24 Haziran 2019 Pazartesi •

NE ‘SAĞ’DAN SELAM VAR BİZE NE DE ‘SOL’DAN

12.03.2019
Ayten DURMUŞ

‘Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür

İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür.

İnsan sözünü dil ile söyler

Sözü iyi olursa, yüzü parlar.’

Bu dizeler, Kutadgu Bilig adlı, Karahanlı Devletimiz döneminde, 1070’te yani Türk-İslam edebiyatının başlangıç yıllarında, Yusuf Has Hacip tarafından, Hakaniye Türkçesiyle yazılmış, edebiyatımızın en kıymetli eserlerinden birisinden. Eser; sembolik bir üslupla mesnevi tarzında yazılmış, 6645 beyit ve 173 dörtlükten oluşan bir siyasetnamedir. 

Önce, onca zaman sonra bu dizelerin hatırıma gelmesine sebep olan olayları paylaşmak istiyorum:

Beş yıl önceydi. Yeni atandığım okulda, topluma katılacak olan öğrencilere eğitim vermekle görevli 100’ün üzerinde öğretmen vardı. İlk birkaç gün geçtikten sonra şaşkınlığım her geçen gün biraz daha arttı. Onca öğretmen, zorunlu olduğunda birbiriyle konuşuyor fakat yöneticiler ve diğer çalışanlar dâhil olmak üzere kimse kimseyle selamlaşmıyordu. Ben de iletişim kurabilmek gayesiyle vermek için çabaladığım selamları, çoğu zaman kendim aldım. Bu minval üzere eğitim-öğretim döneminin sonuna geldik.

Eğitim-öğretim yılı sonunda, o yılın değerlendirildiği ayrıntılı bir toplantı yapılır. Bu toplantının sonunda öğretmenler ‘Dilek ve Temenniler’ adlı bölüm için söz alır ve isteklerini söylerler. Söz aldım ve birkaç cümle ile insanların ancak selamlaşarak iletişim kurabileceklerini ve hangi dilden, hangi kelimelerle olursa olsun selamlaşmak gerektiğini söyleyip ‘Lütfen birbirimize selam verelim.’ diyerek sözlerimi bitirdim. Bir anda tüm salon alkışlamaya başladı ve bu alkış uzun süre devam etti.

Sonra ne oldu?

Seminer döneminde bir süre, meslektaşlarım, bana ve birbirlerine selam vermeye çalıştılar ancak kısa süre sonra eskiye dönüldü.

‘Lütfen birbirimize selam verelim.’ ricamın üzerinden bir yıl geçmişti. Aynı kurumda çalıştığımız bir meslektaşımla ayakta sohbet ediyorduk. Onunla yakın siyasi görüşe sahip başka bir meslektaşım geldi, ona selam verdi, hâl hatır sordu, birkaç cümle etti. Sözlerinin bitmesini bekleyip dedim ki: ‘- Size de merhabalar. Sağ olun ben de iyiyim, siz nasılsınız?’

Şaşırdı ve ‘- Ben sizin selamımı alıp almayacağınızı bilmiyordum.’ dedi.

- Niye, dedim, ben bana selam veren bir insanın selamını bile almayacak biri gibi mi görünüyorum?

- Hayır da bilmem ki… dedi. Şaşaladı ve:

- Haklısınız, gelince size de selam vermeliydim, dedi.

Bu olaydan dört yıl sonra… Bir eğitim faaliyeti çerçevesinde, çoğunluğu İlahiyat Fakültesi mezunu ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinden oluşan bir toplulukla zaman zaman aynı ortamı paylaştım. Bir salonda otururken bunlardan biri geldi ve konuşmakta olduğum yeni mezun delikanlıya selam verip:

‘- Nasılsın birader?’ diyerek ortamızdaki sandalyeye oturdu. Delikanlı teşekkür etti.

Ben, defalar keredir aynı ortamı paylaşmamız, yeri geldikçe konuşmuş olmamız sebebiyle dönüp bana da en azından bir selam verir diye bekledim fakat nafile… Sonra ona dönüp dedim ki:

-Eğer sizi biraz daha yakından tanıyor olsaydım, derdim ki: ‘Ben de iyiyim, teşekkür ederim, siz nasılsınız?’

Geri yaslandı, bu benden belki yirmi yaş küçük beyefendi ve yüzünde en küçük bir mahcubiyet duygusu olmadan dedi ki:

-Ben kadınlarla aramda mesafe olmasından yanayım da o yüzden.’

Dedim ki: ‘- Ben de iki cins arasında belli bir mesafe bulunmasından yanayım fakat bu bir selam vermeye veya almaya da engel olmamalı, ne dersiniz?’

İşte böyle!

Bu genç adam, karşı cinse selam vermeyerek ‘Muttaki’ olabileceğini öğrenmiş bir şekilde bir yerden…

Tüm resmî kurumlardan ve okullardan ‘Başörtülüyseniz gelmeyin, sokmayız sizi buralara.’ diyerek kendilerini bu ülkenin tek sahibi sanan yobazlara ne diyeceklerini bilemeyerek camilere yöneldiklerinde de ya bir sürü kadına avuç kadar bodrumumsu, kötü kokan bir yer ayrıldığını veya daha baştan ‘Camimizde size yer yok hem niye buraya geliyorsunuz bu vakitte?’ denilerek; kamuda, mabetlerde ve yoz-yobaz bir telakkiyi İslam sananların baskın etkisinin egemen olduğu bir aile ve sosyal ortamda yaşayan kızların ve kadınların, ‘Nereye gidip ne yapacağını bilemediği günlerin’ üzerinden çok geçmedi daha…

Kendi yetiştirdikleri genç kızlarının bile beğenmeyerek burun kıvırdığı bir kabuller manzumesini, Ümmet-i Muhammed’in kadınlarına ‘sanki Allah’ın emirleri’ imiş gibi dayatanların duymaya yanaşmadıkları fiili cevabın, tüm bu yoz düşüncelerle beraber İslam’a da kocaman bir ‘Hayır!’ olduğunu görmeleri ve anlamaları vakti gelmedi mi? Eğer anlamıyorlarsa bu kendilerinden ayrı vadide, tamamen farklı bir yaşam tarzını tercih eden kızların ve kadınların ‘İslam’dan olabildiğince uzak bir hayat’ tercihlerinin izahını yapmalı değiller mi? Bu alt yapıya sahip kimseler, bu mevcut olumsuz durumun baş müsebbibinin kendileri olduğunu fark etmiyorlar mı?

Geçen hafta 8 Mart münasebetiyle yapılan bir basın açıklamasında, insanlar, Suriye’deki kadınlar özelinde, önlerindeki sembolik musallanın üzerine, üstünde ‘Özgür Müslüman Kadın’ yazan bir tabut koymuşlar. Acaba bu kadını kim öldürdü. Ya da bu soruyu şöyle sorsak, ‘Kadın telakkisini düzeltemeyen bir toplumun, sorunlarını çözebilmesi mümkün müdür?’ Hatta bir soru daha soralım: ‘Sizin insan telakkiniz nedir?’ Ve yine soralım: ‘Sizin tüm insanlığa sunacağınız bir dünya görüşünüz var mı?’ Daha da sorabiliriz: ‘Siz kendinize Peygamberlerin varisi mi diyordunuz yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?’ Son soru: ‘Siz bu Peygamber mirasını yemekle mi sorumlusunuz yoksa o mirasa hasret olan yeni insanlara, iklim ve coğrafyalara iletmekle mi?’.

Hiç şüphesiz ki isteyen herkes her şeyi az-çok, iyi-kötü birinden öğrenebilir. Fakat insan, ebedi mutluluğunun tek sermayesi ve ‘yaşama biçimi’ demek olan ‘din’i, muhakkak en iyi ve en güzel nasıl öğrenebilecekse o yol ve yöntemlerle öğrenmelidir.  

Bana gelince… Gerçi her ne kadar ben, tıpkı namazda olduğu gibi hayatımda da sağıma ve soluma selam veriyor olsam da -gerçek anlamda- ne ‘sağ’dan selam alabiliyorum ne de ‘sol’dan.

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, inayeti, afiyeti hepimizin üzerimize olsun.

Yorum Ekle
Yorumlar
Hilal Altın

30.03.2019

Ayten hanımcığım, evvela Esselamünaleyküm. Size sağdan bir selam. Yazınızdaki samimi serzenişe kayıtsız kalmak hayli zor. Bu içten ve samimi yüreğinizle verdiğiniz her selama,tüm zi hayat Aleyküm selam der. Rabbime emanet olun.
Ayse K.

16.03.2019

Aleyküm selam hocam.. selam dininin mensuplariydik değil mi üstelik? :((
Zuhal Şahan

15.03.2019

Allah cc. İn Selamı, Rahmeti, Bereketi, Hidayeti, İnayeti, Mağfireti üzerinize olsun inşallah
Fatma Akkoyunlu

15.03.2019

Canım arkadaşım yüreğine, gönlüne sağlık, ömrüne bereket,... aleyküm selam
M. Yavuz AY

15.03.2019

Selamların en güzeliyle sizi selamlıyorum.
Nazmiye Ekşi

15.03.2019

Rabbim kaleminize kuvvet versin... Allah razı olsun.
Nazmiye Ekşi

15.03.2019

Rabbim kaleminize kuvvet versin... Allah razı olsun.
Mumtehine inanır

14.03.2019

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisâ Sûresi 86)allahin selamı tüm inananlar üzerine olsun.
Kıymet DOĞAN

13.03.2019

Sa hocam yine döktürmüssunüz. Kaleminize sağlık. Mılyonlarca kez selâm size ve dostlara....
Yasemin

13.03.2019

Kardeşimm...
turkan bakacak

13.03.2019

hislerime tercuman olmussun.rabbim omrune ilmine salih amellerine bereket versin.tanitan rabbime hamdolsun.
Dürümiye / Lezzete Davetiye