16 Aralık 2019 Pazartesi •

Edebiyattan Yüz Çevirdiğimiz Gün Kendimizden de Yüz Çevirmiş Oluruz...

24.10.2019
Abdulaziz TANTİK

Edebiyattan Yüz Çevirdiğimiz Gün Kendimizden de Yüz Çevirmiş Oluruz... / Abdulaziz TANTİK

Edebiyat; milletlerin, ulusların, kavimlerin, kabilelerin, toplumların ve bireylerin hayatında çok önemli bir yer tutuyor. Onların varlıklarını, ruhlarını varoluşlarını, hüzünlerini, sevinçlerini, dilemmalarını, cesaretlerini, kimliklerini ve anlam dünyalarını en iyi anlatandır…

Varolanların kendi varlıklarını hem anlamak ve hem de anlamlandırmak için edebiyat en usluplu bir yöntem olarak öne çıkıyor. Bugünü geleceğe taşımanın bir imkanı ve belki de tek yolu olarak edebiyat, kültürün oluşumunun temelini atıyor. İnsan, kendi karakterini ve beraberinde yeni karakterleri oluşturmada da yardım alacağı şey edebiyattır. Bu temel gerçeği görerek edebiyatın milletlerin ve bireylerin oluşmasında ve yetiştirilmesindeki yeri anlamlandırılabilir.

Edebiyat, sadece anlatmakla kalmaz, aynı zamanda onları inşa eder, özellikle onların kişilerini, kendi konsepti içinde, duygularını ve algılarını oluşturarak bulunduğu yeri bir adım öteye taşımaya ehliyetli kılar. Bir duyguyu tam olarak kavramak ve tam olarak aktarabilmenin yolu edebiyattan geçmektedir. O duygunun oluşumunu, yerleşimini, kendisini izhar edişini en güzel edebi eserlerde buluruz. O yüzden edebiyat, şahaserler barındırır ve bu şahaserler aynı zamanda şahane duygulara kaynaklık ederler.

Edebiyat, insanın farkındalık kazandığı mihenktir. Etrafına boş gözlerle bakma yerine, ne olup bittiğini anlayarak anlamlandıracak ölçüyü kazandıran edebiyat; kişinin idrak hassalarını geliştirerek onun dünyasını geliştirir… Var, varlık, varoluş ve varolan üzerine derinlikli analizler ve yaşamın oluşumundaki katkılarını, birbirlerinden farklarını ve aralarındaki derin ilişkiyi anlama ve çözümleme basireti kazandırır. Her edebi metin, kişilerin ve toplumların vizyonlarında bir gelişme sağlama yetkesine sahip olandır…

Bir yetke, bir duyguyu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyma ve bu ortaya koyma edimini yerine getirmek içinde ayrıntılı bir şekilde betimleme ve tanımlamayı da içermelidir. Ancak kendi duyguları üzerinde hassaslaşan bir akıl ve kalp dengesine sahip kişi bunu edebi bir dile dökerek gerçekleştirilebilir.

İnsanın sahip olduğu en önemli istidadı; anlama ve anlamlandırma becerisidir. İşte edebiyat, bu anlama ve anlamlandırmayı derinleştirerek ideal prototipe yönelik yönelimi yoğunlaştırır… Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir anı, portreyi, bir mizanseni, bir olayı, bir olguyu fark etme, algılama, yorumlama ve neliği üzerine bir arayış çabasına denk düşmedir, edebiyat! Bir anın resmini, anlamını, bir diğer andan farkını ve o anın duygu, düşünce ve mantık yapısını çözümleme noktasında uyarıcı, yol gösterici bir özellik kazandırır kişiye, edebi metinler…

Edebiyat, hem insanın kendisini yetiştirmesini sağlar hem de bir başkasının yetişmesinin şartlarını oluşturma bakımında öncelikli yerini korur. Eğer, insan, tarihe ve geleceğe olumlu, yararlı, iyi ve güzel bir şeyleri bırakacaksa bu ancak edebiyat vesilesi ile gerçekleşebilecek bir durumu içerir.

İnsanın hakikat arzusu, insan olmanın kaçınılmaz zaruretidir. Hakikat ise soyut ve genelde girift bir hali içerir. Gizil bir gerçekliğe sahip olan hakikat, ancak sembolik bir dile yaslanarak aşikar kılınabilir. Hakikat, şumüllü bir şekilde anlaşılabilme ve anlatılabilme imkanını edebiyat ile kazanır. Edebiyat; deneme, şiir, öykü, roman, destan, ağıt vb. ile insana has duyguların en üst düzey anlatımını gerçekleştirerek insani durumu anlışılır kıldığı gibi, doğru bir algı ile bir üst düzeye taşıma gayretinin başlangıç adımı halini alır…

Hakikati, kendi neşvesi ve otantik yapısı içinde doğru bir zeminde inşa ederek anlatımını yapabilmenin imkanı edebiyatta saklıdır. Hakikatin farklı varlık tezahürlerini ve oluş aşamalarını idrake sunarak ona yönelik bir kaygıyı ve gerçeği dile getirmenin dayanılmaz ağırlığını bir misyon ve sorumluluk çerçevesinde yine edebiyat gerçekleştirir…

Edebiyatın ironi, teşbihe dayalı dili, simgesel anlatımı, hakikat ile doğru bir bağ kurması, onu yine doğru bir zeminde anlatma çabası göz ardı edilemez. Bu, edebiyat ile hakikat arasındaki derin bağlantıyı göz ardı etmemize neden olur.

Bir milleti, ulusu, kavmi veya toplumu millet, ulus, kavim veya toplum yapan şey ne ise; onun üst düzey bir inşa ile gerçekleştirebilme kaynağıdır, edebiyat! Bir halin bir başka hale sorunlu veya sorunsuz geçişini kolaylaştıran metinlere biz edebiyat diyebiliriz. Böylece insanın inkişafı ve oluşumu üzerine edebi metinlerin ağırlığı kendiliğinden anlaşılmış olur…

Bir edebi metni edebi metin yapan şey; o toprakların ruhunun dili üzere yazılmış ve gerçekleştirilmiş bir olguya tekabülüdür… Böylece edebi metin, bir milletin uyanışının destanı olacağı gibi kimliğinin yegane sahibidir de! Edebiyat, bu çerçeve içinde hem geçmişi geleceğe taşır, hem de bugünü inşa edecek yeni bir dilin imkanlarını yoklayarak onu varlığa taşıyıp günün hakikatinin reel durumla irtibatını sağlayarak yeni bir anlamın varlığını açığa çıkartır.

İnsanın duygularını, düşüncelerini, öfkelerini, sevinçlerini, acılarını, hüzünlerini, yeislerini, karalar bağlamısını, umutlarını, yoksunluklarını, zenginliklerini, bağlılıklarını, inkarlarını, isyanlarını vb. insanı insan kılan olguların tam olarak kavranabilmesi, edebi metinlerin çözümlenmeleri ile sağlanabilir. Edebiyat, bu özelliği ile ne kadar önemsense azdır. Çünkü, insanı, kendisini gerçekleştirecek donanımı kazandıran boyut edebi ilgiyle geliştirilebilir… Edebi ilgiyi kaybeden birey ve toplum, kendi intiharına nedenler oluşturmuş kabul edilmelidir. Varlığını tehlikeye atarak kendi yokoluşunu hazırlama suçu işlemiştir o. İnsani durumların neliği ve nasıllığı üzerine birşeyler söyleyecek felsefi metinlerin estetize olmuş hali ve ifade de derinleşmeyi sağlayarak muhataba doğru bir şekilde anlatma ve anlamayı sağlama işi de edebiyatın işidir. Bu yüzden edebiyat ile ilişkileri kötü olan birey ve toplumların gelecekleri ipotek altına alınacaktır. Geleceklerine güven duyarak bakmak isteyen birey ve toplum edebiyat ve edebiyatçılarına gereken önemi vermeyi bir yükümlülük olarak kabul etmelidirler…

Edebiyatçıyı, lüzumsuz, anlamsız, yararsız gibi yaftalar üzerinden inkara mahal bırakılmamalıdır. Edebiyat, o milletin varlığını, dilini, bilme yollarını ve yöntemlerini en güzel şekilde ifadeye kavuşturan ve en güzel şekilde aktarımını yapacak bir hassasiyete sahiptir. O yüzden edebiyatçı, önemsenmeli ve dikkate alınarak onun rehberliğine dikkat kesilmelidir.

İnsanın, cömertliği, diğerkamlığı, fedakarlığı, kendini sunumu, yüreğini açması, yardımseverliği vb. prototip oluşturma konsepti edebiyatın derin sularında olgunlaştırılır… Edebiyatın derinliğine rağmen orada yüzmenin hep kolay yolları bulunur. Yeter ki edebiyat ile ilişki sağlıklı bir şekilde yürütülsün ve ona teslimiyet öne çıkartılsın…

Edebiyat, birey ve toplumun daha ahlaki ve daha fedakar özellikler kazanabilmesi için gereken vasatın inşasında temel kaynak durumundadır. Edebiyatı bir haz ile okuma yerine, bir insanın oluşumunun bütün aşamalarına yaptığı katkı bağlamında okumanın zarureti aşikardır…

Edebiyatın haz vermesi kaçınılmaz olana tekabül eder. Ancak bu haz aynı zamanda kişiyi olgunlaştıran ve bazı duyguların farkına vardıran bir özelliği olmalıdır. Hem haz ile birlikte akli yetilerin harekete geçmesine de vesile olur. Ayrıca hazzı sadece maddi bir ölçü içinde betimleme yerine manevi hazzın varlığına tanıklık ederek edebiyatın sağlayacağı manevi hazzın oluşturacağı kişiliğin derinleşmesine de imkan tanınmalıdır.

Edebiyat; duyguların türkü tadında terennüm edilerek biçeme kavuştuğu ve biçimlendirildiği zaman ve mekan duygudaşlığı oluşturur, duyguların inceltilerek, yoğunlukları çözümlenerek elle dokunulur kılınacak ve gözle görülecek düzeye ulaştırır ve hakikatinin tezahürünü ve çözümlemesini kolaylaştırır…

Edebiyat, incelik, estetik ve farkın farklı detaylarına muttali kılarak onu geliştiren kurucu metinlerin varlığının nedenidir. Kurucu metinler ise kişiliğin kurucu unsurlarıdır. Edebiyat, süreklileşen yapısı ile kuruculuğunu kaybetmeden yolculuğu sürdüren ender yapılardan biridir.

Edebiyat, sadece iyi ve kötünün ayrımını değil; daha kötü ve daha iyinin neliğini de belirleyecek kıstasları oluşturur… İyi, daha iyi, en iyi gibi iyinin katmanlarının neye tekabül edeceğini belirlediği gibi kötü ve daha kötünün anlam katmanlarını da gözler önüne sererek kişinin kendi kişilik gelişimini sağlayacak bir zemini muhafaza ederek temel kıstasların varlığını taşır. Eğer bu temel kıstasların varlığı taşınmaz ise süreklileşen bir şüphe denizinde kaybolma zemini kendini inşa eder. O zaman da karakterlerin yaz boz tahtasına dönüşmesinin önüne geçilemez olur.

Edebiyat; insan olmanın yolllarını inşa ederek insan olmanın olgunluğunu izhar eder ve kişiye insan olmanın mantık, yöntem, uzam ve psikolojik vasatını teşhir eder… Kim ola, insan ola, kim kala, ne olduğu bilinemez diye…

Edebiyat, insanı kuşatır, onu sadece bir boyutu ile değil, bilakis bütün boyutluluğu içinde kuşatır. İşte bu kuşatma ile insan için kötülüğün yollarının kapatılması sağlanabilir. İnsan, bugün çok daha iyi bir şekilde çok boyutlu bir varlık olduğu anlaşılmış durumdadır. Felsefi olarak bu çok boyutluluk bilinmesine rağmen, bunu besleyecek edebi metinlerin azlığı, meseleyi derinlemesine kavramaya engel teşkil etmektedir.

Edebiyat, insanın, devletlerin, halkların ve milletlerin kaderini belirleyecek bakışı incelterek varlık sahasına çıkartarak onların bugünlerini ve geleceklerini daha sahici ve sıhhatlı yaşamalarına imkan tanır. Red ve kabulün ötesinde edebiyat ciddi bir iştir. Bu ciddiyeti görenler edebiyat ile ilgili olurlar. Kendini tanımanın pozitif yolu olan edebiyat vazgeçilmezimizdir…

Yorum Ekle
Yorumlar
Dudu Karacelik

31.10.2019

Edebiyati tercih eden öğrencilere dudak bükülerek bakılan bir zamanda edebiyatin önemini ve değerini çok güzel anlatmışsınız teşekkür ederim var olunuz
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ