. “İnsan ne ile yaşar kitabının birinci bölümünde Simon adında bir adam ve Matriyona adında karısı vardır. Simon ayakkabı diken biridir. Çok fakirdirler. Simon bir gün içkili bir şekilde eve dönerken türbenin yanında çıplak bir adam görür ve onun yanına gidip soğuktan buz kesildiğini görünce ceketini, yanında bulunan bir ayakkabıyı ona giydirdi. Onu evine götürür. Simon’un karısı adamı gördüğünde önce sinirlenir ama olanları  öğrenince ona yemek getirir. Adam normalde hiç tepki vermezdi ama o zaman güldü, bu onun ilk gülümsemesiydi. Adamın ismi  Mihael’dir. Mihael, Simon’un yanında çalışmaya başladı ve kısa bir süre içerisinde Simon’un maddi durumu iyi olmaya başladı. Birgün zengin bir adam onların dükkanına gelip bir yıl hiç yırtılmayacak bir çizme yapmasını istedi. O sırada Mihael normalde gülmemesine rağmen ikinci defa gülümsedi. Michael çizme yerine terlik yapmıştı. Simon neden böyle yaptığını sorarken içeri bir hizmetli girdi ve adamın öldüğünü, çizme yerine bir terlik yapmalarını istedi. Simon, Mihael’e hiçbir şey sormadı. Aradan altı yıl geçti ve bir kadın ikiz küçük kızlarıyla ayakkabı yaptırmaya gelmişti. İkizlerden  birinin bacağı aksıyordu. Kadın onların gerçek annesi değildi. Küçük kızları evlatlık almıştı. Bu sırada hiç gülmeyen Mihael üçüncü defa gülümsedi. Kadın ve kızları gittiğinde Mihael  her şeyi onlara anlattı. Aslımda Mihael bir melektir ve tanrının emrettiği görevi yerine getirmeyince cezalandırılmıştır. Görevi kocası ölmüş bir kadının canını almaktı fakat kadının yeni doğurduğu ikiz kızları vardı. Melek, kadının canını almadı ve tanrı onu tekrar gönderip kadının canını almasını söyledi. Melek, kadının canını almıştı. Kadın ölürken ikizlerin birinin bacağını ezmişti. Dükkâna gelen ikizler bunlardır. Melek bu yüzden görevi ilkinden görevi yapmadığı için cezalandırılmıştı. Tanrı ona üç gerçeği öğren dedi. İnsanın içinde ne vardır? İnsana verileni ve verilmeyeni öğren? İnsan ne ile yaşar ?. Bu soruların cevabını öğrenen Mihael o yüzden üç kere gülümsemişti. Bu soruların cevabı şöyle idi; insanın içinde sevgi var, insana ölümün ne zaman geleceği verilmez, insan iyilik yapmak için yaşıyor. Melek bunları öğrendiğinde gülümsemişti…” Tolstoy sorunun cevabını İYİLİK olarak vermişti. Peki iyilik neydi? Teorikte ve pratikte neye karşılık geliyordu. Halil Cibran, iyiliği tanımanın biraz zor olduğunu şöyle ifade ediyor; “iyilik ve kötülük sıcak bir yaz günü dolaşan iki arkadaştır, dolaştıkları yerde bir göl gören kötülük, arkadaşı iyiliğe serinlemek için suya girmeyi teklif eder ve kıyafetlerini çıkartıp birlikte suya girerler. Ancak kötülük iyilikten önce sudan çıkıp iyiliğin elbiselerini giyer, sona kalan iyilik ise mecburen kötülüğün elbiselerini giyip oradan ayrılır. O günden sonra insanlar iyilik ve kötülük bir birine karıştı ve insanlar onları ayırt etmekte zorlandı”. Peki iyiyi nasıl bulabiliriz, iyiliği bulmada ona rehberlik edecek şey nedir? Sorunun cevabı kolay aslında. İnsanın iyi ve kötüyü ayırt edebilme gücü yani AHLAK. Zira ahlakın tanımlarından biri de kişinin iyi ile kötüyü ayırt edebilme gücüdür.

Ahlak insan da kendi başına oluşabilen bir şey değildir. İnsan dünyaya geldiği andan itibaren önce anne ve babasının ahlakıyla, sonra arkadaşları ve öğretmeninin en sonunda da içinde yaşadığı toplumun ahlakı ile ahlaklanır.  Yaptıkları ile çocuğa sürekli model olan ve ona mesajlar gönderen çevre, çocuğun iyi ve kötü arasındaki farkı anlamada ki duyarlılığını da belirleyecektir. Duyarlılık arttıkça ahlaklı, duyarlılık azaldıkça da az ahlaklı(ahlaksız diyemeyiz, zira herkeste bir miktar ahlak vardır ancak standartları birbirinden farklıdır) bireyler ortaya çıkacaktır. Bir toplumda az ahlaklı bireyler çoğaldıkça yaşam zorlaşır, ahlaklı bireyler çoğaldıkça da yaşam kolaylaşır.

O halde Tolstoy’un sorduğu soruyu bir daha soralım; “insan ne ile yaşar?”

Tartışmasız sorunun cevabı nettir. İnsan AHLAK ile yaşar. Ahlaksız ya da az ahlaklı bir kişi önce içinde yaşadığı toplumun yaşamını zorlaştırır, sonra da kendi yaşamını anlamsız ve değersiz yapar. Ama güzel ahlak hem kişinin kendisini hem de içinde yaşadığı toplumu olumlu yönde etkileyerek yaşamı güzelleştirir. Soruyu değiştirip “insan ne ile büyür” dediğimizde de sonunun cevabı değişmez. İnsanın nasıl yaşayacağını da nasıl büyüyeceğini de belirleyen “AHLAKTIR”.

Bu makale 368 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
Ali

23.06.2018

Gerçek yetim anadan, babadan yoksun olan değil; akıldan ve ahlâktan yoksun olandır. Hz. Ali (r.a)
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye