24 Ağustos 2019 Cumartesi •

RAMAZANLA DİRİLMEK

04.05.2019
Ahmet GÜRBÜZ

RAMAZANLA DİRİLMEK / Ahmet GÜRBÜZ

Sünnetullahtır; insanlık buhrana girdiğinde, dalalete saplandığında, Allah o toplumu ihya etmek için vahiy gönderir, peygamberlerle uyarır. İnsanlık tarihi demek, bir bakıma peygamberler tarihi demektir. İşte kerim kitabımız da, insanlığın en karanlık çağını aydınlatmak, cahiliye zulmetini nuruyla parçalamak için böyle bir ramazan ayında inzal buyruldu.


Sünnetullah, Allah’ın kanunu demektir. Şu deistlerin tabiat kanunu dedikleri şey. Bu konuyu belki başka bir yazıda ele alabiliriz, şimdilik şu ayeti kerimeyle parantezi kapatalım. “Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.” (33/62)


Güllük gülistanlık bir hayatımız yok. İçerde ve dışarda birçok sorunlarla boğuşmaktayız. Millet olarak durum böyleyken, fert olarak da bundan pek farklı değil maalesef. Peygamber Efendimiz’le (sav) nübüvvet mühürlendi. Kuran-ı Kerim’le risalet de tamamlandığına göre, bize düşen bu vahyi henüz iniyormuş gibi okumak, ruh-i nebi aramızda dolaşıyormuş gibi sünnetine sarılmak. ‘Biz, Kur'an'da öyle şeyler indiriyoruz ki, o müminler için ancak şifa ve rahmettir.’(17/82)  


Allah Teâlâ’nın kullarına şefkatinin tecellisi olan, şerefli bir ayın, bir rahmet kapısının eşiğindeyiz. Efendimiz bugünleri müjdelemek ve bu devlete dikkat çekmek için, iki ay önceden; “Allah’ım bize Receb ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye niyazda bulunurdu. 

“Şehr-i Ramazandır ki, Kuran; insanlara hidayet rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda indirildi. Sizden kim ona erişirse derhal oruç tutsun.”(2/185)
Zira oruç bir takva vesilesi olarak, sizden önceki ümmetlere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı.(2/183)


Ramazan ayını; psikolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuki ve tıbbi açılardan ayrı ayrı değerlendirmek, akademik araştırmalar yapmak,  seminerler, konferanslar düzenlemek mümkün, yapılıyordur da mutlaka. Ama biz her konuda olduğu gibi işin ruhunu kaçırıyoruz, özünü ıskalıyoruz. Asıl oraya yoğunlaşmamız lazım.


Kurtuluş elçimiz, “Oruç ibadetin kapısıdır.” buyuruyor. 


Ramazanın en öne çıkan özelliği ve pratikte en çok zorlandığımız alan; Takva eğitimi.    Ramazan hakkındaki bütün tanımlamaları, bütün güzellemeleri bu başlık altına sığdırabiliriz. Kur’an ayı, oruç ayı, namaz ayı, sabır ayı, zekât ayı, umre ayı, hoşgörü ayı, zikir ayı, sadaka ayı, ikram ayı, kısaca rahmet ayı. Bütün bunları yapabiliyor muyuz, kısmen de olsa evet. En azından niyetleniyoruz, böyle bir gayrete giriyoruz. Toplum olarak da münferiden de farklı bir atmosfer yakalıyoruz, Allah’ın rahmetini müşahede ediyoruz. Bunu birde on iki aya yayabilirsek, kişiden topluma, toplumdan devlete, devletten hukuka, hukuktan ahlaka, böylelikle hep birlikte rıza-ı ilahiye yönelmiş oluruz inşallah.


Allâh Resûlü bir gün: “Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandır.” buyurdu. Ashâb-ı Kirâm: “(Oruçlu) onu ne ile zedeler?” diye sorunca Resûl-i Ekrem: “Yalan ve gıybetle…” cevâbını verdiler. (Nesâî; Sıyâm, 43)
"Benim namazım, ibadetlerim, yaşamam ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."(6/162) İbadetle asıl kastımız Allah’ın rızası, ona kulluk ve yakınlaşma arzusu. Bu özel günler ve mevsimler bunun için eşsiz fırsatlar sunuyor bize. İşte böyle bir günün arefesindeyiz.

Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların zincirlere vurulduğu ve hamele-i arş meleklerinin insanları bu rahmete ve mağfirete davet ettiği müstesna günlerdeyiz. Geriye sadece ellerimizi ve gönüllerimiz açmak kalıyor bize.


“(Resûlüm!) Kullarım sana beni soracak olurlarsa (bilsinler ki) ben, şüphesiz onlara çok yakınım. (İsterse gönlünden geçirsin.) Bana dua edenin duasına icâbet eder (kabul eder)im. O halde onlar da benim davetimi kabul ed(ip bana itaat et)sinler ve bana iman(da sebat) etsinler. Tâ ki bu sayede doğru yola (kurtuluşa) ulaşmış olsunlar.”(2/186)

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye