19 Kasım 2019 Salı •

Anarşizm Meselesi…

14.06.2019
Abdulaziz TANTİK

Anarşizm Meselesi… / Abdulaziz TANTİK

Genel itibarı ile anarşizm, mevcut otoriteleri reddetmek ve herhangi bir otoriteye tabi olmamak olarak betimlenebilir. Bu yüzden doğal ahlaka ve doğal hukuka gönderme yaparlar. Ancak, her tanım, gereği olduğu üzere bir otorite olmayı da zımnında içerdiği için her anarşist aynı zamanda bir otorite adayı olarak varlık sahasına çıkmak durumunda kalmaktadır. Yani mesele, neyi reddettiğinizden çok, reddettiğiniz şeyi hangi anlamı üzerinden reddettiğinizdir.

Modernliğin monist baskısı karşısında anarşizm bir nefes aldırma imkânı olması bağlamında bir öneme haizdir. Ama o kadar… Hâlbuki otorite meselesini tartışmak daha makul bir çerçeve sunabilir bize…

Anarşizm meselesini değerlendirirken otorite meselesini derinlemesine tanımlamadan anarşist bir kuram ortaya koymanın bir anlamı yoktur. O yüzden ‘otorite nedir’ sorusu anarşizm denen düşüncenin de nerede durması gerektiği konusunu açıklar.

Meseleyi, salt bugünkü otorite kavramı üzerinden tanımlamak ve dinlerin Tanrısını da otoriter olarak yorumlamanın makul bir karşılığı var mıdır? Düşünmek şarttır…

Bu noktada din kavramını batılı anlamda religion olarak mı yorumlamamız gerekir, yoksa vahyi dinlerin betimlediği din olarak mı değerlendirmemiz gerektiği de asıl meseleye taalluk eder. Dolayısıyla meseleye giriş yaparken temel kavramların neye tekabül ettiği konusunda bir açık fikre sahip olmak ve bize sunulan anlamlarını da ayrıca yeterli düzeyde bir eleştiriye tabi kılmanın kaçınılmazlığını da belirtmek bir sorumluluktur.

Tanrı, yaratıyor, düzenliyor, yaşam hakkını veriyor, yaşamı sürdürecek bütün şartları oluşturuyor ve devamını da sağlıyor. Sonra, insana diyor ki, ‘sen itaat edersen, kurtulursun, etmezsen, sen bilirsin, ama bedelini ödersin’. Şimdi buna otorite dersek, mevcut modern kültürün otoriterliğini hatta anarşizm adına konuşanların otoriterliğini nereye koymamız gerekir.

İslam ise bütün otoriteleri, özellikle de baskın ve şiddet taşıyan bütün otoriteleri reddeder. Allah'a olan bağlılığı ise gönüllülüğe dayandırır. Yani, yaratırken bir beklenti içinde olmayan, teslim olsanız veya olmasanız herhangi bir etkiye neden olmayacak, kendinde kemal sahibi, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir varlığın, senin hem bu dünyada, hem de yarın öte dünyada daha da yükseleceğin bir seviyeye ulaşman için lütfü ile bir de elçi ve bilgi gönderiyor. Bunun karşılığı ise hiçbir şey... Çünkü insanın bu elçiye uyması, gönderilen bilgiye tabi olması da sadece kendi yararına olan bir şeydir.

Tarafsız bir şekilde insanın davranış biçimlerini değerlendirelim; uyum, barış, sevgi, mutluluk gibi temel hasletlerin oluşması için insanın ne isterse onu yapması mıdır, yoksa bir denge ve ahenk ile uyumu yakalayan davranışlar üzerinden kendisi olarak var olduğu için mi bu hasletler insanda tezahür eder?

Otorite, sana başka bir seçenek bırakmayan ve zorunluluk içeren yaklaşımların tabii tezahürü olarak ortaya çıkar. Ayrıca bugün otorite daha çok güç; yasal veya askeri boyuta dayalı gücün emredici vasfına verilen tanımlamadır.

O zaman ed din, otoriter değildir, ahlaki anlamda bir otorite olarak kabul edilebilir ki bu bizim hayatımızda da vardır. Baba, iyi bir dost, öğretmen, bilge kişi, arkadaş, nazı geçtiği için onları dinler ve onlara tabi oluruz. Bundan da gocunmayız...

Otorite, seninle aynı düzlemde var olan ve seninle aynı potansiyel güce sahip olan varlığın senin üzerine otorite olmasıdır. Aynı ontolojik yapıya sahip, aynı episteme dünyasının içinde yer alan başka birinin senin üzerine otorite oluşunu kabul etmenin adı olabilir otorite…

Bütün otoriteler kötü müdür? Buna olumlu cevap vermenin reel bir karşılığı yoktur. Mutlak anarşizm, aslında bir kaos ve zulme kaynaklık eder. O zaman kimin gücü, kime yeterse hesabı olur ki bu istenilen bir durum değildir.

Ahlaki otorite, bilgiye dayalı otorite, zanaat ve sanat açısından otorite gibi temel bazı kavramları kabul etmek bizzat insanın varlığının anlamını da içerdiği için gerekli olan ve karşı çıkmanın insanın kendisini yanlışlayacağı bir vasatı işaret eder. Bir insanın kendiliğinden tabi olduğu bir şey konum itibariyle otorite olarak betimlenemez… Sözlük anlamı içinde bir otorite söz konusu olabilir. Ancak, bu otorite biçimleri, insani hasletlerin kendini geliştirmesi ve özgürleşmesi açısından da öneme haizdir. Yani körü körüne yapılacak bir karşı çıkış, inada dayalı bir otorite düşmanlığı, yerini başka bir şiddet dalgasına bırakacaktır.

Bu noktada sağlıklı bir anarşist kuram geliştirilecekse; Tanrı, insan, doğa, bilgi, yaratılış, varlık ve insanın anlamı, yaşamın anlamı, din, felsefe, kültür, değer, anlam gibi temel kavramlara yeterli düzeyde bir açıklama getirmesi şarttır. Bu kavramlara gerektiği kadar önem vermeyen sadece yaşanan şartlara dayalı olarak otorite kavramı üzerinden kurulacak bir sistem yeterli kapasiteyi oluşturamayacağı gibi yaşama şansını da bulamayacaktır. Ayrıca bu kavramlara anlam yüklenirken, ortak aklı ve ortak sağduyuyu, bu iki kavramı güncel boyutları dışında tutarak, soyut bağlamda; insan kavramı gibi her aklı başında insanın kabul edeceği bir zemini dikkate almalıdır.

Ayrıcalığın olduğunu kabul ediyorum, farklılık olmadan yaşamın tadının olacağını düşünebilmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden insanı aşan şartların oluşturduğu artı değeri kabullenmenin otorite kabulü anlamına gelmediğini düşünüyorum. Örneğin, bir Peygamberin Allah tarafından seçilmesi üzerine ona tabi olmamın anarşist kurama aykırı olmaması gerektiği inancımı belirtmeliyim. Ya da gönderilen bir bilgi; vahye tabi olmanın da bir otorite olarak kabul edilmemesi gerektiği kanısındayım. Ancak aynı şartları taşıdığımız, aynı zaman diliminde yaşadığımız birinin güç üzerinden ahlaki bir gerekçesi olmadan üzerimde kuracağı otoriteye karşı çıkmanın bir insan, mümin olarak benim şiarım olduğunu düşünürüm…

Otoriteyi daha sağlıklı bir şekilde tanımlamak ve insanların birbirlerini beslemeleri, desteklemeleri, ya da yardımcı olma çabalarını da yok saymamak gerektiği konusunu da dikkate sunmalıyız. Yani neye karşıyız, neyi otorite bağlamına almıyoruz. Örneğin; kendinden bir şey beklemeden veren kişiye karşı bir sempati beklemek ve onun iyilik yapma çağrısına cevap vermenin kötü bir tarafı olmasa gerek! Çünkü o çağrıyı bir otorite; baskın, zorlayıcı, emredici bir otorite olarak göremeyiz.

Sonuç itibariyle: kelime-i tevhit; Allah’tan başka ilah olmadığını ikrar etmektir. Yani önce bütün otoriteleri reddetmek ve sadece gerçek bir otorite ve güç olan Allah’ı kabul etmektir. Öyle bir güce tabi olmalıyız ki bizi bütün sahte güçlerden ve otoritelerden kurtarsın… Bu açıdan İslam, bir anarşist manifestodur. İlk cümlesi ise isyana davettir. Seninle eş değer olan bütün otoriteleri yok saymaya ve kabul etmemeye davettir…

İnsan, din kavramının dışında kalma becerisi gösteremez. Çünkü ortada bir yaşam varsa, ve bu yaşamın üzerine bina edildiği bir anlam söz konusu ise ki öyle olmak zorunluluğu vardır. Artık, din veya din dışı ayrımının bir karşılığı yoktur. Anarşizm, mevcut konumu itibariyle dini anarşizm veya din dışı anarşizm diye betimlenebilir. Ancak hakikat bağlamında bir karşılığı yoktur, reel bir karşılığa sahiptir. Bu da böyle biline…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye