Ali KADERCAN / Feraset
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Feraset

13.07.2018
Ali KADERCAN

Feraseti, yaşanmak istenmeyecek olayların önlemini önceden almaya çalışma becerisi olarak tanımlayabiliriz. Ferasetin minik yüreklerde gelişebilmesi için ise onların gözlerinin ayrıntıları yakalamasına, kulaklarının ses farklılıklarını analiz etmesine, ellerinin sert-yumuşak, sıcak-soğuk, kaygan-pürüzlü tespitini yapmasına, zihinlerinin canlılığını gösteren cümlelerin arka arkaya sıralanışına destek vermek gerekmektedir. Bu desteği yeni öğrendiklerini sonradan öğrendikleriyle ilişkilendirme yapabilmelerini sağlamak üzere vermeye de devam etmek gerekmektedir. Bu desteğin başında da “duygu dünyaları” ile “zihin dünyalarının” birbirine yakın tutulması için gösterilen çabalar gelmektedir.

Fakat uygulamada daha çok ferasetin minik yüreklerde gelişmemesi için taşıyamayacakları yükler yüklemeyi tercih ediyor gibiyiz. Onlara nasihat ederken onların küçük gövdelerine taşıyamayacakları kayalar koyarak tavsiyelerde bulunmayı gerekli görüyoruz. Kullandığımız kayalardan biri “sen ne anlarsın” kayasıdır. Bu kaya minik gövdenin bütününü kapladığından, minik gövde hareket imkânını kaybetmektedir. Artık anlayamayacağını düşünerek nasihat dinlemeye devam eden çocuklarımız, dinlemeyi görünüşte yapmaktadırlar. Çünkü sen ne anlarsın bir tokat şaplağı olarak gönül yüzünde patlamış ve değersiz biri olmasaydı bu söz kendisine söylenmezdi diye akla gelen düşünceler, çivilere dönüşüp güzel hislerin üzerine çakılmış ve fıtri akışkanlığın ritmini zedelemiştir. Sen ne anlarsın denildiği andan itibaren duygu dünyası dağılmış bir muhatabımız vardır artık. Sözün önemi, bu dağınıklık içinde kaybolup gittiğinden zihin bu sözü, kullanılmak üzere kayıt altına alma zorluğu yaşar duruma gelmiştir.

Bazen de kullanılan kayanın adı “sen bırak” kayasıdır. Çocuğumuz bize göre bir işi yeterince güzel yapamadığında bu kaya bize çok kullanışlı gelir. Minik yüreğin üzerine bu kayayı bıraktığımızda çocuğumuzun nefesi kesilmeye başlar. Yapacağı işe artık nefes yetiremez.

Bir de gövdeye değil de çocuğumuzun kullandığı cümlelerin arasına yerleştirdiğimiz kayalar vardır. Bunların adı da “ya ya” kayacıklarıdır. Heyecanla bir konuyu anlatırken onu küçümsemek, ya da anlattığının boş şeyler olduğunu söylemek için kullanırız bu kayaları. Bu kayalardan bir kaçını bir konuşma süresinde kullanıldığında çocuğumuz konuşamaz olur.

Bir davranışın yanlış olduğunu anlatmak istediğimizde de keskin kaş göz işaretleriyle duygu dünyalarının üzerine keskin kayacıkları bırakıvermiş oluruz. Dikkat edilirse davranış kazandırmak için duyguyu kenarda bırakan, duyguyu hep taşıran kayalar ya da kayacıklar kullanarak davranış odaklı hareket edebiliyoruz.

Bu kayalarla büyüyen çocuklarımız bir işin mahiyetini, iç yüzünü, geçmişle gelecek arasında bu işin bağlantı noktalarını görüp tutarlı hareket etme aşamasına nasıl gelebilecektir? Çünkü yürüdükleri yolda karşılaştıkları soruna ilişkin çözüm üretmelerine fırsat verilmemiştir. Deneyimleme yapamadıkları hayata ilişkin öngörüde bulunmaları isabet oranını düşürmüştür.

Hayatın çıraklığında “usta” olmalarına yetecek tecrübeyi kazanmalarına müsaade edilmediği için bir ustadan beklenmesi gerekenleri onlardan beklememek gerekmektedir.

Kullandığımız kayalar istediğimiz davranışı göremediğimizde elimize aldığımız kayalardır. Yani duyguyu değil davranışı öncelediğimizin göstergesidir kayalar. İstemediğimiz her davranışta elimizin kayalara uzanması çocuğumuzda “irade”yi zayıflatmıştır. Kendisinin doğruyu bulmasına izin vermemek, bu genişliğe sahip olamamak, yapılan üzerinde düşünce aktivitelerinde bulunulmasının önüne geçmek iradeyi yoldan çıkarmaktadır. İrade yoldan çıkınca kişilik/karakter yolda kalabilir mi?

Ferasetin kaya kullanımlarıyla, zorla davranış kazandırıcı yaklaşımlarla,  kazandırılamayacağını bilmek gerekmektedir. Böylesi dışsal etkiyle kazanılacak olan yalan, çürüme, baskı, suiistimale açık olmadır. Çünkü feraset içsel bir kazanımdır. Yaparak, yaşayarak, tecrübe ederek, düşerek, kalkarak… Tüm bu eylemlerin sonucunda kazanılan hissiyatların bileşkesiyle insanın iç dünyasında konumlanmaktadır feraset. O nedenle davranışın kaynağı olarak içi göstermek durumunda kalırız. İçimizin rahat olmasını, bir davranışın içimizden gelmesini kıymetli buluruz. Bunu böyle yapabildiğimiz içinde davranışlarımıza içsel bir denetim merkezi kurmuş oluruz. İçimizden onay alamayan bir davranış bizi yansıtmamaktadır.

Her bir eylemden sonra minik yürek zihinsel ve fiziksel olarak gelişmektedir. Duygu dünyası ile zihin dünyası arasında uyumu yakalamaktadır. Bu uyumu notlandırarak ilerde çok büyük bir tecrübe kitabının yazımı için biriktirmeye başlamaktadır. Bu kitabının giriş bölümünde kendisine gelişmesi için fırsatlar veren aile büyüklerine çok veciz ifadelerle bir teşekkür mektubu yazmayı da unutmayacaktır. Çünkü içsel gelişimi/feraset için kendisine yaptıklarının içsel sesini dinlemesi için fırsatlar verilmiştir. Yaptığı her hata suya düşen bir taş gibi dalgalanmalar meydana getirmiş ve her bir dalgalanmanın oluşturduğu daireler, zihinsel ve ruhsal açılımı da dar alandan geniş alanda doğru genişletmiştir.

Feraseti gelişmiş çocuklarımız ancak küresel sermayenin oyunlarını fark ederek kuklaları değil kuklacıları görebilirler. Sömürünün bir aleti olmak yerine sömürüye karşı bir cephe açabilirler. Figüranların söyledikleri cümleleri anlamaya çalışmak yerine senaryoyu yazanların cümlelerine müdahale edebilirler. Fakat “feraset özürlü” yetişirlerse bunlara güç yetiremezler. Hatta çok basit ilişkilendirmeleri yapamayarak başlarına gelebilecek sıkıntılara çözüm üretemezler. Benzinin yanında kibritle oynanmaması gerektiğini bile atlayabilirler.

Bu nedenle onların tecrübe yollarını; onların başına gelebilecek büyük kazalara karşı tedbirleri ustalıkla alarak, açık tutmak gerekmektedir. Gerekirse bu yollarda nöbet tutulmalıdır. Yaparak, yaşayarak edindiği tecrübeler, doğru yorumlar yapabilmesi için büyük birer ihtiyaçtır. Yoldan çıkaran kayalar yolculuğa fırsat vermeyerek keyifsizliğe neden olacaktır. Feraset için lazım olan kendini duymaya, kayalardan çıkan ses engel olmaktadır. Şimdi bu sesin kesilmesi için geriye sayma sürecini acilen başlatmak gerekmektedir.

Bu makale 385 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
mehmet ali onar

30.07.2018

feraset derinlemesine irdelenmiş. Ayrıca ferasetli insan yetiştirme konusunda yol haritası çizilmiş tebrikler çok beğenerek okuduğum bir yazı herkese şiddetle tavsiye ederim...
Abdullah KORKMAS

13.07.2018

Ali hocam kalemine sağlık güzel bir konuya değinmişsin zaten özgüvenin olmadığı bir bireyden sağlama fikir ve kişilik beklenemez.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye