20 Ağustos 2019 Salı •

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM - Cevat ÖZKAYA

16.04.2019

“Güneydoğu'da terörün geriletilmesiyle siyasetin sesinin daha yükseldiğini görüyoruz. HDP, Kandil'in etkisini nispeten az hissettiği bir seçim dönemi yaşadı gibi gözüküyor. HDP'nin söylemleri çok irite edici de olsa, kitlelerin terörün baskısından siyasete evrilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. MHP ile kurulan ittifak ve AK Parti'nin bazı sert söylemlerine rağmen bölgede alınan sonuç bölge halkının önemli bir kısmının ülke bütünlüğünü önemsediğini gösteriyor.”

“AK Parti, sivil siyaseti önemseyen, sivil siyasetin alanını genişleten bir sivil hareketti. Siyaset alanını genişleten bir sivil dilin ülkenin geneline rahatlık getirdiğini de geçmiş dönemde yaşadık. Bu seçim döneminde, güvenlik vurgusu çok olan bir siyaset dilinin AK Parti'nin imajına zarar verdiğini görüyoruz. Güvenliğin önemli olduğunu, devletin güvenliği sağlamakla görevli olduğunu yadsımıyoruz. Ancak güvenlik bürokrasisinin, bir siyaset enstrümanı olarak kullanıldığını düşündürecek davranışların sivil siyasete, dolayısıyla iktidar partisi olan AK Parti'ye zarar verdiğini söylüyoruz.”

--

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM!

Sandıktan çıkan sonucun ülkenin istikrarını sarsmayacak bir ayarda, ancak mevcut iktidarın kendine çekidüzen vermesini gerektirecek bir dozda olduğunu görüyoruz. Kısaca halkımız iktidara “kendine çeki düzen ver”, muhalefete de “iktidara ehil olup olmadığını göster” dedi diye düşünüyorum.

Önemli bir seçimi geride bıraktık… 31 Mart yerel seçimleri dergimizin önceki sayısında da belirtildiği gibi bir genel seçim havasında geçti… Bugün geldiğimiz noktada % 80’in üzerinde katılımın sağlandığı bir seçimi geride bırakmış bulunuyoruz.

Bu seçim, Türkiye’nin parlamenter sistemin ardından geçtiği cumhurbaşkanlığı sistemiyle yaptığı ilk yerel seçimdi. Dolayısıyla yeni sisteme verilen desteğin devam edip etmediğinin de test edildiği bir seçim oldu. Genel hatlarıyla Cumhur İttifakı tarafından savunulan sistemin, halkın çoğunluğu tarafından desteklendiği ortaya çıktı.

31 Mart yerel seçimlerini, parlamenter sisteme dönüş veya Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminden intikam seçimi olarak takdim edenlerin, sukutu hayale uğradıkları ve intikam duyguları ile baş başa kaldıkları görülüyor.

Seçim sonuçlarını siyasi iktidar açısından bir meşruiyet sorununa dönüştürmeyi bekleyenlerin de istedikleri sonuca ulaşamadıkları açık. Cumhur İttifakı Türkiye genelinde % 51,5’in üstünde oy alarak bu meşruiyet tartışmasının önünü kesmiştir.

Seçimler, Türkiye'nin sorunlarının sandıkları aşabildiğini gösterdi. Makamların seçimle el değiştirebildiği konusunda üretilen hayali suçlamaların geçersizliği zaten açıktı, bir kez daha ortaya çıktı. Otoriterlik suçlamalarının sorunlu olduğu da ciddi bir şekilde görüldü.

Sandıktan çıkan sonucun ülkenin istikrarını sarsmayacak bir ayarda, ancak mevcut iktidarın kendine çekidüzen vermesini gerektirecek bir dozda olduğunu görüyoruz. Kısaca halkımız iktidara “kendine çeki düzen ver”, muhalefete de “iktidara ehil olup olmadığını göster” dedi diye düşünüyorum.

Sonuçların Değerlendirilmesi

Seçim sonuçlarının iktidara da muhalefete de verdiği mesajlar vardır. Seçim, sürdürülen siyasal tartışmaları belli bir süre de olsa bir sonuca bağlar. Yeni bir seçim dönemine kadar bu tartışmalar belli bir dinginlik kazanır. Umarız ki, seçimin sonuçları doğru okunur. Türkiye, bu sonuçlara saygı göstererek önümüzdeki seçimsiz geçmesi gereken yaklaşık 4.5 yıllık zaman dilimini verimli değerlendirir. Bu temenniden sonra seçim sonuçlarının değerlendirmesine geçebiliriz.

1. Öncelikle dünya genelinde seçimlere katılımın % 50’lere doğru gerilediği bir zamanda, % 80’lerin üzerinde katılımla bir seçimin gerçekleşmesi önemli. Hele bu bizim gibi seçim yorgunu bir ülkede oluyorsa daha da önemlidir.

2. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçildikten sonra yapılan bu ilk seçimlerin sisteme onay veren bir şekilde sonuçlanması dikkate alınmalıdır. Sistemi getiren Cumhur İttifakı'nın oyunun % 51,5'in üzerinde çıkması sistemin meşruiyet tartışmasını bitirmelidir. Rakamlara matematik değerlerinin ötesinde anlamlar yükleyenler her zaman olur. Biz makul olandan bahsediyoruz.

3. Cumhurbaşkanlığı sisteminin bir özelliği olan, % 50'nin üzerinde oy alanın iktidar olması, ittifakı bir mecburiyet hâline getirmektedir. Bu bağlamda, mevcut olan iki bloklu yapının devam edeceğini öngörebiliriz.

4. Gruplar ve partiler arası geçişmenin yaşanacağı ve siyasetin merkeze doğru evrilen iki blok arasında olacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Siyasette parçalanma değil, merkeze doğru devam eden bir bütünleşmenin olacağını düşünebiliriz.

5. Güneydoğu'da terörün geriletilmesiyle siyasetin sesinin daha yükseldiğini görüyoruz. HDP, Kandil'in etkisini nispeten az hissettiği bir seçim dönemi yaşadı gibi gözüküyor. HDP'nin söylemleri çok irite edici de olsa, kitlelerin terörün baskısından siyasete evrilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. MHP ile kurulan ittifak ve AK Parti'nin bazı sert söylemlerine rağmen bölgede alınan sonucun bölge halkının önemli bir kısmının ülke bütünlüğünü önemsediğini gösteriyor.

Ayrıca HDP'nin kendisini bölgenin yegâne temsilci saymasının da bölgedeki mevcut gücüne rağmen doğru olmadığını görüyoruz. Merkez siyasetin bölgeye yapacağı uygulamalarda da bu durumu dikkate alması, buna göre bir siyaset üretmesi gerektiğini düşünüyoruz.

6. Bu seçim sonuçları iktidar bloğunun ve AK Parti'nin bir sarsıntı geçirdiğini ve birtakım önemli kayıplara uğradığını gösteriyor. AK Parti'nin Ankara ve Antalya'yı kaybetmesinin, İstanbul'daki durum henüz netleşmese de İstanbul'da alınan sonucun ciddi bir kayıp olduğu aşikâr. CHP'nin moderatörlüğünde Millet İttifakı'nın bazı büyükşehirleri kazanması hiç şüphesiz onlar açısından başarıdır. Ancak aradaki fark kaybedeni hayata küstürecek kadar, kazananı sevindirecek edecek kadar büyük değil.

Ayrıca Cumhur İttifakı, genelde % 51,5'in üstünde, AK Parti % 44 üzerinde bir oy alarak yarışı önde bitirdi. Böylece 24 Haziran’daki oy oranını korudu. Millet İttifakı'nın açıklanan bileşenlerinin oyu % 37 civarında.

7. Bütün bunlara rağmen, bu seçim sonuçları herkesin bir biçimde kazandığını iddia edeceği sonuçlar üretti. İyi Parti bile “ben olmasam” diye kendini teselli edebilir. HDP zaten başından beri “biz olmazsak olmazdı” modunda -ki bir açıdan söylenenler doğru-.

8. Cumhur İttifakı'nın beka söyleminin tuttuğu görülüyor. Olağanüstü olumsuz şartlarda seçime girilmesine rağmen alınan oy bu söylemin halk tarafından genel anlamda kabul gördüğünü gösteriyor. Millet İttifakı'nın da ekonomi üzerinden götürdüğü söylemin ve gerginliğe prim vermeyen tavrın halkta karşılık bulduğu anlaşılıyor.

Burada bir durumu belirtmekte yarar var. Beka söylemi bir siyaseti ifade ediyor. Yani Cumhur İttifakı bir siyasete dayanıyor. Millet İttifakı, Erdoğan karşıtlığı üzerinden kurulan bir ittifak. Bir siyasete dayanmıyor. Bunun önümüzdeki zamanda Millet İttifakı açısından ciddi sorunlar oluşturacağını öngörebiliriz.

AK Parti Açısından Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Öncelikle belirtmeliyiz ki AK Parti bu seçim dâhil bugüne kadar girdiği tüm seçimleri kazandığı için, bütün seçimleri kazanabileceğine ilişkin bir beklenti yaratmıştır. Bir kısım AK Parti mensubunun büyük bir mağlubiyet yaşamış gibi demoralize olması bu beklentinin sonucudur. Yaklaşık yirmi beş yıl genel yönetimlerin önemli bir kısmında, on yedi yıldan bu yana merkezi iktidarda olan bir partinin son derece olumsuz ekonomik şartlarda girdiği seçimden % 44 oy alarak ana muhalefet partisinin 14 puan önünde ipi göğüslemesi küçümsenmeyecek bir sonuçtur.

Büyükşehirlerde yaşanan kayıplar elbette üzücüdür. Bu kaybın sağlıklı bir değerlendirmesi yapılmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan son derece önemli balkon konuşmasında bu değerlendirmenin yapılacağını açıkça ifade etmiştir.

Cumhurbaşkanı, '”Bu seçimde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımız yerlerdeki tek sebebi, milletimize kendimizi yeterince anlatamamış, gönüllere yeterince girememiş olmamız olarak görüyorum. Eksiklerimiz varsa bunları düzeltmek boynumuzun borcudur. Bunu halkımızda, milletimizde arayamayız. Yine kendimizde arayacağız.'” demiştir.

Bu değerlendirme ve arayışa katkı olsun diye AK Parti konusundaki kanaatlerimizi ifade etmek istiyoruz.

1. AK Parti, sivil siyaseti önemseyen, sivil siyasetin alanını genişleten bir sivil hareketti. Siyaset alanını genişleten bir sivil dilin ülkenin geneline rahatlık getirdiğini de geçmiş dönemde yaşadık. Bu seçim döneminde, güvenlik vurgusu çok olan bir siyaset dilinin AK Parti'nin imajına zarar verdiğini görüyoruz. Güvenliğin önemli olduğunu, devletin güvenliği sağlamakla görevli olduğunu yadsımıyoruz. Ancak güvenlik bürokrasisinin, bir siyaset enstrümanı olarak kullanıldığını düşündürecek davranışların sivil siyasete, dolayısıyla iktidar partisi olan AK Parti'ye zarar verdiğini söylüyoruz.

2. Gönül belediyeciliği ve gönüllere girmek önemli sloganlar. Sonuçlara baktığımızda kısmi bir karşılık bulduğu da görülüyor. Ancak, genel ve yerel bürokraside ve örgütlerin bir kısmında görülen, büyük ve belirli bir kitleyi kendilerine mahkûm gören kibirli tavır neticeyi olumsuz etkilemiştir. Partiye çok şey katmadan partiden nimetlenen, en ufak bir olumsuzlukta gemiyi terk etmeye hazır bu “mütegallibe” takımından kurtulmak partinin dinamizmini artıracaktır.

3. Baştan bu yana seçmenin Katolik nikâhıyla kimseye bağlı olmadığının ibret verici örnekleri vardır. Seçmenin genelinin siyasi anlamda bir bağnazlığı olmadığı bilinir. Seçmen, hizmet ve kıymet ister. Hizmeti artırmak ve seçmenleri kıymetli kılmak, siyasi partiye oy olarak yansır. AK Parti, yakın zamanlara kadar başarılı bir şekilde yapabildiği bu siyaset tarzına dönmelidir. Kimse “odunu koysam kazanır” lüksüne sahip değil.

4. Pelikan benzeri yapılanmaların, pelikan üslup ve davranışının insani olarak, siyasi olarak, İslâmî olarak doğru olmadığı açıktır. Amaca varmak için her şeyi mubah gören böylesi anlayış ve organizasyonların partide güveni yok ettiğini, insan ilişkilerini çürüttüğünü bilmek ve görmek için âlim olmaya gerek yok. Bu tür oluşum ve organizasyonların sonlandırılması ve bu şekliyle asla bir daha hayatiyet bulmaması gerekir.

5. Sosyal medya bütün siyasi organizasyonlar için ihmal edilmez bir olgudur. Bunun en iyi şekilde kullanılması önemlidir. Popülerliğin imkânlarından temel değerlerle, insan haklarıyla çelişmeyen bir biçimde yararlanmak kaçınılmaz bir gerekliliktir.

6. Söylendiği kadar kolay olmasa da insanlara yeni şeyler söylemek lazım. Temel insani ve siyasi değerler bağlamında bu yeni şeylerin üretilmesi gerekiyor.

7. Yasaklar, yolsuzluk, yoksullukla mücadelenin aksamadan yürütülmesi önemlidir.

8. Ekonomi çok önemlidir. Ancak sadece ekonomik istikrarın sağlanması yetmiyor. Hak ve özgürlükleri genişletmenin ciddi bir beklenti olduğunun farkında olmak gerekiyor.

Bu maddeleri çoğaltabiliriz. Ancak yukarıda sayılanların gündeme alınması bile, birtakım küskün ve kederli AK Parti seçmeninin partisine dönüşünü sağlayacaktır.

Bir gazeteci büyüğümüz bu seçim sonuçlarından sonra, “Kaçacak yer arayan AK Parti seçmeni Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a gidiyorsa, yeni kurulacak bir partiye niye gitmesin.” diyor. Aklıyla düşünebildiğini zannettiğimiz bu büyüğümüzün, bu sonuçlardan sonra seçmeninin AK Parti'den ayrıldığını da değil kaçtığını söylemesi, beklentisi gerçekleşmemiş birinin öfkesi değil ise, tam bir akıl tutulmasıdır!

Son Söz

Lider bahçede yetişmiyor. Hatasız kul da yok. Kendine itimadını kaybetmiş, bir şeyler yapabileceğine ilişkin kendisine olan güvenini yitirmiş, kararsız hâle gelmiş bir topluma Cumhurbaşkanı Erdoğan özgüven aşılamıştır. Bu asla küçümsenmeyecek çok önemli bir eylemdir. Herkesin ve her liderim diyenin yapabileceği bir iş de değildir.

Yanlışları söylerken, eleştiri yaparken adil olmak, sözünü esirgememek ama bir hakkı da teslim etmek erdemli olmanın gereğidir. Özellikle dış dünyanın basınına bakıldığında Erdoğan'ın, Türkiye'yi embeded bir devlet olmaktan kurtarıp kendi kararlarını kendisi alabilen, küresel çapta ve İslâm coğrafyası bazında etkin bir aktör yapma yolunda aldığı mesafe açıkça görülebilir. Bu yol yarıda kalmamalıdır, geleceğe doğru ilerlemelidir. Türkiye bu ilerleme potansiyeline, coşkunluğuna sahiptir Parçalanmaya, demoralizeye meydan vermeden hakkaniyetli kritikler yapılarak Erdoğan yalnız bırakılmamalıdır!...

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye