İman ve Nikah Tazelemek

24.09.2018
Osman KAYAER

İman ve Nikah Tazelemek

Ey gizlice heva ve hevesini tazeleyen kimse, imanını tazele, ama yalnız dil ile olmasın.

Heva ve heves durdukça, iman tazelenmez. Çünkü heva, iman kapısının kilididir.

(Mesnevi , Cilt 1, Aslan ve Tavşan hikayesinden)

 

TRT “Türkiye'nin Sesi Radyosu”nda haftada bir gün yaptığımız “Mesnevi'den Seçmeler” isimli programda bu beytin izahını yaparken çocukken mahallenin imamının yaptığı bir uygulamadan bahsedecektim, ama unuttum. Bu yüzden bu meseleyi burada yazmaya karar verdim. Şimdilerde aynı uygulama var mı bilmiyorum ama, biz çocukken mahallenin İmamı Abdurrahman Uzunoğlu[1] cuma akşamları yatsı namazından sonra Amenerrasulü’yü okur, arkasından da buyurun hep beraber “iman ve nikah tazeleyelim” diyerek, cemaat ile birlikte tevbe istiğfar getirir ve nikah tazelerdi.

Hoca, cemaate önce tövbe istiğfar ettirir, arkasından Amentü’yü tekrarlatır sonra da buyrun hep beraber diyerek, cemaate yüksek ses ile “Eşhedü el-lailahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluh” dedirtir ve aşk ile bir daha diyerek iki defa daha yüksek ses ile tekrar ettirirdi.

Abdurrahman Hoca, nikah tazelemeye de şöyle diyerek başlardı: “Kendi tarafımdan asaleten, hanım tarafından vekâleten, zevvectü...” Daha ilkokula gittiğim o günlerde anlamını bilmediğim halde en hoşuma giden şey Hoca'nın ağzından çıkan “asaleten” kelimesinin fonetiğiydi. Bu uygulama o eski nesil hocaların “terki dünya” etmesi ile sona erdi.

Hocanın bu uygulamasının fıkıhi ve kelami bakımdan uygun olup olmadığı meselesi üzerinde durmayacağım, çünkü İslam’a salt itikat ve fıkıh açısından yaklaşmanın ne vahim sonuçlara yol açtığı çoğumuzun malumu.

Anadolu İslam geleneğinin bu uygulamasından iki şeyin çok önemli olduğu ve sürekli taze tutulması gerektiği anlaşılıyor. İman ve aile.

Bu ikisinin ne kadar mühim olduğu, iktidarın nimetleri ile karşılaştığında kendine mukayyed olamayan bir kısım dindarlarımız ile evlendikten sadece bir iki hafta sonra boşanan gençlerimizin hallerinden anlaşılmaktadır. İyilik ile maruf nice insanımızın ifsat olması, Müslüman sosyoloji etkileyecek boyuta ulaştı maalesef. Boşanmalar o kadar arttı ki, zevc  ve zevcelerin çekirdek kabuğunu doldurmayan meseleleri bahane ederek ayrılmaları “vakayı adiye”den sayılır oldu.

Kur’an-ı Kerim inandığını söylediği halde kötülük yapan insanlara İsrailoğulları misali üzerinden şöyle sesleniyor: “Deki: “İmanınız size ne kötü şey emrediyor. Nasıl müminsiniz!”  (Bakara 93) Başka bir ayette ise inandığını söyleyen herkese doğrudan diyor ki: “Ey iman edenler! Allah’a, resulüne, indirdiğimiz kitaba ve önceden indirilmiş kitab(lar)a inanın. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahireti inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüştür. (Nisa 106)

Günümüz Türkiye’sinin en önemli problemlerinden biri de hiç şüphesiz ömrünün büyük bölümünü dindar olarak geçirmiş insanların bir kısmının mülk ve iktidar ile karşılaştıklarında ellerinin ve ayaklarının dolaşması eleştirdikleri laik veya seküler insanlar gibi davranmalarıdır. Çünkü dindar olmak, insanları bir ömür boyu kötülük yapmaktan alıkoymaya yetmiyor. Bunun için sürekli tazelenen, diri bir imana sahip olmak gerekiyor.

“Nikah tazeleme” meselesine gelince konuya psikoloji ve sosyal psikoloji açısından bakmalıyız. Bu irfani gelenek sayesinde Anadolu Müslümanları yüzyıllarca aileyi “kutsal bir emanet” olarak korumayı başardılar. Düşünsenize evlendiği günden beri, her hafta, camide Allah’a ibadet ettikten ve ona inancını teyit ettikten sonra, hanımına bağlılığını yenileyen bir erkeğin, gözü hiç dışarıda olabilirmi? En ufak bir zorlukta, en güzel günlerini kocası ve çocukları için harcayan hanımını bir çırpıda silebilirmi? Yada hanımının bunu yapmasına müsaade edermi?

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Mevcut sosyolojimiz iman ve nikah tazelemeye her zamankinden daha muhtaç durumda. Başka bir deyiş ile iman ve nikahımızı diri tutmaya, her ikisini de koruyup kollamaya ne kadar çok ihtiyacımız var.

 

[1] Allah rahmet etsin. Hocanın diğer imamlardan farklı olarak alim bir adam olduğunu nice zaman sonra anladığımı da söylemeden edemeyeceğim

Yorum Ekle
Yorumlar
hatice altuntaş

30.09.2018

Osman abi kaleminize hikmet Allah razı olsun kesinlikle alim bir zatmış ki şeytanın öncelikli hedeflerine hikmetle uyanıklık etmiş.Nur 31 genellikle kadınlara okunurken ondan önce erkeklere inmiş Nur 30 es geçilir nika tazelemek için helalı itibarsızlaştıran ne kadar ins cin şeytan varsa göz, kulak tıkanmalı zira şeytan helali nesneleştirir yıpratır ki haramı cazip göstersin ,makama mevkiye sadıklar dayanırAllaha verdiği sõze,nikah akdine verdiği söze sadık kalamayanlar Seyyid kutubun deyimi ilei iradeyi şeytana kaptırmış ruh hastalarıdır.O ihaneti yapanlar makamı mevkiyi elinin tersi ile itmiş başörtüsü mağduru Anadolunun nenehatunlarına yapmıyorlardır inşAllah yoksa baltayı taşa vurmuş olurlar
salim güngör

27.09.2018

osman hocam ağzına sağlık mevzuyu okadar güzel anlatmışsın o zamanlar anlıyamadığımız sıradan iman ve nikah tazeleme ancak bu kadar anlatılırdı.
Şakir Arıkan

25.09.2018

Evet, özellikle makam-mevki ile sermaye sahiplerinin belki hergün bilemediniz haftada birkez yapması gereken bir görev, eğer gerçekten mümin iseler. Güncel bir konuya güzel bir anekdotla değinilmiş. Tebrik ve teşekkürler
Veli

25.09.2018

Çok elzem bir konu,bu evlilik devam etsin diye yutkunan,sabreden biri bence çok büyük bir sevap işliyor..eyvallah
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları