22 Temmuz 2019 Pazartesi •

DÜCANE CÜNDİOĞLU

04.07.2019
Mehmet Yavuz AY

 DÜCANE CÜNDİOĞLU  / Mehmet Yavuz AY

Dücane Cündioğlu, iki ayrı sunumunda şunları söylüyor:

Ömrümüz inançlarımıza sığınmakla geçti.

İnsanın özü ustur, düşünselliktir. İnsan ussal bir canlı olmanın hakkını vermelidir. Akıl benim insanda en az rastladığım şeydir.

Yasaların kaynağı nedir? Devlet olmak için inanç gerekmez.

Büyücüler yani din adamları politik kararlarda devlete yön verirler.

Kaçıyorsun Firavun ve ordusu arkanda, önünde Kızıldeniz var. Yakalanırsan öleceksin. Asanı vuruyorsun deniz yarılıyor. Ordu tam ortada iken deniz yarılıyor. Ordu tam ortada iken deniz kapanıyor. Bu olabilir mi? Olabilir. Mantıksal bir değerlendirme yaparsak ne anlama gelir bu. Rastlantı.

Bugün inanmak, yerini düşünmeye bırakması gereken bir ergenlik aşamasıdır. Müslüman olmayı tercih etmedik. Tercih etmediğimiz şey erdemimiz olur mu? Düşüncelerinizi değiştirebilirsiniz inançlarınızı değiştiremezsiniz. İnanca giriş serbest, çıkış sıkıntılıdır, yasaktır.

Dindarların en az bildiği dönem; bilmek istemedikleri  Asr-ı Saadet’tir. 30 yıl en acı dönemdir. (…) Mutsuzluk Çağı olduğu için Asr-ı Saadet deniyor.

Türkiye’de din aşağılandı, eleştirilmedi. İslâm dininin eleştirilmesi lazım. Türkiye’de inanç, inanç olarak kalmalı.

Din ısıtır, bilim aydınlatır. Türkiye de dindarlar ısınırlar ancak karanlıkta yaşıyorlar. Benim tercihim hem aydınlanma hem ısınma.

Dinin dünyada olan biteni açıklama yeteneğinin olduğuna inanmıyorum. Din anlam verir. Bilim açıklar. Peki çözüm ne? Çözümleme diyelim. Önümüzdeki tek seçenek felsefedir.”

(Kehânet, Mucize ve Devlet/İnanmanın Keyfi- Düşünmenin Izdırabı – İHV, 24 Kasım 2018, Ankara)

“Düşünmeden yorulduğunda tasavvufa verirsin kendini, ibadete verirsin.

Din düşünme hareketi değil, eylem hareketidir.

Dindar bilincin düşünmeye ihtiyacı yoktur.

Adem ve Havva’yı kabul ederseniz ensest ilişkiyi onaylamış olursunuz.

Din anlam verir, bilim açıklar. Bilim analitiktir.

Düşünce parçalara ayırır, din bütünler.

İnanç bizi ısıtır. Düşünme bizi doğruya ulaştırır, soğuktur: Üşürüz.

Felsefe, bilim dine karışamaz. Din de oraya karışmasın.

“Düşünmez misiniz? “(Âyetini kastederek), Düşünüyorum, eee ne olacak, ne olmuş?

Düşünme dini bilinçten beslenmez.

Domuz eti ya da sığır eti yenmez. Hangisi doğru?

İnancı düşünceye çevirdiğinizde (kilise de bunu yaptı) hata yaparsınız.

Nübüvvet düş mekanizmasıdır. Kalbe ilham olmaz.

10000 ilahiyat hocası varmış. Düşünsel seviyeye katkıları sıfır.

İslam inancı, İslam düşüncesine dönüşürse politik bir silaha/araca dönüşür.

Allah’ın düşünceyle işi olmaz.

(Tarihselciliğin Eleştirisi/ Marmara İlahiyat Fakültesi, 26.02.2019, İstanbul)

                                                          ***

“Modern Aydınlanma Hareketiyle ortaya çıkan pozitivizm ve materyalizm felsefeleri, bilimi ve dini iki ayrı/karşıt alan olarak yapılandıran bir düşünce inşa etti. Tanrı tahttan indirildi! Metafiziksel değerlerden arınık bir dünya görüşü etrafında yeni bir bilim bilinci ve bilim adamları  çevresi oluştu. Modern epistemik cemaat! Din bile bilimle tanımlanmaya başlar. Genç Hegelciler bunu en materyalist biçimde yaptılar. Feurebach, bunun mürşidi. Antropolojik teoloji inşa eder. ‘Din aklın rüyasıdır’ der.” (Ergün Yıldırım, Hangi Bilim, Hangi Din ya da Hegelci Müslüman Materyalist Olur mu?/ Yeni Şafak, 16.06.2019)

Geç Aydınlanmacı, pozitivist, materyalist, bilimci cemaate intisap etmiş görünen Dücane Cündioğlu, yukarıda alıntıladığım cümleleri üzerimize boca ediyor.

Bay Cündioğlu! Geçmişte yaptığın güzel çalışmalar takdire şayan. Duygusal bir mahalle mensubiyeti ile sana değer vermeyen, ürettiklerinle seni değerli gören bir Müslümanım.

Yazının kurgusu ‘siz’ demeyi kaldırmayacağı için ‘sen’ diye hitap ediyorum. Biraz da aynı mahallenin sokaklarında ayak izlerimizin birbirine karışmasına say.  Umarım yadırgamazsın.

Senin gibi akıllı ve üretken bir Müslümanın mahalle değiştirmesi, referanslarını başka odaklarda araması oldukça üzüntü verici.

Daha üzüntü verici olan; birey-mümin olma gayreti içinde, kulu olmayı en büyük rütbe gördüğüm alemlerin efendisi Yüce Allah’a kendince meydan okuyuşun, hafife alman, ‘Allah’ın düşünceyle işi olmaz’ diyecek kadar fütursuzlaşman… Allah adına sen mi karar veriyorsun?  Nübüvvetlik makamı sana verildi de ne olduğunu biliyor gibi akıl yürütmelerin. Batılı felsefecilere ait cümleleri kendi cümlelerin gibi kullanman…

“Bilim dininin” kıdemsiz inananı olarak, heyecanını gizleyemiyorsun. Maalesef altından kalkamayacağını düşündüğüm  laflar ediyorsun.

Biliyor musun kimse bana, ‘Müslüman ol, şöyle yap!’ demedi. Alnıma kimse silah dayamadı Müslüman olmam için. Düşündüm, ölçtüm, tarttım ve tercihte bulundum. ‘Tanrısız’, amaçsız, başıboş ve rastlantısal bir evren olamazdı. 18 yaşında, dünyanın orta yerinde yüzümü ‘Yüce Allah’a döndüm. Dilediğimi Rabbim diledi.

İşte o gün bugün yalnız O’na sığındım. Sonsuz hamd ve şükürler olsun ki, ‘Sahibimin’ fizikötesi destekleriyle akıntılara kapılmadım, kalabalıklara uymadım. Hayret makamında yalnız O’na sığınmaya devam edeceğim… İnançlar sığınılacak yerler değil, sığınağa götüren işaret taşları değil midir?

Bayım!

“İnsanın özü ustur” dedikten sonra “Akıl benim insanda en az rastladığım şeydir” diyebiliyorsun. Gel bu kadar kibirlenme. Aklının biricik akıl olduğunu düşünme. Sana akıl bahşeden Allah’ın bütün kullarına da akıl verdiğini unutma. Teslimiyete rıza göstermeyen aklının, hesapların görüleceği günde başına iş açacağını düşün!

‘Yasaların kaynağı nedir?’ diye sorup, cevabını da kendin veriyorsun: Devlet olmak için inanç gerekmez. Sahih, bozulmuş ya da beşeri dinlerden, ideolojilerden beslenmeyen bir devlet sahiden var mıdır. Hepsi bir yana ‘aklını Tanrı edinirsin’, arzularını, isteklerini ilahlaştırırsın; yine inançtan kurtulamazsın. Aklının öncülleri neler, referansları nereden.

Bütün din adamlarına büyücü demek, hangi nesnelliğe, insafa sığar? Konuşmanın şehvetine kapılmak tam da bu olsa gerektir. Bugün, bu ülkede sosyal, siyasal, kültürel alanlarda yetkin bilim insanları yetişmediği gibi; tefsir, hadis, kelam v.b. alanlarda da otorite olacak ilim insanları yetişmiyorsa, intisab ettiğin mahallenin faşizan sisteminden kaynaklanmıyor mu?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de faşizmin süslü adı demokrasi değil mi? Demokrasi bir ‘yönetim biçimi’ mi, yoksa hiçbir ötekiyi kabul etmeyen despotik bir ideoloji hatta din mi? Batı dışı tüm dünya, Batı demokrasisinin ideolojik, kültürel ve entelektüel kuşatması altında değil mi? Öyle bir baskı mekanizması inşa edildi ki, Müslümanlar bile meşruiyetlerini demokratik düşünce, değer ve ideoloji kalıplarında arar oldular. Medeniyet iddialarını kaybettiler.

“Felsefe, bilim dine karışmaz. Din de oraya karışmasın” diyorsun. Sahiden böyle mi? Fetişleştirdiğin aklın, nasıl kabulleniyor bu yalanı? “Düşüncenin ıstırabı” bu mu?  Allah’ın hükümlerinin, bilimci akılyürütmelerle reddedildiği bir dünyada yaşamıyor gibisin. Dine karışmadığını iddia ettiğin bilimle, aziz İslâm’ı tanımlıyorsun, farkında değil misin?

Müslümanları ahlakî her türlü eleştiriye tabi tutabilirsin. Ama ettiğin laf çok büyük : “İslâm dininin eleştirilmesi lazım!”

Müslüman coğrafyada ‘düşünce kuduz köpek gibi ne zaman kovalanmaya’ başlandı. Müslüman şehirler çok dinli, çok mezhepli, çok etnik yapılı insan guruplarını bünyesinde nasıl barındırdı? Demokratik emperyalistler, kadim şehirlerimizi neden yerle bir ediyorlar? Hak, hukuk, adalet, özgürlük, insan hakları, düşünceye saygı gibi evrensel kavramları, emperyal amaçları için neden araçlaştırıyorlar? Bunları söylerken, İzzetbegoviç’in “Dinimiz en iyisi ama biz Müslümanlar en iyisi değiliz” sözünü de unutmuyorum. 

Emevî saraylarında haçlarını sallayarak dolaşan danışmanlar vardı. Abbasî kütüphaneleri dünyanın en fazla kitap barındıran kültür merkezleriydi. Savaş ganimeti olarak kitap kabul eden Abbasî sultan-halifeleri vardı... Avrupa, antropolojik köklerini bu kitaplarla yeniden keşfetmedi mi?

“Kızıldeniz’in yarılması” mucizesini küçümsüyor, ”rastlantı” etiketiyle formatlıyorsun. Bir “rastlantı” da senin yeni cemaatine “tesadüf” (?!) etse olmaz mı? Ne hikmetse binlerce yıldır “rastlantı” gerçekleşmiyor.

“İnanmak, ergenlik aşaması” öyle mi? İnancın ana unsuru Yüce Allah’ı, peygamberliği ve ahiret hayatını hafife alma kimin haddine? Yüce Yaratıcı’yı, Nübüvveti, düşünceden uzak dini(?!), aklının/dilinin mezesi haline getirecek kadar kendini kaybetmişsin.

Tarihimiz bize aittir. Doğruları ve yanlışlarıyla. Aziz İslâm’a ait olan hakikatle, kültürel yansımalarının gerçekliklerini birbirine karıştırmayız.

İşine geldiğinde, dönemsel kültürel yansımaların göstergesi olan fıkhi uygulamaları dinin özü gibi gösterme cinliğine pirim vermeyiz.

Bilim neyi aydınlatıyor? İman ettiğin Batı menşeili bilim; açılması gerekene karanlık, örtülmesi gerekene ışık olmasın? Pornografik bir aydınlanma. Şiddete, sömürüye, beyaz adamın üstünlüğüne, ırkçılığa, talana, tabiat dahil her şeye diz çöktürmeye, Tanrı’yı yeryüzünden kovmaya, kitle imha silahları üretmeye, göçmenleri fakirleri asalak gibi görmeye, bilimsel kılıklı laboratuvarlarda hastalık üretmeye, içkiye, uyuşturucuya, kumara, tepeden tırnağa ensest ilişkiye, merhametsizliğe, yalnızlığa/ailesizliğe, depresyona, intihara… Dört yüz yıldır aklı/bilimi Tanrı edinmiş Batı Medeniyetinin dünyaya armağan ettikleri. Maddeten ileri manen çökmüş bir Batı. Zenginliği arttıkça insanın yok olduğu, yalnızlığın ve intiharların zirve yaptığı bir medeniyetin çocukları dünyaya ne söyler?  Tüm bunlar: Eleştirel bakışaçıları, ürettikleri, azalsa da bağımsız düşünürleri, halkın değer yargılarıyla örtüşen devlet yapılanması, kendileri için inşa ettikleri sosyal hukuk devleti gibi vasıfları, sistemli  donanımlı ve temiz şehirleriyle bizden geride olduklarına işaret etmiyor…

Vahye dayalı dinin, insana, topluma, hükmedenlere, göklere ve yeryüzüne söyleyecek çok sözü vardır. “Denizler mürekkep, ormanlar kalem olsa Yüce Yaratıcı’nın sözü bitmez.”

Müslüman olmak kolay, Müslüman kalmak zordur. Müslüman kalamayana üzülürüz. Katli vacip demeyiz. Köprüleri yıkmamasını hatırlatırız. “Dileyen inanır, dileyen inanmaz”…

Merhameti sonsuz Rabbimizin sözleri üzerine düşünür ve gücümüz yettiğince yaşamaya gayret ederiz. Firavunu bile kaybetmek istemeyen Yüce Yaratıcı’nın hikmetli yaklaşımını, düşünce yolculuğumuzun işaret taşlarına dönüştürürüz.

Tarih boyu inanç erleri, önderleri, ıstırap çekmekle kalmadılar, canları malları şerefleri aileleriyle büyük bedeller ödediler. İnanç bedende tutsak olamayacağı için. Yolumuzu aydınlattılar.

Bay Cündioğlu! Düşünen “dindar bir bilinç”, sözlerini eleştirdi lakin seni yok saymadı… Seni düşünmeye, inanmayan aklın karanlık tapınaklarından aydınlığa davet ediyorum!

04.07.2019, Kardelen/Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar
Abdullah

14.07.2019

Kardeş sen bu işlere soyunma istersen!
Fatih Alim Daşpınar

14.07.2019

haklı ve erdemli bir eleştiri elinize sağlık... sınırları zorlayan cümleler kuran bu tip düşünürler bir zaman sonra kendini bulabiliyor. yinede kıymetli olduklarını kabul edip gezindikleri sihirli ve büyülü sahalardan uzaklaşmaları için dua etmek gerekir kanısındayım...
İdris Aksoy

13.07.2019

Abi eline gönlüne saglik.Başlıklar halinde, daha detaylı cevaplarıni bekleriz..
Yüksel Pekdemir

10.07.2019

Dücane Bey'in söylemleri zihinleri ciddi olarak sarsacak mahiyyet ve ciddiyette. Ancak uzunca zamandan beri bu söylemlere cevap veren kimselere pek rastlayamadım.Acaba cevap verebilecek kapasitede olanlar ,cevap vermeye değer mi bulmuyor ? yada cevap vermeye yetecek birikimleri mi yok emin değilim.Sizin bu yazınızı görünce sevindim .Ancak bir çok konu başlığını yazıp, cevabi olarak ta bir kaç satırla geçmişsiniz.Bundan istifade ettiğimi söyleyemem. Şayet bir yada iki konu seçip derinlemesine bir cevap olsaydı çok daha faydalı olurdu diye düşünüyorum.
Sabri Şimşek

09.07.2019

Sunum,kendi içinde çelişkilerle dolu ,hükümcümleleri doğruları içermiyor
Ömer

07.07.2019

Bu konuda çok daha derinlikli bir eleştiri yapılabilirdi, başlangıç iyi ama sonu doyurucu değil.
Hidayet ÇELİK

07.07.2019

Bilim (akıl) ile din (bozulmayan tek din olan İslam dinini kastediyorum) birbiri ile çelişmez. Eğer bir uyumsuzluk var ise ya din yanlış yorumlanıyor, ya da bilimin söyledikleri yanlıştır. Geçmiş yüzyıllarda doğru kabul edilen nice bilimsel görüşün yanlış olduğu (evrenin merkezinin dünya olduğu...v.b) daha sonraları anlaşılmıştır. Dücane beyin görüşlerini fazlaca bilmiyorum. Ama, aklı doğru metedoloji ile kullanmanın hiçbir şekilde din ile çatışma yaratacak sonuçlar doğurmayacağı da bir gerçektir ve bundan rahatsız olunmamalıdır...
Mahmut AY

06.07.2019

Pek bir şey anlayamadım. Yabancı kelimeler beni zorladı. Yine de teşekkür ederim. Bildiklerim bilmediklerim terazi görevi gördü. İyi akşamlar
Yunus oruç

06.07.2019

Siz yine kalabalıklara oynamışsınız
Gürsel basdemir

06.07.2019

Herhalde sansür var
HÜSEYİN OKYAY OFLAZ

06.07.2019

"Allah'ın düşünce ile işi olmaz" bu Allah'ı ululayan bir cümle...Düşünce, biz aciz kulların bilgiyi ve doğruyu arama ve anlama sürecidir...Cenab-ı Rabbül Alemin bu acizlikten münezzehtir. O mutlak doğruyu bilendir bunun için araştırma yapmasına ve düşünmesine gerek yoktur...Mehmet Bey, Dücane Bey klasik bir yorumla anlaşılması zor bir kişidir...Lakin Türkiye'nin önemli bir değeridir...Haksızlık etmemek lazım...Saygıyla...
ismail özomay

06.07.2019

uzun zamandır, bay cündioğlu'nun duvarcı ustalığına soyunduğunu düşünüyorum?
Şeyda koç

06.07.2019

Hiç bir şey anlamamışsın...yazık...
Ahmet k

05.07.2019

İnancı aklın önünü kesen bir taassuba dönüştürmektir tehlikeli olan.aydınlanmanın eleştirisi yine batı tarafından çoktan yapıldı.
Ant

05.07.2019

Sonucta seytanin cok zeki ve akilli oldugu etkiliyemeyecegi kimse olmadigini anliyoruz
Şafi ÇAKMAK

05.07.2019

İmam Gazali döneminde ki filozofların ağzının payını verdiyse Mehmet bey de güzel bir uslupla cevap verdi. Allah diline ve kalemine kuvvet versin inşallah
C,Soycan

05.07.2019

Bir bilgi notu: Arapça Akl , deve kaçmasın diye arka ayaklarına takılan kalın bag... bu bilgi Dücane beyin bir kitabında da var.Bati entelektüel dünyası da akla, bilime,felsefeye ve estetiğe yanı insanın sahip olabileceği 3 bilgi biçimine sahip bir toplumda soykırım inancına nasıl varildigi sorusuyla boğuşuyor. Pozitivizm ve skil mutlak değildir, gerdi müzakere edilir. Jakoben laik Türk Kemalistlerinin ıdeolojik ipiyle intihar etmek isteyen edebilir, ama buradan bir tefekkür ve müzakere ahlakı tahsil edemezsiniz. Kitlenin cazibesi!
Met

05.07.2019

Bugün güç ve iktidarı elinde bulunduran kesime yaranmaya çalışsaydı alçaklıkla suçlanabilirdi ama Dücane Cündioglu tersini yapıyor. Bunun sebebini açıklayamiyorsunuz.
zerrin

05.07.2019

dücane cündioğlu ne diyor sen ne anlıyorsun gerçekten pes
NAFİZ YILDIRIM

05.07.2019

Günlerdir beklediğim oldu olduran Rabbime şükürler olsun Allah senden razı olsun aklına ve imanına kalemine güç versin cündiler oldukça Yavuzlar önderimiz olsun müslümanın bozulmuşu bozulan yağ gibidir denilir doğruymuş Allah aklına ve kalemine güç versin Yavuz karfeşim
Yusuf

05.07.2019

Dönekler döndükleri tarafta kabul görmek için bir öncesinde bulunduğu tarafa küfrederler. Dücane bu günün döneği değil o daha çok dönecek. Benim düşüm onun us undan beridir. Benim düş üm olmasa onun us unu taşıdığı baş bedenin üzerinde duramaz. Sadece onun değil tüm insanlık dinlere yaşamlarını borçludur. Din olmasa Tür lerin devamı imkansızdır. Bre zalimler. Din in kıymetini bilin velevki putperstlik bile olsa
Celâl Soycan

05.07.2019

Kaleminize,kalbinize sağlık. Marksist geleneğe mensup biriyim ve sizi saygıyla selamlıyorum.Ducane beyle arkadaşlığımız var; ama bu son hamleleri bana da aci veriyor. Selamlar kardeşim.
Cihat siraz

05.07.2019

Sayın yazar üzülerek söylüyorum Senin bahsi geçen şahsı bırak eleştirmeye Anlamaya dahi "kalıbın yetmiyor" İnsanlar anlamadıkları şeylere fütursuzca saldırır tıpkı sizin gibi!
Fethi Aydemir

05.07.2019

Ali şeriati sayesinde ben filozoflar tanıdım . Ve Dücane hocam sayesinde felsefe ve Din ısıtır felsefe aydınlatır aynen Dücane hocama katılıyorum iyiki Dücane hocam var.
Abdullah

05.07.2019

vb.leri gibi dini (İslam) kullanarak “filozofumuz” oldu. Basa basa yükseldiği noktaya gelince, onu yükseltenlere artık ihtiyacı kalmadı. Beraber yaşamak da çelişki. Reddet, kurtul ve rahatla. Lo lo daha gelecek
Gülsüm Topal

05.07.2019

Teşekkür ediyorum
Ayhan Şahin

05.07.2019

Tebrik ediyorum
M. Seyid Gecit

04.07.2019

Ne oldu bu kuşağa! Biz bunların tercümelerini ve kitaplarını okurduk. İslami gençlik hareketi olarak düşünürdük. Davet yolunda hep dokulduler Hep saptılar. Bunların reklamlarını iyi yapıyorlardı. Kendilerini iyi pazarlıyorkardı. Kitapları çok okunuyordu. Şimdi niye 360 derececdönduler. Acaba bu bir projenin parçasımıydılar. Zorlamaya ulaştılar galiba. Artık aşikare fikirlerini kusuyorlar. Allah o münafıklar fırsat vermesin.
y karakan

04.07.2019

karanlıkdan.aydınlığa geçişdir . makaleniz.
Hasan huseyinoglu

04.07.2019

Akla , bilime , ilime ,araştırmaya, düşünceye, saygı duy , mehmet yavuz AY bey ! aydınlanma ,fikir ,felsefe olmazsa ! gelenek ,görenek,anane ,örf ,adet ile mahalle olursun Mehmet yavuz AY ! Diğerleri ile toplum olursun ! mehmet yavuz AY biz nezaman toplum olacağız, mehmet yavuz AY Saygılar Akıl tutulmasından kurtul Mantık ve evrensel değerlere gel Arap milliyetçiliği ile olmaz bu işler
Nevin Karaaslan

04.07.2019

Tebrik ediyorum
Lokman Akkaya

04.07.2019

Cündioğlu nun fikirlerini çürütmek için neden ondan alıntı yapıyorsunuz,fikirlerinizi yazın insanlar değerli buluyorsa okur. Bir düşünce insanınkaba bir şekilde hitap ederek onu küçük düşürdüğünüzü zannedersiniz ancak düşünceleri orta yerde duruyor. Fikirlerinizin değerli olduğunu gördüm ancak üslubunuz için aynı düşüncede değilim.
SELİM Ekinci

04.07.2019

Diline sağlık MEH ed Yavuz duygularımıza tercüman olmuşsun dü daneyi böyle bilmiyordum Rabbim abizi düşünmeye akletmeye davet ediyor aklımız imanin emrinde olmali Rabbim ilmimizianlama kabiliyetimizi İmanımızı artırsın
Hanefi Terzi

04.07.2019

Yazınızı bir kez daha okudum, birkaç kez daha okuyacağım galiba. Bu yazınıza uygun düştüğünü düşündüğüm şu Mazhar Osman olayını anlatmam lazım. Mazhar Osman hasta yatağında yatmaktadır durumu da iyi değildir. Dostları ziyaretine gelir hal hatır ettikten sonra dostlarından biri efendim, Fahrettin Kerim Gökay ziyaretinize geldi mi, diye sorar.( Fahretti Kerim Gökay, Mazhar Osman'nın çok yakın talebesidir, onun yetişmesinde ünlü bir doktor olmasında çok emeği geçtiğini etrafındaki herkes bilir.) Mazhar Osman yatağında doğrulur ve anlatır: " Fahrettin, vali,belediye başkanı,milletvekili,bakan oldu ziyaretime gelmedi. Fahrettin çok zekidir başbakan da olur, cumhurbaşkanı da olur ama ziyaretime yine gelmez. Sonunda ben Allahım der, o zaman onu bana getirirler." Dücane Cündioğlu'nun gidişatı buna benziyor galiba! Allah yardımcısı olsun.
Leyla Yıldız

04.07.2019

Sa. Kaleminize sağlık. Bir arkadaşın isteği üzerine ben de bu konuşmaları kayıtlarından dinlemiştim. Ben zaten onun çok uzun süredir, zihinsel marazlara mübtela olduğunu düşündüğümden ibretle dinledim. Bazen ilgileri üzerine toplayıp gündemde kalmak arzusuyla saçmalayacak kadar dengesizleştiğini düşünüyordum uzun zamandır. Bu yüzden hiç bir sözüne şaşırmadım. O yürüyüş kişiyi ancak böyle bir noktaya getirebilirdi... Selam ve hürmetler
istanbuloglu

04.07.2019

guzel yazmissin Kardes. Ne zamandan beri; bu tur mustagriblere agzinin payini verecek bir kalem yokmu. fakat ince bir nokta; bu adamlar sinirdalar. istiyorlarki birileri , onlari itsinde, sinirin disina ciksinlar. Sonrada; " biz kendi irademizle disari cikmadik, siz bizi kapi disari attiniz" bahanesine sarilacak, bir bahane oluşsun.Bu tur insanlarin evveliyetide; halisane inanmak yerine; dinin prensiplerini kendi ilkelerine uydurduklari nisbette, dini kabul ederler.Halbuki muminlerden istenen tavir;" işittik ve iman ettik demeleridir"....
Arif Yazıcı

04.07.2019

Yazınız çok güzel
Gürsel basdemir

04.07.2019

Pozitivizm bilimsel metodlarla eide edilen bilgiyi kabul eder gerisini ret eder.Pozitif bilgi mutlak doğruyu bulmamizda sadece yeterli bir bilginidir.Bir zamanlar insanlık dunya merkezli bir evren modeline inanıyordu.Ozamanin bilim adamları bunu söylüyordu.Daha sonra kopernikin günes merkezli evren modeli kabul edildi.Daha sonra bunun doğru olmadığı evrenin milyonlarca galaksiden geldiği anlaşıldı.Daha vahimindi söyleyeyim.20 yy gelinceye kadar bilim ezeli ve ebedi evren modeline inanıyordu.Yani madde daha doğrusu içinde bulunduğumuz evren ve zaman hep vardı sonsuza kadar var olacak yani statik durağan evren modeli.Oysa bütün dinler semavi dinleti kast ediyorum.Tahrif edilmiş olsalarda tevrat incil de dahil olmak üzere kuran bir başlangıçtan yani yaratılıştan ve bir sondan yani kıyametten söz ediyordu.Eger pozivitizm dinine iman ettiyseniz dinin yani vahyin dedikleri size göre safsata olacak ve inkar esecek gidecektiniz.Boylede olmadimi milyonlarca insan inkarci olup gitmedi mi.Oysa 20 yy beraber ne oldu.Hubbe la beraber bigbang teorisi ile içinde bulunduğumuz evren ve zamanın 13,7 milyar yıl önce atomaltı bir patlama ile enerjinin maddeye dönüşümü ile evrenin genişlemesi sonucu oldugu bilgisine ulaştık.Yine termodinamiğin ikinci yasasına göre içinde bulunduğumuz evren bir son bulacaktır.Bilim adamları bu sonu değil bu sonun nasıl olacağını tartışıyor.Buyuk çökme ilemi,büyük doma ilemi vs.Yani şimdi bir son ve bir başlangıcın var oldugu kesin olarak ortaya çıktı.Arada inkar edenler ne oldu.Sllah kuranda insana eklemeyi emreder,insana akıl vermiştir.Sadece akıl yetiyor mu.Rasyonalizmin kurucusu dekart doğru bilgi için aklın yeteceğini, zihinde akılda doğruya ulaşılacağını söyledi.Kant aklın eleştirisini yaptiAklin fizik alemi çözebileceği fizik ötesi için yeterli olmadığı gerçeği ortaya çıktı.Kuranda bize aklımızı kullanmamız emredilirken.Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin onlar diridirler siz bilemezsiniz buyruluyor Aklımız varken niye bilemiyoruz demekki akıl yalnızca yetmiyor.Seytanda çok akıllı degilmiydi kendı aklınca hüküm çıkarmadimi Ne oldu kaybedenlerden oldu.Vahyi gaydan olanı yani yaratanın sözünü dikkate almadı.Allah gaydan olan kuranda bize gaydan olana iman etmeyi yani dikkate almayı aklımızı kullanmayi ve dininde peygamberimizin buyurduğu gibi ilim çinde bile olsa gidin bulun dediği gibi Allah bize vahyi dikkate alan onun ışığında aklını kullanıp müspet ilim yapmayı nasıp etsin
Gürsel basdemir

04.07.2019

Ben cundiogluyla 1978 li yıllarda kartal maltepe cezaevinde aynı koğuştaydım.Aslinda hıc değişmemiş doğru bildikleri konusunda o kadar keskindi ona kafa yağdırdı kan doktordu,şimdide aslında aynısını adeta yapıyor kafa yağdırıp adeta kan çıkarıyor.O zamanlar koğuş başkanıyken yaptığını eleştirip yanlış yapıyorsun dermiştim.Bilgi sahibi olduğundan kendini yukarda gördüğünden eleştirimi dikkate almadı,şimdi de dikkate almıyor sanırım.Allah ona kendini elestirebilmesini nasıp etsin.Cunku sadece akıl doğruyu bulmaya yetmiyor.
Fatih Yiğit

04.07.2019

Dücane bey. İslam coğrafyasından son yüzyıllarda düşünen/akleden/ilim üreten insan/birey/müslüman olmayışına epey üzülmüş ve içinden çıkamadığı bu girdabın sorumlusunun Din olduğuna hükmetmiş. Reformist bir tavırla söylemlerde bulunuyor bir vakittir. Ve epeyde akıl karıştırıyor.. İyi de ediyor. Ancak, bizim mahallemizin sakinleri hayatı "Allah ne der" zaviyesinden okumadıkları için.hemence çeliniveriyor kıvrak dilli söylemlere... Çok hoş bir reddiyedir.. Kaleminizin mürekkebi kurumasın. Tebrik ederim
Aydın Yalçın

04.07.2019

Teşekkürler
Seyit Ali Topal

04.07.2019

Teşekkür ederim Güzel yazınız için
Tülin onur

04.07.2019

Güzel yazıyorsunuz teşekkür ederim kaleminize sağlık
Yilmaz Taşova

04.07.2019

Cehennemin dibine kadar yolun açık olsun. O ilahiyatçı müsveddelerine de yazıklar olsun ki boğazlarından geçen lokmayı kazandıklari, ömürlerini verdikleri davayı savunamamışlar.
Hanefi Terzi

04.07.2019

Üstadım, aklına,yüreğine sağlık ; zaman zaman onun proğramları izledim, bazı yazılarını okudum ve kafam karıştı ve takip etmeyi bıraktım. Sizin reddiyeniz bana ilaç gibi geldi. Allah razı olsun. Bunun üzerine bir Mazhar Osman olayı anlatmak isterim ama uzun düşer inşallah başka bir vesileyle anlatırız. Hayırlı, bereketli ömürler diliyorum.
Yavuz Yıldar

04.07.2019

Emperyalizmin, haçlı ve siyonist propagandanın beynini ve inancını aldığı bu tip insan sayımız son yıllarda maalesef arttı. Bu muhteşem cevabının kendine ulaşacağını ümid ederim. Allah senden razı olsun
ferman karaçam

04.07.2019

cündioğlu zeki bir vatandaş. zekayı kontrol edememek nicelerini karanlıklara itti. bu da tabii ki vergi lakin işin içine şu lanet kibir girince şeytanın kabaran izlerinden başka seçenek kalmıyor. yüreğiniz dert görmesin dostum umarım cündioğlu aklın ve zekanın da emanet ve nimet olduğunu yeniden “akledip” çağırıpınız hakikatin aydınlığına kavuşur. tekrar teşekkürler
Dürümiye / Lezzete Davetiye