Emin Tenşi'nin Oğlu Sinan Tenşi: Bu gün suskun kalınan bir haksızlık, yarın başa geldiğinde anlaşılacaktır

13.03.2018

Hertaraf Haber Olarak 28 Şubat Mağdurlarının seslerini duyurmaya devam ediyoruz.

 

Bu haftaki Konuğumuz  1998 yılında Diyarbakır Menzil Grubu davası kapsamında önce idama mahkum edilen, ancak daha sonra ise aldıkları idam cezası müebbet hapse çevrilen Emin Tenşi’nin oğlu Sinan TENŞİ…

 

28  Şubat cuntası güdümündeki DGM’lerin verdiği mahkumiyet kararları, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen hala tartışılıyor.

 

28 Şubat sürecinde alınan kararların mağdurlar tarafından yeniden gözden geçirilmesi isteniyor.

 

1998 yılında Diyarbakır Menzil Grubu davası kapsamında önce idama mahkum edilen, ancak daha sonra ise aldıkları idam cezası müebbet hapse çevrilen Emin Tenşi ile 13 arkadaşı da yeniden yargılama talebinde bulunuyor.  Hertaraf Haber’e Konuşan Emin Tenşi’nin oğlu Sinan Tenşi, halen Cezaevi’nde yatan babası EMİN TENŞİ’nin nın 26 yaşında gözaltına alındığı ve şu an 50 yaşında olduğunu söyledi. Babası cezaevine konulduğunda 8 yaşında olduğunu belirten Sinan Tenşi, annesi ve diğer üç kardeşiyle birlikte zor günler geçirdiklerini ifade ediyor…

 

Babası ve 13 arkadaşının yaşadığı mağduriyetin biran önce giderilmesi gerektiğini kaydeden Sinan Tenşi, o dönem devlet içerisinde yuvalanan çetelerin Diyarbakır ve güneydoğudaki  inançlı insanlara bazı kumpaslar  kurduğunu söylüyor...

 

28 Şubat birifingli yargısının peşin hükümle hareket ederek babası Emin Tenşi’yi mahkum ettiğini ifade eden Sinan Tenşi, asparagas delillerin dikkate alındığını ifade etti.

 

 

Diyarbakır 4 Nolu DGM’nin mahkumiyet dosyasında çelişkilerle dolu  olduğunu belirten Sinan Tenşi, babasının ‘askeri kanat sorumlusu’ olarak gösterildiğini  fakat; iddia edilen dosyada herhangi bir eyleme karıştığına dair tek bir delil bulunmadığını da belirtiyor…

 

Birtakım şahısların ifadelerinin  dayanak yapıldığını ifade eden Sinan Tenşi; bazı faili meçhul cinayetlerin aynı torbaya konulduğunu, bunlardan babasının ve arkadaşlarının  sorumlu tutulduğunu, niyet okuyuculuğu yapıldığını ve bu minval üzerine  ceza verildiğini söylüyor…. Babasının  sahipsiz kaldığını, ciddi bir hukuki destek alamadıklarını belirten Sinan Tenşi, dönemin mahkeme mahkeme heyetinin  bildiğini okuduğunu ve babasının savunmasını  dikkate almadıklarını  dile getiriyor... Babasının  işlediği bir suç olmadığını ve  mağduriyetlerinin giderilmesini istediklerini , bunun içinde yetkililerden AF DEĞİL sadece ADİL BİR YARGILAMANMA İstediklerini belirtti….

 

Sinan Tenşi İle Yaptığımız röportajla babaşa bırakıyoruz… /   Hertaraf Haber

 

Kendinizi tanıtır mısınız ?

 

Adım RUHULLAH SİNAN TENŞİ. 1986 yılında diyarbakırda doğumluyum. Anadolu Üniversitesi İktisadi idari bilimler fakültesi mezunuyum.

 

Aslen Diyarbakır’lıyım. Babam cezevine girdikten kısa bir süre sonra adıyaman cezaevine sevk edildi ve bizde görülşlere rahat gidebilmek için Adıyaman’a taşındık. Babam’ın yargılamasının bitmesinden sonra Bolu F tipi cezaevine sevk edildi. Bir süre Adıyaman’dan Bolu cezaevine gidip geldikten sonra Babam Ankara Sincan F tipi cezaevine sürgüne gönderildi. Arkasından biz de Ankara’ya taşındık. Ankara’ya taşındıktan kısa bir süre sonra Babam Kırıkkale cezaevine sürgün edildi. Yine bir süre Ankara Kırıkkale arası gidip geldikten sonra arkasından yine Ankara’ya sürgün edildi.

 

15 Temmuz sürecine kadar Ankaradaydık. 15 Temmuz sürecinden sonra Fetöcü alçaklara cezaevinde yer açmak için Babam’ın hücresine yapılan bir gece yarısı baskını sonrasında ayağında terlikler ve üzerinde gece uyuduğu kıyafetleriyle Edirne F tipi cezaevine sürgün edildi.

 

Yaklaşık iki yıl Edirne F tipi cezaevinde kaldıktan sonra da kayseri cezaevine sürgün edildi.

 

Dikkat ederseniz czaevinden cezaevine yapılan sevklere sürgün demeyi tercih ediyorum. Çünkü bu sevkler tamamen rızamız dışındaydı.

 

Peki sizin tabirinizle bu sürgünlerin sebebi neydi?

 

Bize kalırsa bu sürgünlerin sebebi şuydu; cezaevi yönetimi her hangi bir isteği karşılanmadığında olay çıkaran kırıp döken mahkumları çok sever. Çünkü bu tip mahkumlar bu olaylar sonucunda; hücre cezası, telefon cezası,kantin cezası gibi cezalarla sindirilebiliyor.

 

Ama hakkını yasal yollarla, hukuk yoluyla (!) elde eden mahkumlardan pek haz edilmez. Cezaevi yönetiminin hukuksuz ve mesnetsiz bir çok uygulamaları Babam tarafından açılan davalar neticesinde son buldu.

 

Yönetimin yargı önünde mahkum olması Babam’ın bu sürgünlerine sebep olduğunu düşünüyoruz.

 

Babanız neden ve ne zaman cezaevine girdi?

 

Babam Emin Tenşi 1994 yılın nisan ayında tutuklandı. Diyarbakır’da gece 02:00 sularında polisler evimize baskın yaptı ve gözaltına alındı. Babam ; laik anayasal düzeni yıkıp yerine şeriat devleti kurmak için teşekkül oluşturmakla suçlanıyordu. Polisler tam bir hafta boyunca evimizde kaldı. Hiç kimsenin dışarı çıkmasına müsade edilmedi. Bu süre içinde gıda ihtiyacımızı bile temin edemedik. Ama polisler nöbet değişimlerinde kendi gıdalarını yanlarında getirip bunun hazırlanmasını da bize yaptırıyordu.

 

En küçük kardeşim iki yaşındaydı ama kendisine süt bile temin edemedik. Tabi bu süre içinde bizden hiç bir haber alamayan akrabalarımız ve yakınlarımız bizi merak edip evimize geldiler ama gelen hiç kimse dışarı çıkamadı. Hatta yakınlarımızdan evimizde gözaltına alınıp hala cezaevinde olan müslümanlar var.

 

 

Babanız hapse girdiğinde siz kaç yaşındaydınız ?  Bugüne kadar neler yaşadınız ?

 

Ben 8 yaşındaydım, diğer kardeşlerim sırasıyla 6 , 4 ve en küçük kardeşim 2 yaşındaydı. Cezaevi sürecinde şehir şehir dolaşmak zorunda kaldık. Bu seyehatler ve şehir değişiklikleri ister istemez  bizi bir çok anlamda olumsuz etkiledi. Okul hayatım boyunca özellikle ben, yoğun baskılar gördük. Polisin-devletin bize yaptığı potansiyel suçlu muamelesi uzun yıllar sürdü. Akrabalarımız dahi bu süreçten etkilendi.

 

Artık damga vurulmuştu bir defa. Hem Diyarbakır’lı Kürt hem de Müslüman olmak ta buna eklenince dünyanın en azılı suçluları oluverdik(!) ailece.

 

Şuan ne iş yapıyorsunuz?

 

Şu an özel sektörde yönetici olarak çalışmaktayım.

 

Gözaltı esnasında neler yaşadınız ?

 

Evimize baskın yapıldığında Evimizde Ben ve  üç kardeşim ile  Annem Babam ve ihtiyar Babaannem vardı. Tabi yaşlarımız küçük olduğu için baskın anında uyanmadık. Sabah olduğunda odamdan çıkıp kapıyı açtım ve holdeki masada oturan elinde ağır silahlar olan iri yarı üç tane spor giyimli tanımadığım adam vardı. O görüntüyü gördükten hemen sonra kardeşlerimin yanına koştum. Annem uyandığımı görünce bana durumu anlattı, sonrasında süreç başlamış oldu zaten.

 

Bu süreçte Babanıza kötü muamele , işkence vs.  oldu mu ?

 

Evet oldu. Polisler evimizden ayrıldıktan sonra babamı aradık tam bir ay boyunca ama hiç bir haber alamıyorduk. Hem polis hem savcılık “bizde değil” diyorlardı. Bir ayın sonunda bir yetkili mahkemeye çıkarılacağını söyledi. Bu süreç içinde akıllara gelebilecek her türlü işkenceye maruz kakmıştı.

 

Nasıl bir duygu senelerdir cezaevinin yolunu tutmak.. Ne hissediyorsunuz böyle bir Baba’nın Oğlu olmak Kızı olmak, Eşi Olmak, ne anlam ifade eder sizin aile de?

 

Bizim için artık çok sıradan.Tabi bu durumu kanıksamak açısından söylemiyorum bunu ama yıllardan bu yana devam eden bir süreç olduğu için alıştık, sonuçta çekilen bu çilenin rızai ilahi için olduğunu, ailece inançlarımızın bedelini ödediğimizin bilincindeyiz. Hamd olsun bu bizim için gurur verici bir durum.

 

28 Şubat davası yargılama süreci devam ediyor… Önümüzdeki günlerde muhtemelen yargı son sözünü söyleyecek. 28 Şubat mağduru olarak neler söylersiniz?

 

Açıkçası bu bu ülkenin geçmişiyle yüzleşmesi, darbeleri ve darbecileri yargılaması, mağduriyetleri gidermesi insanlık ve adalet açısından heyecan verici bir durum olduğunu düşünmüştük. Fakat gelinen aşama malesef tüm öngörülerimiz ve umutlarımız yerle yeksan edilmiş durumda.

 

Özellikle 28 şubat davasının bu kadar uzamış olması ve sulandırılması bu davanın sonucunun beklentileri karşılamayacağı konusunda bir kanaat oluşturmuş durumda. Bildiğim kadarıyla herhangi bir tutuklama bile yok. Eğer ortada bir dava varsa suçluda vardır ama herhangi bir tutuklama yok. Görünen o ki 28 şubat davası siyasi bir hamleydi ve konjonktür gereği sürüncemede bırakıldı. Hasılı böyleyken adalete güvenimizin kaldığını da söylemek zor.

 

Hükümetten ve yargıdan beklentileriniz nelerdir? Af mı istiyorsunuz, yeniden yargılama mı?

 

“Asla af gibi bir beklentimiz olmadı”

 

 

Herşeyden önce bilinmesini istediğim bir husus var. Devlet içinde çöreklenmiş  derin yapıların müslümanlara bir kıyım amacıyla 28 şubat darbesini gerçekleştirmesi ve talimatlı yargı eliyle bu kıyımı gerçekleştirmesi kabullenilmesi zor da olsa, zalimin zulüm etmesi açısından anlaşılabilir.

 

Ancak insani ve islami hassasiyetleri olduğu iddia edilen mevcut iktidarın bu zulmü devam ettirmesi ve hatta cezaevinde ki uygulamalar açısından bu zulmün şiddetini arttırması ne ile izah edilebilir.

 

Özellikle 15 temmuz sürecinden sonra cezaevlerindeki uygulamalar fetöcüleri cezalandırmak adına çığrından çıkmış durumda. Cezaevinde ki her görevli hukuksuz her uygulamasına getirdiği tek izah var "ohal".

 

Görüşlerdeki kısıtlamalar,aramalardaki zorluklar insanlık dışı bir hal almış durumda.

 

Her platformda söylediğim bir şey var:

Af dilemiyoruz ve af etmiyoruz.Ne bu zulmü başlatanları, ne de bu zulmü devam ettirenleri.

 

Bizim talebimiz yeniden adil bir yargılanma ve gasp edilen hayatların ve hakların iadesidir.

 

Ayruca şununda farkındayız: Müslman tutsaklar sorunu siyasi hesaplara, seçim hesaplarına kurban edildi ve ediliyor. Yer yüzünün en kutsal kavramı olan adalet ayaklar altına alınmış durumda bunun hesabını bu zulme elini bulaştıran kimse veremez.

 

Kamuoyuna ve Müslümanlara bir çağrınız var mı?

 

Açıkçası müslümanlar özelinde bir çağrım yok. Çünkü bu mesele dini, dili meşrebi fark etmeksizin insanlık namına içinde bir parça vicdan olan toplumun her katmanından herkesin sorunudur. Bu gün suskun kalınan bir haksızlık, yarın başa geldiğinde anlaşılacaktır suskun kalmanın ne demek olduğunu.            

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye