16 Aralık 2019 Pazartesi •

Mükellef İnsan - Hasan Kanat

01.11.2019

Her yeni fikir akımı işe öncelikle insanı ortaya koymakla başlar. Fiziksel gerçeklik kurgulandığı gibi insan da yeniden kurgulanıp tanımlanır ve maddenin tanımı değiştiğinde insanın neliği de değişir. Bu tanım önemlidir. Çünkü insanın neliğine dair tanım, nasıl olması gerektiğini belirleyici öncüldür. İnsan tanımıyla, onun ne olması gerektiği arasında lazım-melzum ilişkisi vardır. İnsanın tanımı, dünya merkezli kâinat tasavvurundan güneş merkezli evren düşüncesine geçişte hiç kuşkusuz köklü bir dönüşüme uğramıştır. Buna göre hiçbir kavram ait olduğu ‘dünya’dan bağımsız değildir. Yani yalıtılmış ve kurtarılmış değildir. Her kavramın ait olduğu dünya görüşüyle, evren tasavvuruyla, mevcut astronomi ve kozmoloji kurgusuyla sıkı bir bağı vardır. Bir kavramı ele alırken kavramın kendisini, işlevini ve diğer kavramlarla olan ilişkisini göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Yunanlılar için evrende müthiş bir determinasyon vardı ve bundan dolayı o evrende bunu bilen/fark eden insanın durumu trajediydi. Bu determinasyon dolayısıyla trajedi dediğimiz tür Yunan kültüründe ortaya çıkmıştır. Bu bir mahkûmiyet halidir. Rüzgârın önündeki yaprak gibi elinden hiçbir şey gelmeyen, keder ve umutsuzluk ile yenilgi ve ölümün kaçınılmazlığı altında mahkûmdur insan. Hristiyanlık da Yunan kültürünün en dinamik olduğu dönemde ortaya çıkmış ve Yunanlıların düştüğü bu trajediyi aşabilmek için İsa figürünü ortaya çıkartmıştır. Eğer evrende mutlak determinasyon varsa bunu aşmak mümkün değildir ancak Tanrı bunun üstesinden gelebilir. Tanrı yeryüzüne iner ve insan bedenine bürünerek ilk günahın bedelini öder. Bu ödemeyle trajik insan ortadan kalkar. İsa’nın en önemli özelliği mahzun ve mazlum insan olmasıdır ve artık trajedi İsa’nın hikâyesine devredilmiştir.

Bugün ise Avrupa’da bin yıllık bir sürecin sonunda Hristiyanlık tüm kurumlarıyla birlikte bir dönüşüm geçiriyor. Bin yıllık bir yuvanın çöküşüne şahit olunuyor. Kiliseyi sadece dini bir kurum olarak anlamak doğru değildir. Maddi ve metafizik unsurları ile var olan hayatın tüm alanlarını kuşatan bir yapıydı. Yuvası çökmüş bir toplumun yeniden nasıl inşa edileceği krizi ve var olma sancısı Avrupa’da felsefe ile aşılmaya çalışıldı. Alman tarih felsefesi, dini düşüncenin sarsılmasından doğan boşluğu doldurma, insanı yeniden tanımlama ve anlamlandırma faaliyetiydi. Yeniden tanımlamak ve anlamlandırmak için ‘tarih’e gidilecek ve bu yeni kurguda insanın haysiyeti orada aranacaktı. Alman filozof Husserl geçmişte bir yerden gelmeyen ve bir yere de gidecek olmayan insanı tanımlamak için ‘buradaki insan’ kavramını ileri sürdü. ‘Şimdi ve buradaki insan’ tanımlanmalıydı. Her şeyle bağı kopmuş bilinmezlikler arasındaki insan… ‘Buradaki insan’ modern insanın anlam arayışının karşılığıdır.

Dinin yaratılışla ilgili kıssalarında insanın anlamını bulmak için yaratılışının nasıl lığını değil, nasıl algılandığını anlamak önemlidir. İslam’ın zihinlerimizde böylesine müphem oluşunun etkenlerinde biride, onun insanı nasıl anlamlandırdığını bilmememizdir. Oysaki İslam adına var olan her hüküm inanç ve buyruk, insana ve insanın nasıl oluşuna, nasıl olmak gerektiğine dayanmaktadır.  Vahyin bilgi sisteminde insan, varlığı emanet olarak alandır. Emanetlerine riayet eden kimse mümin kimsedir. Emanet muhatap olmayı bu muhataplık mesul ve mükellef olmayı getirir.

Mesul olmak emaneti tevdi edene karşı ‘sual’ olunacağı bilincidir. Mükellef olmak; hayatın öznesi olmak kendilik bilinci içinde olmaktır. O Allah’ın ağır emanetini kabullenmiştir; bu yüzden kendi özgür seçimiyle sorumlu ve yükümlüdür. 

Miraç Hz. Peygamberin şahsında insanlığın Tanrının katına çıkarılmasıdır. Bütün determinasyonun üzerini çizerek insanlık miraca çıkartılır. Miraçtan, mesul insan olarak dönülür.

Artık mahkûm da mazlum da değilsin. Mesul ve mükellefsin.

Yorum Ekle
Yorumlar
ABDULLAH AVUKLU

06.11.2019

Hasan Abi Çok Güzel Facebook tan Hemen Paylaştım
AZİZ YÜKSELTEN

05.11.2019

Çok güzel bir yazı olmuş abi ellerine sağlık Yazılarının devamını bekliyoruz inşallah
Metin kutlu

02.11.2019

Kaleminize sağlık devamını bekleriz
Memed.a.

02.11.2019

Böyle.guzel.yorumculari.sizin.gazetenizde.gormek.isterim.tesekurederim
Ahmet Ö.

02.11.2019

Güzel bir yaklaşım, teşekkür ederiz. Yeni yazılarınızı bekliyoruz.
Fatih.yildirim

01.11.2019

Cok.guzel.agzina.saglik
Nurullah demiral

01.11.2019

Eyvallah
İHSAN ÖKTEM

01.11.2019

Ağzınıza sağlık hasan bey
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ