Suriye'deki ABD ve Zeytin Dalı operasyonu
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Suriye'deki ABD ve Zeytin Dalı operasyonu

05.02.2018

Suriye'deki ABD ve Zeytin Dalı operasyonu

Yazarımız Süleyman Arslantaş Zeytin Dalı operasyonu hakkında farklı bir yorum yaptı. Arslantaş'ın yazısı şöyle:


Zeytin Dalı operasyonu zamanlama bakımından fevkalade isabetli olmuştur. Zira neredeyse Suriye üzerinde bölgesel hesapları olan tüm ülkeler birbirleriyle çekişmeli bir halde bulunmaktadırlar. Her ne kadar dışarıdan bakılınca ABD, Rusya, İsrail beraber hareket ediyor görüntüsü verseler de durum hiç de öyle değil. Tabii ki bölgede fiilen bulunan ülkelerin dışında iki önemli aktör Çin ve İngiltere fazla dikkat çekmiyor. Yine Sykes-Picot’un önemli aktörlerinden olan Fransa zaman zaman bölgeye ilişkin demeçlerin dışında sahada gözükmüyor. Keza Almanya da öyle. O zaman Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın Suriye üzerinde bölgesel hesabı beklentisi yok mu sorusu öne çıkıyor…

 

Amerika’nın 11 Eylül Saldırıları ardından Afganistan’dan başlayan, Irak’ın işgaliyle (20 Mart 2003) somutlaşan DAİŞ bahanesiyle Suriye’ye uzanan işgal, niyet ve eylemlerinin arkasında belki de iki önemli neden bulunmakta. Birincisi Çin’in enerji kaynaklarına ulaşımını zorlaştırmak ki, bununla da ABD ekonomik rekabet gücünü artırmak istiyor. İkincisi de İsrail’in güvenliği konusu. Filistinli düşünür Münir Şefik Ankara Palace’ta 30 Ocak’taki konuşmasında önemli bir hususa temas etti. İsrail’in kurulduğundan bu yana en zayıf dönemini yaşadığını ve güvenlik korkusu içerisinde olduğunu vurguladı. Oysa ABD’nin 17 Ocak 1991 Körfez Harekatı’nda en önemli hedeflerinden birisi de İsrail’in güvenliğiydi. ABD, bırakınız İsrail’in güvenliğini, bugün için İsrail ABD’nin bölge işgali öncesi hallerini arar hale geldi. Zira ABD kime destek veriyorsa o ülke hem itibarını hem de güvenliğini kaybediyor. İlginç olan da ABD’nin hedef tahtasına koyduğu ülkeler hem itibar hem de güven kazanıyor. Hiç kimse herhalde ABD’nin bölgesel müttefiki BAE, Suudi Arabistan ve Mısır’ın Türkiye ve İran’dan daha güvenilir olduğunu iddia edemez.

 

Çok başlı Amerika müthiş bir şekilde güç zehirlenmesi yaşıyor. Bu zehirlenme içerde de dışarıda da etkisini gösteriyor. ABD, belki de Soğuk Savaş sonrası dönemin en sıkıntılı günlerini yaşıyor. Bu hal böyle devam ederse kendi başı derdine düşeceği muhakkak. Yalnızca ABD’nin demografik yapısına baktığımızda eğer sosyal devlet proje ve uygulamaları zaafa uğrarsa ABD’yi çok sıkıntılı günler bekliyor demektir. Düşünebiliyor musunuz? Üç yüz yirmiüç milyonluk ABD nüfusunun %2.5’ini oluşturan Yahudiler ekonominin, eğitimin, medyanın neredeyse %30’unu kontrol etmektedirler. Zaten bu nedenledir ki 8 Kasım ABD Başkanlık Seçimi’nde Yahudiler tüm yumurtalarını Hillary’nin sepetine koymalarına rağmen seçimi Pentagon’un adayı Trump kazandı. Sonrası? Sonrasında Trump’ın 20 Ocak 2017’de Başkanlığı resmen devralacağı zamana kadar yönetim kadrosunun teşkilinde Pentagon etkiliyken; Trump’ın yönetimi devralmasından sonra Yahudi lobileri ve İsrail’in Trump’ın ailesindeki kriptosu Kushner’in de katkılarıyla yönetim kadroları Yahudiler’in ve lobilerinin istemleri doğrultusunda değişmeye başladı.

 

ABD’deki yönetim kargaşası elbette dış politikada da yankısını buluyor. Bunun en tipik örneğini Suriye’de görmekteyiz. ABD, adeta bölge ülkeleri ve onların inisiyatifini bir kenara bırakarak illegal örgütlerle, terör odaklarıyla çalışmayı tercih etti. Sovyet işgalinin sona ermesinin ardından Taliban’la Afganistan’da ittifak kurduğu bilinmektedir. Ardından 11 Eylül sonrası ABD’nin Afganistan’daki en büyük düşmanı Taliban oldu. Oysa Taliban’ı CİA ile birlikte ISI (Pakistan İstihbaratı) kurmuşlardı. Ama 11Eylül sonrası Amerika ve Pakistan Taliban’ı tasfiye için her çareye başvurmaktadırlar. Yine hatırlayalım Afganistan’ın Rus İşgali altında olduğu zamanda işgale karşı oluşturulan Mücadele Örgütü, isterseniz buna Cihat örgütü deyiniz ya da El-Kaide deyiniz, bunların oluşumunda emekleri geçen Abdullah Azam, Usame Bin Laden, Musab El Zerkavi ABD’ye rağmen mi, ABD ve Suudiler’in katkıları ile mi oradaydılar? Şüphesiz ki bununla adı geçen insanları töhmet altında bırakmak gibi bir niyetim yok. Zira onlar Allah rızası için Rus işgaline karşı mücadele ettiler ve bu mücadelelerini de canlarını vererek taçlandırdılar. Ama sonrasında onlar da El-Kaide bahanesiyle düşman ilan edildiler. Bu cümleden olarak hiç merak etmeyin fazla ve uzak olmayan bir gelecekte ABD; PKK, YPG, PYD gibi elleriyle yetiştirdiği terör örgütlerini ya elleriyle yok edecek ya da bölge ülkelerine yem edecektir. Zaten ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Mc Master; Trump’ın Türkiye konusunda haklı çıktığını ve ABD’nin YPG’nin gücünü görmek istediğini, bu nedenle YPG’ye silah ve taktik destek verdiğini, ne var ki TSK karşısında YPG’nin yok olduğunu, ifade etti. Bu nedenle de Türkiye ile yeniden yakın bir işbirliğine gidilmesi gerektiğini paylaştı. Her ne kadar CENTCOM komutanı Joseph Votel buna karşı çıksa da Mc Master’ın görüşü budur…

 

ABD muhtemelen Rusya’nın Türkiye’ye Suriye hava sahasını açmayacağını bekliyordu ve yine İngiltere, Fransa ve Çin’in Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonunda kendilerini yalnız bırakmayacağını ümit ediyordu. Ama beklentileri boşa çıktı. Hele hele Esed’in Rusya’ya rağmen ABD ile temas halinde olması, ABD’nin Rusya’nın Suriye’de bulunan HMEYMİN hava üssüne yaptığı saldırı sonrası iki Rus askerinin ölümü, on askerinin yaralanması, yedi Rus uçağının tahrip edilmesi Rusya’yı oldukça öfkelendirdi. Yani Pentagon Rusya’ya : “En güvenli yerinde bile seni vurabiliriz.” dedi. Rusya da buna karşın hem Esed’e mesafe koydu hem de Türkiye ile olan ilişkilerini daha da sıcaklaştırdı. Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu’ndaki başarılı gidişini bir de bu zaviyeden okumak gerekir.

 

Biraz gerilere gidelim Arap Baharı’nın devamı olarak Mart 2011’de Suriye’de olaylar patlak verince; İran ve Rusya Esed Rejim’ine tam destek verdiler. İkisinin de Esed Rejim’inden çıkarları olduğu muhakkak. Zira, İran Güney Lübnan Hizbullah Örgütü’nün lojistik desteğini Şam üzerinden karşılamakta. Rusya ise Doğu Akdeniz’deki konumunu Suriye’de bulunan üsleri vasıtasıyla devam ettirmekte. Gerek İran ve gerekse Rusya’nın Esed Rejim’ine desteğine ABD; DAİŞ, PKK, YPG’ye destek vererek cevapladı. Aynı zamanda Körfez Harekatı sonrasında Guam Adları’na götürülerek eğitilen yedi bin küsur Kürt peşmergenin de önemli bir kısmını da PKK, PYD örgütlerine eklemledi. Sonuç olarak Suriye sathında vekalet savaşı başladı. ABD bu savaşta açıkça Rusya, İran ve Türkiye’ye karşı PKK ile PYD örgütüne destek verdi.

 

Türkiye bu kutuplaşmayı bozacak önemli bir bölge ülkesi olmasına rağmen,Tunus ve Libya’da olanların yani Zeynel Abidin ve Kaddafi’nin kısa bir sürede devrilmesi Türkiye’yi önce Mısır konusunda sonra da Suriye’deki rejimin , Esed yönetiminin kısa bir zamanda devrilebileceği yanılgısına sürükledi. Bu nedenle de tarihin kendisine yüklediği misyonu yerine getiremedi. O misyon: “ Hakem Devlet-Adil Devlet “ misyonu idi. Bir başka önemli yanılgı nedeni de Türkiye’nin Suriye yönetimini Esed Rejimi’nden ibaret sanmasıdır. Türkiye’de CHP nasıl ki sıradan bir siyasi parti değil, Laik Kemalist Rejimin temsil kurumu ise Esed Rejimi’de Baas ideolojisinin temsil kurumudur.

 

Ancak Suriye üzerinde gelinen nokta odur ki; Türkiye’nin başlatmış olduğu ve şu ana kadar da başarıyla devam eden Zeytin Dalı Operasyonu başta ABD olmak üzere birçok ülkeleri etkilemiştir hatta Suriye Rejimi de bu operasyondan önemli ölçüde etkilenmiştir. Bu gidişle ABD bölgeden kovulabilir, İsrail’in güvenlik endişesi artar bu nedenle de İsrail Rusya’ya yanaşabilir zaten bunun sinyalleri de ortada. Yakın bir geçmişte Putin Netenyahu görüşmesi bu yakınlaşmanın önemli bir belirtisidir. Belki de öne çıkan en önemli konulardan bir tanesi de 29-30 Ocak tarihlerinde Soçi’de Türkiye, İran ve Rusya’nın Suriye konusunda kapsamlı bir mutabakata varmalarıdır. Bu mutabakatın ne getirip-ne götüreceğini ileride göreceğiz. Bu nedenledir ki fazla uzak olmayan bir gelecekte Suriye’de Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu’nun katkıları ile de yeni bir yapılanmaya şahit olabiliriz…

Yorum Ekle
Yorumlar
Arif Dülger

15.02.2018

Süleyman Arslantaş abimizin ömrünü bereketlendirdiği bilgi birikimi ve analizleri fevkalâde önemli biz okurlar için. Ortadoğu'nun yakın geleceğine ve ilgili aktörlerine dair objektif bir projeksiyon tutmuş bu yazısıyle de. Allah uzun ve sağlı içinde bir ömür versin kendisine. Biz de kendisinden, bilgi ve tecrübesinden uzun yıllar yararlanalım inşaallah.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05