9 Aralık 2019 Pazartesi •

HUKUKSUZDUR, AYIPTIR, GÜNAHTIR

22.07.2019
Ahmet TAŞ

 

İnsanoğlu var olalıdan beri çekememezlik, yer kapma, ileri geçme ve sayamadığımız bir çok gerekçe ile insanlara aslı olmayan suçlar isnat ederek onları gözden düşürme yerinden, aşından, işinden, itibarından , imkanlarından mahrum bırakmak için ihbar etme olagelmiş, olmaya da devam ediyor.

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük oğlu şehzade Mustafa’nın mührünü ele geçiren üvey annesinin onun ağzından İran Şahına sahte mektuplar yazdırdığı, karşılığında sahte mektupları da Kanuni Sultan Süleyman’a ulaştırarak şehzadeyi gözden düşürüp onu padişaha boğdurtmak suretiyle öldürdüğü bilinen bir tarihi olaydır. Üvey annenin muradı kendi oğlu şehzadeyi hükümdar yapmaktı.

28 Şubat darbe döneminde ve 15 Temmuz 2016 kanlı darbe kalkışması döneminde bir çok insanımız irticacı yada FETÖ’cü suçlaması ile altında adresi olmayan, telefon numarası olmayan, vatandaş kimlik numarası olmayan, sahte imzalı asılsız ihbar mektupları ile hem ilgili makamları meşgul etmişler hem de ilgisi olmayan binlerce masumun günahına girerek onları yıllarca kendilerini temizlemek zorunda bırakmışlardır.

Ülkemizde başkanlık sistemine geçmeden önceki dönemde Başbakan Binali YILDIRIM yayımladığı bir genelge ile altında gönderen kişinin adresi, telefon ve kimlik bilgileri olmayan şikayet ve ihbar mektuplarının işleme konulmamasını bakanlıklardan istemişti.

Tam o günlerde bir Milli Eğitim Müfettişi beni aramış ve benim ismimin ve imzamın olduğu bir ihbar mektubu olduğunu bununla ilgili görüşmek istediğini bildirmişti. Görüşmemizde gördüm ki benim adım yazılı ama; benim olmayan imzalı, ismini şimdi hatırlayamadığım bir vatandaşı bir örgüt mensubu olmakla suçlayan bir şikayet mektubu olduğunu gördüm.

Müfettiş Bey’e  ihbar sahibinin adres, telefon ve kimlik bilgilerinin olmadığını, bu mektuba işlem yapılmaması gerektiğini zira bu konuda Başbakanın genelgesi olduğu söylediğimde “Ne yapayım Vali Bey havale etmiş; bende bu şahsı arıyorum.” Demişti.

Müfettiş Bey’e imza sahibinin ben olmadığımı söylediğimde ise “Seni toplum tanıyor, imza senin değilse benim değil diye imzala.”Demişti. Ben de Vali Bey başbakanın genelgesini tanımayıp suç işlemiş sende bu suça ortak olmuşsun, ben ise sizin suçunuza ortak olmam. Bu belgeye de imza atmıyorum demiş ve müfettiş arkadaşı göndermiştim.

Kamuoyundan duyuyorum ki son zamanlarda böyle altında isim, imza, telefon ve kimlik numarası olmayan birçok ihbar mektubu kamuda çalışan bürokratlar ve farklı bakanlıklardaki memurlar için yapılageliyormuş. Duyumlarım doğru ise mülki amirlerimizde durumdan vazife çıkararak hukuku ve vicdanı bir kenara bırakıp, vebali yüklenerek bu sahte mektupları yırtıp atma yerine işleme koyuyor, soruşturma başlatıyor yada üst makamlara gönderiyormuş. Yani Cumhurbaşkanının, Başbakanın genelgesine selam hukuksuzluğa, ayıp işlemeye, günah işlemeye devam diyorlarmış.

Bu toplum 27 Mayıs 1960 darbe döneminde, 12 Eylül 1980 kanlı darbe döneminde, 28 Şubat hukuksuz, adaletsiz post modern darbe döneminde, 15 Temmuz 2016 kanlı darbe kalkışması döneminde menfaat düşkünü, Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz, hukuk celladı, sahte ihbarcı ve devletin verdiği yetkiyi kaprisleri ve ideolojileri için kullanan, hevesinin kurbanı, erdem yoksunu makam sahiplerinden çok çekti, çekmeye de devam ediyor.

Bunlara ancak şu söylenir. Ayıptır, günahtır, adaletsizdir, hukuksuzdur yapmayın. Yaptığınız kötülükler bir gün gelir sizi de boğar.

Selam ve dua ile

     

    

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
İbrahim Şahin.

22.07.2019

Hisseden yüreğinize, susmayan dilinize ve yazan kaleminize muhabbet ola sevgili hocam. İnsan hem de kendisini Müslüman olarak tanımlayan vicdan ve adalet yoksunu bu zavallılara acımadan edemiyor çünkü zerre miktarı hayr ve şerrin önümüze serilerek ifşa edileceği çetin bir güne doğru yürüyoruz. Ve her sır kendisini ele vermek gibi bir zaafiyet taşır özünde... Muhabbetle Kalın...
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ