20 Eylül 2019 Cuma •

Başka Bir Yol Olmalı

24.07.2019
Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM

Başka Bir Yol Olmalı / Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM

“Eğitim olmadan, bu dünyada hiçbir şey başaramayacaksınız.”

                                                                                                   Malcolm X

ÖSYM tarafından 2019 YKS sonuçlarının açıklanması ile birlikte eski bir tartışma yeniden gündeme geldi, merak edilmesin kısa süre sonra gündemden düşer ve 2020 YKS sonuçları açıklanana kadar gündemimize girmez. 2019 yılında TYT'de sınavı geçerli olan 2 milyon 390 bin 188 adayın testlerdeki ortalama net sayıları şöyle: Türkçe 40 soruda 14,673 ortalama, Sosyal Bilimler 20 soruda 6,687 ortalama, Temel Matematik 40 soruda 5,672 ortalama, Fen Bilimleri 20 soruda 2,243 ortalama." Bu sonuçları görenler çılgınca eleştiri getiriyor ama kızacak bir şey yok bu sonuç yeni değil. ÖSYM’nin sitesinde verileri mevcut en eski sınav 1998 yılında yapılan ÖSS-ÖYS sınavı sonuçları da dahil olmak üzere son 21 yılın sınavında değişmeyen bir sonuç var ortada.

Tablo 4. 2003-2017 Yılları test türlerine göre ortalamalar

Yıl

Türkçe

Sosyal Bilimler

Matematik

Fen Bilimleri

2003

20,7

13,1

10,1

5,6

2004

19,3

11,6

7,9

4,8

2005

20,2

11,3

7,5

3,9

2006

14,7

12,3

8,5

2,7

2007

15,9

7,6

9,1

7,4

2008

18,3

11,4

8,6

3,9

2009

14,1

11,4

9,0

4,0

2010

21,5

12,4

11,4

4,6

2011

21,9

11,6

7,5

4,1

2012

18,0

11,63

6,92

3,56

2013

16,8

12,1

7,5

3,5

2014

18,7

11,2

6,1

3,5

2015

15,8

10,7

5,2

3,9

2016

19,101

10,752

7,891

4,697

2017

17,278

12,308

5,128

4,611

2018

16,179

6,003

5,642

2,828

 

  Not: Yıllara göre sınavlarda soru sayısı değişiklik göstermekle birlikte, bir alanda en az 20 en fazla 40 soru sorulmaktadır. Türkçe ve Matematik derslerinde genelde 40 soru, Fen ve Sosyal Bilimlerde ise genelde 20 soru sorulmaktadır. Bu durum sınav sistemine bağlı olarak değişim göstermektedir. Verilere ÖSYM’nin sitesinden ulaşılabilir.

Ölçmek, seçmek ve yerleştirmek üzerinde kopan fırtınalar, yapılan tartışmalar, yeni arayışlar asıl meselenin üstünü örtüp, gerçek soruna odaklanmayı engellediği için şu günlerde yine ve yeniden bir sınav sonucunu tartışıyoruz.

Ölçme işleminin doğru biçimde yapılması öğrencilerin değerlendirilmeleri açısından önemlidir. Dolayısıyla bu yöndeki arayışlarda aslında oldukça anlamlıdır. Ortaöğretimden yüksek öğretime geçişte yapılan sınavların niteliğinin nasıl olması gerektiğine ilişkin son sınav değişikliğinde yapılan açıklamada yeni sınav sistemi ile bilgiyi kullanmayı ve bilgiden yeni bilgi üretmeyi önceleyen bir yaklaşımın esas alındığı vurgusu önemlidir. Ancak gözden kaçırılan nokta bilgiden yeni bilgi üretmeyi başarabilen bireyleri ölçebilmek için önce böyle bir anlayışla eğitimin yapılandırılması gerekliliğidir.

Öğretenin merkeze alındığı, geleneksel anlayışın egemen olduğu, farklılıkların dikkate alınmadığı, yaparak-yaşayarak öğrenme ortamlarının oluşturulmadığı, öğrenenin aktif olmadığı, ezberin ve tek taraflı bilgi aktarımının yoğun olduğu bir öğrenme ortamında bilgiyi kullanmayı bilen, o bilgiden yeni bilgi üretmeyi becerebilen nesiller yetişmesini beklemek fazlaca iyimserlik olacaktır.

Eğitim sürecinde dört yanlış ya da üç yanlış bir doğruyu götürmez, bir yanlış bütün doğruları yok eder. Bir hedefe varmak için çıkılan yolda eğer doğru güzergahta gidilmiyorsa, yolda trafik kurallarına uymuş olmanın hiçbir anlamı kalmayacaktır. Yapılan sınavlar farklılaşsa da bu sınavlardaki başarı/başarısızlık oranı değişmiyor. Sınav sistemini değiştirerek eğitim sürecinin niteliğine yönelik hiçbir iyileşme ortaya çıkmazken, bu yöndeki çabalarda havanda su dövmenin ötesine geçmeyecektir.

Ülkemizdeki eğitim sisteminin sınav odaklı olması ve başarıyı da bu doğrultuda değerlendirmesi çocuklarımızı ve gençlerimizi sürekli “daha kısa sürede daha fazla soruyu çöz” anlayışına yönlendirmektedir. Zamana karşı yapılan daha fazla soru çözme yarışı, öğrenmeyi zevkli ve kalıcı hale getiren keşfederek, yaparak-yaşayarak ve gözlem yaparak öğrenme yöntemlerinin ayak bağı olarak görülmesine neden olmaktadır. Bu anlayış, öğrenme açısından vazgeçilmez bir unsur olan merak duygusunu ortadan kaldırmaktadır.

Eğitimdeki bu yanlış anlayış çocuklarımızı yaparak yaşayarak öğrenme yerine ezberleyerek ya da kısa süreli çözümlerle sınav engelini aşma noktasına getirmiştir. Gelinen bu nokta ve ortaya çıkardığı vahim tablo sınav sonuçlarının biraz irdelenmesi ile kolayca görülmektedir. Özellikle fen bilimleri ve matematik alanlarındaki sınav sonuçları dikkat çekicidir. Bilgiyi ezberletme ve yüklemeye yönelik öğretim anlayışı ile daha kolay sonuç alınabilen Türkçe ve Sosyal Bilimler yani sözel alandaki öğrenci başarı ortalamaları daha fazla gibi görünürken, deneysel bir uygulama, yaparak-yaşayarak öğrenme, analiz ve sentez yeteneği gibi üst düzey bilişsel beceriler gerektiren işlemlerde öğrencilerimizin zorlandıklarını görüyoruz.

Aslında 2 milyondan fazla öğrencinin her yıl girdiği bu sınavlarla yapılan ölçme işlemini iyi yapıldığı söylenebilir. Ancak problem ölçülmek istenende, zira sınav sistemleri değişse de ölçülmek istenen şey değişmiyor. Yanlış şeyi doğru ölçmeye çalışan bir sistem oluşturarak eğitim sistemimizi bir çıkmaza sürüklemiş durumdayız. Bu sistem bize daha fazla ezber yapan, temel bilimleri bilmeyen, okuduğunu yeterince anlayamayan, sosyal yeterlilikleri düşük, işbirlikli öğrenme yöntemini kullanmayan, proje tabanlı öğrenme süreçlerinde yer almamış ve doğal olarak kendi özgün fikirlerinin peşinden koşamayan, bilgiden yeniden bilgi üretemeyen sadece toplumda geçerli bir statüsü ve ekonomik gücü olan bir mesleğe yönelmek ya da “kapağı atmak” amacı ile birbiri ile yarıştırılan gençleri yetiştiriyor.

Bu işin başka bir yolu olmalı, üstelik bunu yapmak çok zor da değil. Eğitim sisteminde iki önemli unsur var. Bunlar altyapı kalitesi ve süreç kalitesi. Altyapı kalitesi; fiziki imkanları, okulların yapısını, öğretmen sayısı ve niteliğini, öğrenci başına düşen öğrenci sayısı gibi daha çok nicel unsurları içerir. İçerik kalitesi ise öğrenme süreçlerini yani daha nitel unsurları içermektedir. Dolayısıyla süreç kalitesini arttırabilirsek her şeyin değiştiğini göreceğiz. Ama süreç kalitesine odaklanabilmek için nicel sonuçlara odaklanan anlayıştan kurtulmak gerekiyor.

DOÇ.DR.MEHMET SAĞLAM

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye