24 Haziran 2019 Pazartesi •

MAZLUMDER CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A AÇIK MEKTUP YAZDI

22.02.2019

İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup yazarak son zamanlarda yaşanan kimi baskıcı politikalara ve hukuksuzluklara dikkat çekti. 

Mazlumder Genel Başkanı Ramazan Beyhan, mektubunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Kızılcahamam AK Parti 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında yaptığı konuşmadan alıntılara yer verildi. Bugün gelinen noktayı değerlendiren MAZLUMDER Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “AK Parti bu ülkede her bir vatandaşımızın içinde kendi hayallerini, hedeflerini bulduğu, kendine yer bulabildiği, kendini evinde hissettiği dev bir çatıdır. Bu çatının altında asla istismarı bulamazsınız, yalanı, kandırmacayı bulamazsınız, ayrımcılığı ötekileştirmeyi, haksızlığı göremezsiniz. “ sözlerinden sonra toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununun, bizzat güvenlik görevlilerince ihlâl edildiğini, Diyarbakır’da bir kadının site içindeki evine, gece 03.00 sularında kapısı koçbaşı ile kırılarak girildiğini, inanca ve mahreme saygı gösterilmediğini; nezarethanelerde kadınların başörtülerinin çekip alındığını, STK’lar üzerinde baskı kurulduğunu, basın açıklamalarının engellendiğini, kapalı dernek toplantılarında bile polislerin kapılara dayandığını ifade ederek; İçişleri Bakanının , suçu önleme adına güvenlik görevlilerine şiddet tavsiye edip, “Yakalayın, ayaklarını kırın” dediğini, Ankarada yaşanan olayla ilgili olarak ta; “Bir kadın, erkek güvenlik görevlileri tarafından, “kargatulumba” gözaltına alınırken, cinsel taciz tartışmalarına neden olacak görüntüler basına yansıyor” diye seslenerek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Baskıcı uygulamalarına dikkat çekti.

MAZLUMDER’in kaleme aldığı mektubun tam metni şu şekilde:

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN;

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

 

“Darbeci, vesayetçi, elitist zihniyete”,

Halkının sırtında kırbaç şaklatmayı “Hikmet-i Hükümet” olarak sunanlara,

İnancı ve onuruyla insan olan vatandaşını asla dikkate almayanlara,

Sıkışmış yüreklerimizi bir nebze olsun rahatlatacak,

Solmuş umutlarımızı, örselenmiş aidiyet duygularımızı tazeleyecek sözler işitmiştik sizden:

“AK Parti bu ülkede her bir vatandaşımızın içinde kendi hayallerini, hedeflerini bulduğu, kendine yer bulabildiği, kendini evinde hissettiği dev bir çatıdır. Bu çatının altında asla istismarı bulamazsınız, yalanı, kandırmacayı bulamazsınız, ayrımcılığı ötekileştirmeyi, haksızlığı göremezsiniz.

(…) Emniyet müdürlüklerini artık korkulan yerler olmaktan çıkardık. Doğrusu eskiden karakola gittiğimizde biraz ürperirdik, korkardık, çünkü malum oturtulan yerlerden tut da oradaki işlemlere varıncaya kadar hepsi insani olmayan bir yapıdaydı. Ama şimdi bizler geldiğimizden bu yana ısrarla şunu söyledik, 'İşkenceye sıfır tolerans' dedik.

Biz kimseyi kökeninden, dininden, inancından, kültüründen veya herhangi bir farklılığından dolayı ötekileştirmiyoruz, ayrıştırmıyoruz.” (AK Parti Kızılcahamam 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı)

Ne yazık ki, bugün gelinen nokta içler acısı.

“Devletin bekası” adına ifade ve örgütlenme özgürlüğü iyice kısıtlandı.

Elbet biliyoruz; muhtıralar, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerine; şiddete, örgütlü hukuksuz girişimlere açık tavır aldık ve almaya devam edeceğiz.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, bizzat güvenlik görevlilerince ihlâl ediliyor.

Diyarbakır’da bir kadının site içindeki evine, gece yarısı 03.00’te, kapısı koçbaşı ile kırılarak girilebiliyor. İnanca ve mahremiyete saygı gösterilmiyor.

Nezarethanelerde kadınların başörtüleri çekip alınabiliyor.

STK’lar üzerinde baskı kuruluyor, basın açıklamaları engelleniyor, kapalı dernek toplantılarında bile polisler kapılara dayanıyor.

İçişleri Bakanı, suçu önleme adına güvenlik görevlilerine şiddet tavsiye edip, “yakalayın, ayaklarını kırın” diyebiliyor.

Bir kadın, erkek güvenlik görevlileri tarafından, “kargatulumba” gözaltına alınırken, cinsel taciz tartışmalarına neden olacak görüntüler basına yansıyor. Sorumlu Bakan, “suçlu bile olsa bir kadına böyle davranılmaz” diye polisini uyaracağına; “Yasadışı eylem yapıp direnirseniz, uyarılardan sonra ‘kargatulumba’ gözaltına alınırsınız. Eğer bir taciz varsa üzerine ilk biz gideriz. Hayatı kendi gibi düşünmeyenleri tacizle geçenlerin ‘Babası FETÖ’den ihraç, kardeşi DHKP-C’li, proje kadın’üzerinden polisi ezmesine müsaade etmeyiz” diye bir tweet atabiliyor.

Cezaların şahsiliği prensibi, üst düzey görevliler eliyle buharlaştırılıyor. FETÖ ya da diğer örgütler bahane edilerek hukuk ve adâlet görmezlikten gelinmemeli.

Sizin de mensubu olduğunuz medeniyetimizin, temel ve normatif değerleri bu tür hukuksuz yaklaşımları kabul etmez.

“’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!’ felsefesinden hareketle geleceğe yürüyoruz” diyorsunuz. Gönülden kabul ettiğimiz bu misyonun hayatta karşılık bulması için, şöyle bir Türkiye istiyoruz:

Kutsanmış devlet algısından uzaklaşmış, eleştiriden asla rahatsız olmayan, muhalifini yok etmeye çalışmayan, kendini dondurmayan, insanı merkeze alan bir Türkiye!

Hukuku egemen kılmanın zafiyet gibi algılanmadığı, adâletin devletin temeli olduğu, gücün haksızlığa alet olmadığı bir Türkiye!

Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir Türkiye!

Lütfen, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için, değerlerimize büyük zararlar veren söz konusu uygulamalara engel olunuz.

Ramazan BEYHAN

MAZLUMDER Genel Başkanı

Yorum Ekle
Yorumlar
Etem islam

24.02.2019

Müslüman yalan konuşmaz bu hükümet refah partisinin firavununa yüz vermedi diye iftira atıyorsun size bundan sonra asla müslüman gözüyle bakmayacagim
Mehmet Kaçar

24.02.2019

Hayretler içindeyim by bülentin denetiminden bu mektup nasıl geçti merak ediyorum. Ya da su KESİLDİ zannedersem...... ya da öküz öldü...
Mustafa yorulmaz

23.02.2019

Devleti su an kim yonetiyor muslumanlarmi koministlermi kimin sozu geciyor muslumanlarin sozu gecmedigine gore demek kominisler yonetiyor yazik cok yazik emeklerimiz haram olsun
Sami ÖZ

23.02.2019

Söylemle , eylem birliğindeki samimiyet sağlanamadığı sürece , AKP hükümeti kendisini yıpratarak bitirecek ve maalesef bu yanlış tutumunun faturasını da Ülkemiz halklarına çok acı bir şekilde ödeteceklerdir.
Tuncel turgut

22.02.2019

Dava adamının söylemleri ile eylemleri tutarlı olmak zorundadır. Dava adamları da davanın istikbalini birinci derecede önemsemelidir. Gayrısı keyfiyettir.
Semih Ünlü

22.02.2019

İnşallah yerine ulaşır. Güzel bir mektup, emeği geçenlerden Allah razı olsun
Ahmet Bulut

22.02.2019

Teşekkürler Ramazan hocam duygularımıza tercüman oldunuz.
İrfan IŞIK

22.02.2019

Hislerime tercüman olan bir mektup. Allah razı olsun.
Hidayet

22.02.2019

Taleplerin karşılık bulması ihtimali kaf dağının arkasında, ütopik...
idris aksoy

22.02.2019

Allah razi olsun, inşAllahhh okurlar değerlendirirler...
Sibel Durmuş

22.02.2019

Çok şükür !!! Nihayet !!! son zamanlarda okuduğum en gerçek yazı ( mektup)
Dürümiye / Lezzete Davetiye