16 Aralık 2019 Pazartesi •

HÜDAPAR İstanbul İl Başkanı Elibüyük: Terör'ün tanımı hükümetlere göre değil, Kur'an perspektifine göre yapılmalıdır

23.10.2019

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük ile HÜDA PAR’ın siyasi çizgisini, amacını, hedefini,  Suriye meselesini, dış politikayı ve İstanbul Sözleşmesini gibi birçok konuyu konuştuk. Erdal Elibüyük, “Biz Türkiye partisiyiz. Fakat Türkiye’yle kendimizi sınırlamıyoruz. Türkiye’nin her bölgesinde teşkilatlarımız var ve amaçlarımız doğrultusunda tabiri caizse harıl harıl çalışmaktayız” dedi.

Röportaj: Ziya Gündüz – Her Taraf Haber

Başkanım öncelikle şu sorudan başlayalım, HÜDA PAR’ın genel siyasi çizgisini bize anlatır mısınız? HÜDA PAR’ın amacı nedir?

Öncelikle röportajınızdan ötürü şahsınıza teşekkür ediyorum.

Partimizin kuruluş misyonunda ve geleceğin inşasında merkeze oturttuğumuz temel kaideinsan ve adalettir. Biz insanı yaradandan ötürü sever, sayar; tüm alemin insan için varedildiği hakikatini es geçmeden kimlik üstü siyaset yaparız. Adalet terazisiyle, hakkaniyet ölçüsüyle tüm insanlığı eşit görür; ırk, soy, kabile, makam, mevki mefhumlarını gözardı ederiz.  Dolayısıyla; “önce insan, öncelik adalet” ülküsüyle hareket ederiz.

Bizim amacımız; köhnemiş, yıpratılmış, suiistimal edilmiş, hor görülmüş değerleri yeniden inşa edip, asırlar boyunca hem ülkemizde, hem de dünyanın her yerinde yeniden ihya edilmesini sağlamaktır. Bu iki temel hususu merkeze alıp diğer sorunlarımızı da bunun üzerinden onarmak amacı içerisindeyiz.

AVRUPA’NIN ÇEŞİTLİ ÜLKELERİNDE PARTİMİZİN ÇALIŞMALARI MEVCUT

HÜDA PAR Türkiye’nin partisi mi? Yoksa bir bölgenin partisi mi?

Bir önceki soruda ifade ettiğimiz gibi amacımızın sınırları bir bölgeyi kapsamamaktadır. Önceliklerimiz dahilinde sorun gördüğümüz her yerde varlığımızı zaruri görüyoruz. Biz elbette Türkiye partisiyiz fakat Türkiye’yle kendimizi sınırlamıyoruz. Türkiye’nin her bölgesinde teşkilatlarımız var ve amaçlarımız doğrultusunda tabiri caizse harıl harıl çalışmaktayız. Sadece Türkiye’de değil şu an Erbil’de resmi bir temsilciliğimiz var. Yine Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde partimizin çalışmaları mevcuttur.

KÜRTLER VE TÜRKLER ARASINDA 10 ASIRLIK SÜREÇTE DE IRKÇILIK, KAVİMCİLİK GİBİ KAVRAMLAR YOKTU

HÜDAPAR  “Kürdistan” kavramını çok kullanıyor.  Türkiye’nin her yerinde teşkilatlarınız var. “Kürdistan” kavramını Karadenizli, Eğeli, İç Anadolu seçmenlerinize nasıl izah ediyorsunuz. Veya nasıl ikna ediyorsunuz?  Bununla ilgili tepki alıyor musunuz?

Meselenin hakikati; ‘Kürdistan’ kavramı 20. Yüzyılın ortalarından sonra halkımızın arasında ayrıştırmayı körüklemek adına sorun olarak görülmeye, gösterilmeye başlanmıştır. Bundan önce halkımızın böyle bir sorunu yoktu. Önemli bir ayrıntı; Kürtler ve Türkler arasında 10 asırlık süreçte de ırkçılık, kavimcilik gibi kavramlar yoktu. Yani Kürdistan kavramı sorun olarak görülmeye başlandıktan sonra ayrışmalar arttı, nifak arttı, kaos arttı. Sorun Kürdistan kavramını kullanmakta değil, kullanmamaktadır. Kürdistan söylemi sorun olarak görüldükçe bir Türk olarak söylüyorum, Kürt kardeşlerimizi küstürmeye devam edecek, emperyalist devletlerin fitne ateşini bizatihi biz Türkler körükleyeceğiz. Kürt kardeşlerimiz ‘öteki’ olarak görüldükçe ülkemizde bu mesele asla düzelmeyecek ve ne yazık ki artarak devam edecektir.

EĞİTİM MEDENİYETİN TEMEL DİNAMİĞİDİR

HÜDAPAR ’ın eğitime bakışı hakkında bize bilgi verir misiniz? Türkiye’ye nasıl bir eğitim öneriniz var?

Parti programımızda bu hususu, “Eğitim, insanı‎n doğuştan gelen yeteneklerini geliştirme ve ‏şekillendirme; onu, din ve dünya ile ilgili vazifelerini hakkıyla yapabilecek duruma getirme faaliyetidir.” diye ifade ediyoruz. Eğitim medeniyetin temel dinamiğidir. Toplumların gelişmesinde, insani ilişkilerde ve sosyal hayatın ilgili alanlarında insanı hak ettiği seviyeye çıkaracak, onu diğer varlıklardan ayıracak mühim bir öğretidir.

Eğitim, temel değerler haricinde her toplumda farklılıklar gösterebilir fakat üzülerek söylemek gerekirse toplumumuz eğitim konusunda batı kültürünün etkisinde bırakılmıştır. Bizim ananelerimiz nesilden nesile süregelen bu erozyondan ciddi anlamda etkilenmiş, bugün bizden olmayan bir kültür karmaşası içinde boğulmuştur. Artık kendi neslimizi tanımakta ne yazık ki zorluk çekiyoruz.

Biz eğitimde iki husus üzerinde özellikle duruyoruz. Bunlardan birincisi, karma eğitimin sonlandırılması, ikincisi ise İslam endeksli kültürel derslerin yazınsal, görsel ve işitsel olarak olarak çocuklarımıza aşılanmasını elzem olarak görüyoruz.

Karma eğitimin çocukların öğrenim ve idrakinde önemli oranda düşüşler yaşattığı bilimsel bulgularla tespit edilmiştir. Dünyanın birçok ülkesi artık bu durumun idrakine varmış ve karma eğitimi ciddi anlamda azaltmıştır. Ülkemiz ise sol cenahın etkisinde kalarak tepki almamak adına bu konuda adım bile atamıyor.

HÜDAPAR’ın Ak Parti ile birlikte yürüttüğü bir proje var mı, yâda ileriye dönük Ak Parti ile çalışacağı bir alan var mı?

Ortak yaptığımız herhangi bir çalışmamız yoktur. İleriye dönük böyle bir çalışma olur mu bunu zaman gösterir, bugün net olarak bu soruya bir cevap veremeyiz. Aynı çizgide buluşursak, yani ülkemizin, halkımızın, mazlum coğrafyamızın faydasına olacak bir ortak nokta oluşursa neden olmasın. 

AK PARTİ’NİN İKTİDARI DÖNEMİNDE ELBETTE CİDDİ ANLAMDA FAYDALI VE GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPILDI

HÜDAPAR olarak, Ak Parti Hükümeti’nin İç ve Dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ak Parti’nin iktidarı döneminde elbette ciddi anlamda faydalı ve güzel çalışmalar yapıldı. Fakat biz Ak Parti’ye kusursuz gözüyle ya da her yaptığını pozitif bir çizgide değerlendirecek bir perspektifte bakmıyoruz. Ak Parti döneminde birçok yanlış çalışma içerisine de girildi.

Tabi biz toplumu, ülkemizi ilgilendiren meselelerde gerek bizatihi Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, gerek haftalık gündem değerlendirmelerimizde hükumete önerilerimizi, uyarılarımızı sunduk, sunuyoruz. Yine sakıncalı, problemli olarak gördüğümüz hususları dile getiriyoruz. Bunların bir kısmının dikkate alınıp düzeltildiğini de görüyoruz. Fakat bazı yanlışlar üzerinde kat’i olarak durulduğunu da ne yazık ki müşahede ediyoruz.

SURİYE MESELESİNİN EN BAŞINDAN BERİ YANLIŞ YÜRÜTÜLDÜĞÜNÜ SÖYLÜYORUZ

Suriye meselesine nasıl bakıyorsunuz. Suriyeliler konusunda önerileriniz nelerdir?

Suriye meselesi yaklaşık on yıllık bir süreçtir. Kısa bir röportaja sığmayacak kadar geniş bir konudur. Bu meseleyle alakalı partimizin gündem değerlendirmeleri, basın açıklamaları sitemizde mevcuttur. Biz Suriye meselesinin en başından beri yanlış yürütüldüğünü söylüyoruz. Biz henüz Arap Baharı eylemleri başladığında bu işin savaşsız, ölümsüz bir şekilde yürütülebileceğini öngörüyorduk. Mesele sadece İslam ülkeleri arasında görüşülüp yönetilseydi emin olun Suriye bu duruma gelmeyecekti. Fakat emperyalist ülkelerin dosyaları bizim kardeşlik hukukumuzdan dahi ağır bastı. İlk olayların başlamasından 6-7 yıl geçtikten sonra, yani Suriye emperyalist ülkelerin eğitim alanı, iyi niyetlilerin yanı sıra kurtarıcı edasıyla birbirini katleden silahlı grupların gaflet yuvası ve bir türlü sonuç alınamayan türlü planların kurbanı olduktan sonra bizim ilk zamanlar söylediğimiz sürece evrildi. Fakat bunca süre zarfında ocağı yıkılan Müslümanlar oldu, ölen Müslümanlar oldu, kaybedenler ise tüm Müslümanlar oldu. Çünkü ABD, Rusya ve diğer kana susamış ülkelerin ipiyle kuyuya inmenin ne tür bir kayba neden olduğu yeni yeni farkedilmeye başlandı. Bugün artık masada hem ABD, hem de Rusya var. Onların olmadığı bir masa kurulamıyor. Suriye artık talan edilmiş bir ülke, her an İslam ülkeleri için tehdit oluşturabilecek ne olduğu belirsiz silahlı bir çok grubun barınağı olmuş durumda. Umarız akıl merkeze İslam’ı oturtur ve çözümleri bu pencereden yönetir. Aksi durumda her an her şey beklenebilir bir tuzak olarak durmaktadır.

Suriyelileri muhacir olarak görüyoruz. Rabbim kimseyi yurtsuz bırakmasın, empati kurmamız gerekiyor. Emin olun Suriyelilerin bu toprağa sığınmaları keyfi değildir. Bütün İslam aleminin kurtuluş reçetesi, emin topraklar ve sığınılabilecek ülke olarak bizi görmelerinin sebebi, geçmişimizden gelen kucaklayıcı, koruyucu ve güvenilir memleket olarak görülmesindendir. Bu memleketin halkı tüm İslam aleminde el üstünde tutulur, hürmet görür ve sevilir. Bunları gözardı etmemek gerekiyor. Bu pencereden bakılırsa rahmet melekelerimizin daha baskın olacağını göreceğiz.

TÜRKİYE BELKİ ŞU ANA KADAR EN YOĞUN SEÇİM SÜRECİNİ YAŞADI

Yakın zamanlarda HÜDA PAR seçime girmedi bunun sebepleri nelerdir?

Seçime girmeme sebeplerimizi Seçimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Şahin Bey genel olarak ifade etti. Kurulduğumuz günden beri yoğun bir seçim dönemi yaşadık. Türkiye belki şu ana kadar en yoğun seçim sürecini yaşadı. Bu seçim hariç tüm seçimlere gerek parti olarak girdik gerek bağımsız adayları destekledik. Fakat bu süreç içerisinde henüz kurmadığımız il ve ilçe teşkilatlarımız mevcut olması hasebiyle seçim yoğunluğuyla geçireceğimiz zamanı teşkilatlarımızı kurmak ve mevcut teşkilatlarımızı da önümüzdeki seçimlere hazır hale getirmek için kullanmak istedik. Şu ana kadar bu süreci çok verimli olarak kullandık diyebiliriz.

KÜRT HALKI BU COĞRAFYADA ÇOK ACILAR ÇEKTİ

HÜDAPAR Diyarbakır annelerinin oturma eylemine destek veriyor mu?

Elbette. Kürt halkı bu coğrafyada çok acılar çekti. Devlet ve PKK arasında sıkışan halk kendi iradesi dışında kararlar vermek durumunda kaldı. Tehditler, şantajlar sonucu halk evlatlarının PKK’nın kolları arasına girmesine biçare tepkisiz kaldı. Halkkolluk kuvvetlerinden çok PKK’nın nefesini ensesinde hissetti. Dolayısıyla bu bölgede can, mal güvenliğinden ötürü Kürt halkı istem dışı PKK’ya destek verdi. Hangi anne evladının kendi iradesi dışında ölüme gitmesine, kardeşkanı dökmesine rıza gösterebilir? Bu sebeple annelerin eylemi haklı bir eylemdir.

Şunu da özellikle ifade ediyoruz. Devlet ve hükumet erkanı bu işi muhalefet partisi gibi dillendirmeye, gündeme taşımaya çalışmamalıdır, istismar etmemelidir. Hükumet o annelere evlatlarını getirme pozisyonundadır. Zira yetki mercii devleti yönetenlerdir. Ortada bir iddia ve mağduriyet varsa bunu çözecek olan devletin ilgili makamlarıdır.

Türkiye terör örgülerinden çok çeken bir ülke konumunda. HÜDA PAR olarak terör örgütlerini nasıl değerlendiriyorsunuz.  Bu konuda ne gibi öneri ve projeleriniz var?

Halkın malına, canına kasteden, iradesi dışına çıkana yaşam hakkı tanımayanları biz de terör ile vasıflandırıyoruz. Bizim devletin terör tanımından farklı bir terör tanımımız var. Biz İlahi kudreti ve hikmetli Kur’an’ı tüm alanlarda olduğu gibi bu alanda da merkezde tutarız. Devletin terör tanımı hükumetlere göre değişiklik gösterebiliyor. Bu ülkede camilerde Kur’an dersi verdiği için, İslami çalışmalarda bulunduğu için terör kapsamında cezaevine atılan binlerce insan tanıyoruz. Ki bir kısmı hala cezaevlerinde bulunmaktadır. Biz de böyle bakarsak zulmedenlerden oluruz. Biz esasında devletin bu meselede yanlış ilerlediğini, devletin yanlışlarından terörün türediğini ifade edebiliriz. Bu konuda Kur’an perspektifinde bir yasal düzenleme yapılmasını ve bu düzenlemenin de her hükumet değiştiğinde değiştirilmemesi için güvence altına alınmasını öneriyoruz.

HÜDAPAR’ın kadına yönelik şiddet ile ilgili ne gibi çalışmaları var. Türkiye kadın şiddetlerinin önüne nasıl geçebilir?

Kadına annelik vasfını veren Yüce Allah’ın buyruklarına ram olan kullarıyız. Kadının ayaklarının altına cennetin anahtarını koyan bir dinin mensuplarıyız. Dolayısıyla kadına şiddeti reva gören, kadını aşağılayan, kadını bir meta gibi gören, kullanan zihniyetlerden uzağız, beriyiz ve kınıyoruz. Biz kadını eve hapseden, onu bilgiden, yetenekten mahrum eden, yaşam alanını sadece ev ihtiyaçlarını gideren bir profile bürümekten de beriyiz. İslam’ı ve Müslümanları bu anlayışta gören ve tartanlara tek kelimeyle acıyoruz. Peygamberimiz (s.a.v) kendi hükumeti zamanında Hz. Aişe annemize de bir misyon vermiştir.

Biz kadının şiddet görmesinin, kadın istismarının artmasının sebeplerini ahlak dini olan İslamiyet’in temel değerlerinden yüz çevrilmesinden kaynaklandığını ifade ediyoruz. Batı kültürüyle yürütülen politikalar, özgürlük kavramının yanlış tanımlanmasından vücut bulan anlayışlar yine kadını mağdur etmekte, kadınların haklarıyla ilgili sorunları meydana getirmektedir.  Dediğimiz gibi kendi özümüze dönersek, meseleyi kanunlardan ziyade ahlaki olgularla yürütürsek ne kadının beyanının esas alınmasına gerek kalır ne de türlü türlü setler çekmeye gerek kalır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ FESHEDİLMELİDİR

HÜDAPAR olarak, “İstanbul Sözleşmesi”ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve nafaka mağdurları olarak üç koldan aile mefhumu yıkılmaya, yok edilmeye çalışılmaktadır. Röportajın başından beri tüm sorularda özellikle vurgu yaptığımız mesele ahlaki dezenformasyon. Belki toplu, tüfekli bir saldırı altında değiliz fakat manevi bir saldırı altında olduğumuz bir hakikattir. Şu üç sorunlu mesele gençlerimizde evliliğe, aile kurmaya bakışı değiştirmiş durumdadır. Eşler arasında güven duygusu kırılmış durumdadır. Genç evlilik yaptığı için eşleri cezaevinde olan binlerce aile var. İstanbul Sözleşmesi’nden dolayı evlerinden, işlerinden, ailelerinden uzaklaştırma cezası almış binlerce aile var. Bir günlük evliliğe dahi ömür boyu nafaka cezası alan insanlar var. Biz bu mesele üzerinde ciddi anlamda duruyoruz, Bu konuda basın açıklamaları yaptık, seminerler düzenledik, gerekli mercilere defaatle uyarı ve hatırlatmalarımızı yaptık. İstanbul Sözleşmesi feshedilmelidir, genç evlilikle alakalı yasa düzenlenmelidir, nafaka meselesi düzenlenmelidir. Bu üç sorun İslami bir zeminde yeniden yapılandırılmalıdır.

VATANDAŞLARIMIZ İÇİN TÜM TEŞKİLATLARIMIZDA MUHABBET ÇAYIMIZ VARDIR, BEKLERİZ

Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Kıymetli okurlarımıza bizi sabırla okudukları için teşekkür ediyorum. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum; HÜDA PAR halkın yaşadığı sıkıntıların anahtarı, ifade edemediği sözcüklerin sesidir. Genel Başkanımızdan en alt birimimize kadar her kademede bizatihi mevcut sorunların mağduru olmuş, halkımızın derdinden gayet iyi anlayan bir yapıya sahibiz, bu konuda vatandaşlarımız müsterih olsun. Bizi daha yakından tanımak isteyen, kafasındaki soru işaretlerini gidermek isteyen, bizimle aynı fikri paylaşan veya paylaşmayan vatandaşlarımız için tüm teşkilatlarımızda muhabbet çayımız vardır, bekleriz.

Başkanım yoğun çalışmalarınızın arasında bize zaman ayırdığınız için size çok teşekkür ediyorum. Ben HÜDA PAR’ı büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceğim.

Bende nitelikli çalışmalarınızdan dolayı size başarılar diliyorum.

Erdal Elibüyük kimdir?

11 Kasım 1978 yılında Tokat merkeze bağlı Madas köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyde, ortaokulu ise 1990 ile 1993 yılları arasında Tokat, Artova ilçesinde olan Artova Yatılı ilköğretim bölge okulu (YİBO) da tamamladı. Liseyi Tokat Turhal Ticaret Meslek Lisesinde 1. Sınıfı okuduktan sonra lise 2. 3. Sınıfları Tokat merkezde tamamladı. 1996 yılında ailesi ile beraber İstanbul'a taşındı. Elibüyük, halen Bakırköy'de aile şirketinde yöneticilik yapıyor.

1996 yılından bu zamana kadar çeşitli yardım kuruluşlarında ve STKlarda gönüllü üye ve yöneticilik yaptı. Halen İstanbul'da faaliyet yürüten İstokdef ( İstanbul Tokat Dernekler Federasyonu) İcra Kurulu TOKKON ( Tokat Konfederasyonunda) üye olarak faaliyet yürütmekte. Elibüyük, HÜDA PAR'ın kuruluşunda da yer aldı. Elibüyük, 3 çocuk babasıdır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ