20 Ağustos 2019 Salı •

EHL-İ KİTAP’ TAN ‘’ÖYLELERİ’’ KADAR İTİBARIMIZ VAR MI?

09.04.2019
Hüseyin SEVİM

’Kitap ehlinden öyleleri vardır ki, Allah’ a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah’a boyun eğerek iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir kazanç için satmazlar. Onların ödülleri Rableri katındadır.  Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.

  Ali İmran- 199

Çok uzun zaman önceydi..  Belki 20-25 sene..

Ahmet Altan, Beyoğlu’nda bir tiyatroda oyun gereği soyunan bir tiyatrocu kadına tepki için protesto gösterisi yapan Müslüman topluluğa dair kabaca aşağıdaki şeyleri söylemişti:

"Müslüman insanların böylesi bir durum karşısında tepki göstermelerini, bu yapılanı içinde yaşadıkları toplumun ahlaki değerlerine bir saldırı olarak almalarını anlayabiliyorum. Ancak - belki biraz da müslümanlık konusundaki bilgi eksikliğinden olabilir- anlayamadığım bir şey var. İslam dini açısından, müslüman bir tüccarın ticaretini yaparken yalan konuşması, faiz yemesi, insanların söz verdiklerinde sözlerinde durmaması, yoksulun,  garibanın halini umursamaması, müslümanların gitgide vahşi kapitalizmin neferleri haline gelmesi, yeni nesillerin tüketim kültürü ve pop kültürünün her türlü bayağılığını ahlak edinmesi ve benzeri konular, bir tiyatro oyuncusunun soyunmasına gösterilen tepkinin yarısı kadar olsun bir tepkiyi  hak etmiyor mu?”

Evet, yazının ana fikri buna benzer bir şeydi. Ne diyeceğimi bilememiştim.

Sloganik tepkilerimizin niteliksel kofluğunu  öyle güçlü çarpıyordu ki yüzümüze…

O günden bu güne geldik. Geride kalan yılların ‘17 tanesi’ müslüman, muhafazakar bir iktidarla geçti. Yüzlerce yeni imam hatip okulu açıldı. İsteyen çocuğuna seçmeli din dersi aldırabiliyor. Başörtüsü sorunu ‘’fiiliyatta ‘’ çözüldü. Televizyonlarda tarihimize dair kahramanlık dizileri, başörtülü oyuncuların rol aldığı soap operalar birbiriyle yarışıyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük camileri yapıldı. Muhafazakar vakıflar, dernekler devletten ‘’özel’’ destek görüyor.

Hafızlar devlet televizyonlarında popstar yarışmalarına taş çıkartacak görkemli prodüksiyonlarda Kur’anı “güzel okuma sanatı’’ icra edebiliyorlar. İmamlar Cuma hutbelerinde artık içlerinden gelerek ‘’ devletimize’’ dualar ediyorlar.  Çocuklara yönelik çizgi film kanallarında tatlı bir şekilde değerler eğitiminin verildiği çizgi filmler yayınlanıyor. Eskiden bir üniversite kampüsünde bodrumdan bozma ufak bir yeri mescid yapabilmek için ne kavgalar, ne mücadeleler  verirdik; artık bizzat üniversite yönetimince mescidi oluşturulmamış bir yer kalmadı.

Faizsiz bankacılığın yaygınlaştırılması için devlet eliyle katılım bankası kuruldu. Ehl-i Kıble kadrolar belediyelerde , poliste,  yargıda, üniversitelerde, havaalanlarında, her yerde daha fazla itibar görüyor, hatta ‘’özellikle ‘’ tercih ediliyorlar. Pek çok tarikat, bırakın devletten baskı görmeyi , tam tersine devlet tarafından özellikle koruma görüp, önemli kadrolara müntesiplerini yerleştirebiliyor…

Bu böyle uzar gider

Peki  tüm bu dönüşümlerin sonucunda Türkiye Müslümanları , daha mı az yalan söylüyorlar ; daha mı az yolsuzluğa göz yumuyorlar ya da hatta bizzat bulaşıyorlar; “kendi adamlarının/ yakınlarının” haksızca, liyakatsizce başkalarının hukukunu önemsemeksizin kadro/ makam sahibi olmalarına daha mı az göz yumuyorlar; ihalelerde, tahsislerde devlet arazisini yeşil alanı talan etme işlerinde daha mı fazla kul hakkını, ahiret hesabını gözetiyorlar ? Alevilerin, Ermenilerin, Kürtlerin ‘’ötekilerin’’ yaşadıklarını ve hukukunu daha mı fazla umursuyorlar; muhtarlık seçimlerinden, meclis seçimlerine kadar siyasi pragmatizmi, çıkarcılığı, sen-ben kavgasını daha mı fazla bir kenara bıraktılar; devlette arkası / dayısı olanlar daha mı az dayılanıyor, daha mı az haksız güç devşirme peşinde koşuyorlar; ‘’müslüman’’ medyada yalan, iftira, çarpıtma gitgide azalıyor mu; sosyal medyada boy gösteren yotuberlerimiz, fenomenlerimiz, blog yazarlarımız, trollerimiz, twitter üstadlarımız diğerlerinden daha mı az hakaret, yalan, çarpıtma yapıyorlar; daha mı az kibirli, daha mı çok mütevazi, daha mı çok hoşgörülü olduk; haksızlığa, zulme, adaletsizliğe daha mı çok tepki veriyoruz,  diğergamlığımız daha  mı arttı? “Ötekini’’ daha mı çok anlamaya çalışıyoruz ; dişlerimizi daha mı sık fırçalıyor yada misvaklıyoruz , daha mı temiz olduk, namazlarımızı daha mı huşûlu, okuduğumuz ayetleri anlamaya çalışarak kılıyoruz; daha mı çok Kur’an okuyor ve anlamaya gayret ediyoruz; başımızdaki örtünün, yüzümüzdeki sakalın bize yüklediği sorumluluğu daha mı derinden hissederek yaşıyoruz?

Sayıları hızla artan imam hatip okullarından mezun olan gençlerimiz daha mı nitelikli ve ahlaklı insanlar olarak yetişiyor?

Maide 8’de uyarıldığımız gibi, takvaya daha yakın olanı, Allah için adil şahitler olmada ve bir kavme duyduğumuz kinin dahi bizi adaletsizliğe sevk etmemesinde mi arıyoruz gitgide olgunlaşan gönüllerimizde; ya da kendimizin, ana babamızın, yakınlarımızın aleyhine bile olsa adaleti titizlikle ayakta tutmaya ve şahitlik ettiğimiz kişi, zengin de olsa fakir de olsa haktan ve adaletten ayrılmamaya yatkınlığımız daha mı arttı Nisa 135’ te uyarıldığımız gibi; daha mı iyi müslümanlar olduk?

Rabbimiz tarafından Ali İmran 199. Ayette övülen ‘’Ehl-i kitaptan öyleleri” nden daha mı fazla itibarlı bir hale doğru seyrimiz O’nun katında sizce ?

Cevabı siz verin!

Yorum Ekle
Yorumlar
Muhsin Ganioğlu

09.04.2019

Değerli Hüseyin beyin dikkat çektiği çok önemli hususlar var. Bir kez daha Felak ve Nas surelerini içe dönük olarak okumanın ve anlamanın tam zamanıdır. Teşekkür ederim
Dürümiye / Lezzete Davetiye