22 Ağustos 2019 Perşembe •

Ayar vericiler, darbeciler

28.02.2017
Akif Emre

Postmodern darbenin yıldönümünde postmodern muhtırayı konuşuyor olmak tarihin ironisi gibi duruyor.. Üstelik bir kalkışmanın bastırılışının etkisi hala devam ederken... 28 Şubat'tan bu yana 'Türkiye'de artık darbeler dönemi kapandı' nakaratı çok kullanıldı. Ama o günden bu güne kadar bir kaç muhtıra ve de fiilen bir darbe girişimi yaşandı.


Siyasi dengelerin yerli yerine oturduğuna, vesayet rejiminin sona erdiğine herkesin ikna olmuş göründüğü dönemlerde mutlaka bir derin damar ortaya çıkıyor. Ya birileri bu sistemi, vesayet mekanizmasını yanlış okuyor yahut aşırı romantizm söz konusu.


Darbeler tarihinin anatomisini çizme adına yapılan yanlış yorumlar gelecekte benzer darbelerin yaşanmasının da bizzat nedeni olabilir. Birden çok konuda sistemi ve darbelerin yapısını doğru okumaya engel şartlanmışlıklar var.


Her şeyden önce, Türkiye'de askeri darbelerin gerçek sebepleri ile darbenin gerekçeleri çoğunlukla birbiriyle örtüşmez. Hemen her seferinde resmi ideolojiyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını korumak için gerçekleştiği ileri sürülür. Bu durum darbe ortamında öne çıkan tehdit algısı ile alakalıdır. Her zaman o tehdidin gerçek olması gerekmeyebilir. Anarşi, terör, irtica, bölücülük gibi devletin ve toplumun hassas olduğu başlıkların öne çıkarılması ile darbecilerin gerçek niyetlerinin aynı olduğu anlamına gelmez. İrtica tehlikesine karşı müdahale ederken sol kadrolar tasfiye edilebilir, başka bir gerekçe gösterilerek sistemin yeniden yapılanması için müdahale edilmiş olabilir. Sistemin yeniden yapılanması sadece bürokratik, siyasi değildir.


Darbeyi yapanların elinde silah tutan askerlerin olması darbeyi sadece askerlerin gerçekleştirdiği anlamına gelmez. Darbeler tarihinin baş aktörü, görünen faili askeri bürokrasi olsa da darbeyi sadece bunların gerçekleştirdiği anlamına gelmez. Darbeleri her fırsatta alkışlayanların asker gölgesine sığınarak gizlediği en büyük yalanlardan biridir bu. Geçmişe dönük gazete arşivlerine göz atanlar bile askerlerin dışında kalan etkili kesimlerin hemen her seferinde ihtilal kışkırtıcılığı yaptığı çok açık şekilde görünür. İş çevrelerinden medyaya, (yarı resmi) sivil toplum kuruluşlarından yabancı gözlemcilere uzanan geniş bir yelpazenin olağanüstü teyakkuz halinin resmidir. Bu durum sadece askerin işareti ile darbeye ortam hazırlamak, meşrulaştırıcı gerekçeler üretmek için bir algı operasyonundan ibaret değildir. Çoğu kez sivil görünümlü bu elitist çıkar grupları askerleri kışkırtır. Düzenlerinin bozulmaya başladığı dönemlerde kapalı kapılar ardında bazen alenen askeri bürokrasiye görevini hatırlatan, kışkırtan talepler yapılır...


Postmodern darbe öncesi askeri bürokrasi kadar akademyadan medyaya, iş çevrelerinden meslek odalarına kadar ortaya çıkan darbesevicilik hali daha sonra da nüksedecektir. Cumhuriyet mitinglerinde estirilen hava, 'genç subaylar rahatsız' manşetini 'karargah rahatsız' kurgusunun izlemesi tesadüf değildir.


Üniformalı güçlerin yetişme tarzı, sistem içinde kendilerine biçtikleri rol nedeniyle yönetime müdahale etme potansiyeline sahip oldukları bir gerçek.. Ancak siviller de en az onlar kadar darbe ve darbenin sağlayacağı olağanüstü şartların özlemi içinde oldukları tecrübeyle sabit... Ve bunun için de sanılandan çok daha fazla darbe heveslisi ve de kışkırtıcısı olmaya namzettirler.


Darbelerin ideolojik gerekçelerinin olması ekonomik, sınıfsal sebepleri olmadığı anlamına gelmez. Siyasi tehditler gerekçe gösterilse, irtica, komünizm gibi tehditleri bertaraf etmek için yönetime el koyulsa da bir kesimin statüsü, sınıf çıkarları en az siyasi gerekçeler kadar belirleyicidir. Darbelerin yapıldığı dönemlerde ekonomik duruma bir göz atmak bile yeterlidir. Ayrıcalıkların kollanması gibi, hortlayan tehditlerden memleketi kurtarma gerekçesinden daha reel nedenler vardır... Sistemden alınan pay sadece statü meselesinden ibaret değildir aynı zamanda ekonomik ayrıcalıklar, pastanın paylaşımı meselesidir de.


Darbeler dış faktörlerden bağımsız değildir. Belki de darbeler tarihinin her zaman için geçerli olan en gerçek faktörü mutlaka dış dinamiklerin etkisi, müdahalesi meselesidir.


Geçmiş dönemde darbeler devrinin kapandığını vehmedenlerin en büyük yanılgısı sisteme dair esaslı bir bakış açılarının olmamasıdır. Bundan sonra da yanılmamak için sistemi, uluslararası dinamikleri doğru okumak gerekir. En önemlisi asker üniformasının arkasına gizlenen sivil görünümlü kalem erbabı, iş adamı gibi güruhun, kışkırtıcı heveskarların her daim devrede olabileceğini unutmamalı.

 

28.02.2017 / Yenişafak

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye