AND : Etnik Ayrımcılık Tuzağı - Mehmet Yavuz AY

23.10.2018

And’ın lügat anlamına baktığımızda şunları görüyoruz:

“1.Allah veya mukaddes şeyleri şahit tutarak verilen söz, yemin, kasem. 2. Adak, nezir”

Kelime başlı başına dinî içerikli.

Tıpkı Millet kelimesinin sözlük anlamlarında karşımıza çıktığı gibi:

1.Din, inanç, ilahî hükümlerin tamamı, şeriat: Millet-i İbrahim. 2.Mezhep, dinî meslek. 3.Bir din veya mezhebe mensup olanların tamamı, ümmet: İslâm Milleti. 4. Topluluk, cemaat: Küfür tek millettir. 5.Sınıf, kategori, cins, taife: Talebe milleti. 6. Halk: Millete söz geçirmek mümkün değil. 7. İnanç, ortak tarih, dil, gelenek, kültür, ideal ve vatan birliği olan topluluk, kavim : Türk milleti (bu mâna 19. Asırdan itibaren yaygınlaşmıştır).

Kavim anlamında Türk Milleti kullanımının, 19. yüzyıl olduğunu bir kez daha vurgulayalım.

Millî kelimesinin anlamları da şöyle sıralanıyor:

1.Millete âit, millete has, milletle ilgili, millete mensup. 2. Dinî 3. Kavmî.

Milliyet kelimesi ise şöyle tanımlanıyor:

1.Aynı milletten olma hâli, kavmiyet, cinsiyet, taifiyet. 2.Bir milleti diğer bir milletten ayıran unsurların toplamı 3. Aynı millete mensup olanların tamamı. 4. İnanç, tarih, dil, gelenek, kültür, ideal, vatan birliği.

Önce kelime ve kavramlarımızla oynadılar. Zihinlerimizi bulandırdılar. Doğrularımızla eğriler yer değiştirdi. Maalesef Anadolu İslâm Milleti dediğimde, yadırgayan okuyucularımız var.

Sadece sözlük anlamlarına bile baksak Millet’ten gelen Milliyet kelimesi de dinî içeriklidir. Milliyetçilik de ırkçılık değildir. Dine, tarihe, dile, geleneğe, kültüre, vatana taraf olandır.

Ulus devletlerden meydana gelen bugünkü dünya sistemi 30 yıl savaşlarına son veren 1648 Westphalia Antlaşması ile ortaya çıkmıştır. Kilisenin gücü sınırlanmış ve dünya siyasetine “Ulusal Egemenlik” kavramı girmiştir. Bunun sonucu olarak üretilmiş ulus eksenli ırkçılık/faşizm akımı yükselişe geçmiş ve sömürgecilik faaliyetleri, etnik ayrımcılık daha da artmıştır.

Batı, beyaz ırkı dünyanın efendisi ilân etti. Yahudilerin seçilmiş ırk sapkınlığına düşmesi gibi. Şeytanla başlayan ırkçılık kutsandı. Öteki insanları yoketme, sömürme, köleleştirme çirkinliklerine sözümona meşruiyet kazandırdılar.

Oysa:

Yeni doğan siyah ve beyaz iki bebeğin birbirinden ne üstünlüğü olabilir? Allah’ın özgür yarattığı insanları kim köleleştirebilir?

Allah’a inanan insanların ırkçı olması asla kabul edilemez. Aynı Adem’in çocukları birbirine nasıl üstünlük taslayabilir?

Allah’a inandığını söyleyenler, dönüp kutlu Kitabımıza baksınlar, üstünlüğün ölçütleri nedir diye.

Yükselişe geçen Batı medeniyetinin kelime ve kavramlarıyla ıslandık, sersemledik. Kalbimiz yüce yaratıcıyla bağını yitirdi. Akılla bakamaz olduk. Birbirinin zenginliklerinden istifade etmesi gereken İslâm kavimleri, üstünlük mikrobunun bünyelerine girmesine izin verdi.

Batı Faşizmine, Nazizmine teslim olduk. Hıristiyan olmayı, camileri kiliseye çevirmeyi tartıştık. Üstün Avrupa ırkının semiz erkeklerini damızlık olarak getirmek bile gündeme geldi.

Türk kelimesi Batı için Müslüman demekti. Boşnak ilmihâl kitaplarına bakarsanız görürsünüz. Önce üst kimlik niteliklerine sahipken, Türk’ü, kavime indirgedik. Türk kelimesini Batının formatladığı ulus devlet ideolojisine kurban ettik. Dilimizi bir medeniyet dili olmaktan çıkarıp, öztürkçecilik adına güdükleştirdik. Türkçe bir kavim diline dönüştü. Tarih, üstümüze giydirilen deli gömleklerini yırtmamız için arkamızda hep durdu. Okumaktan bile aciz olduğumuz on binlerce Osmanlıca kitap, güzelim mezar taşları ve binlerce yapı ile…

Üstünlük mikrobu, ayrılık tohumlarını yeşertti. Koca Osmanlı’yı böyle kaybettik. Ders almadık. Kolumuzu kanadımızı kırdılar. Küçücük Anadolu’ya tıkıldık. Bizi birarada tutan ne varsa, kendi ellerimizle tahrip ettik. Üst kimliğimiz olan Müslümanlığı günah keçisi yaptık.

Hıristiyan olunamadıysa da Kur’an’ı tedavülden kaldırdık, öperek hapsettik. Türkçe ezan, Türkçe ibadet, Hacc yasağı, namazın/orucun aşağılanması, örtünmenin kalkınmamıza engel olduğu fikri ve Batı kıyafetleri hayatımıza karıştı. Yeni cemiyetin toplanma yeri Halkevleri, danslı içkili toplantılarıyla, ilhamını hayatın gerçeklerinden alan yeni dinin müntesipleri için ayin yeri gibiydi.

Müslümanların şemsiye devleti Osmanlı’nın bakiyesi İslâm Milleti, sahipsiz/devletsiz kaldığında hep Anadolu’ya sığındı. Ulus devlet sisteminin tahribatına, yok saymalarına rağmen Anadolu, farklı kavimlerden Müslümanların ana kucağı oldu. Zaten Anadolu’nun Türkler dışında Kürt ve Arap sahipleri hep vardı. Çerkezler, Gürcüler, Boşnaklar ve diğer muhacirler İslâm üst kimliğinin bir parçası olarak ana kucağında yerlerini aldılar.

1924’den bu yana ayrılık tohumlarının nelere malolduğunu unutmayalım. Bir sistem kendi temellerini niye tahrip eder?

Topraklarımızı elbette savunmalıyız. Ne acıdır 93 yıldır birbirimizi öldürüyoruz. Etnik ve mezhebi üstünlük hezeyanları bağlarımızı koparıyor.

Ne zaman Müslüman Kürt halkı nefes alsa; ülke güçlense, kırık kanadını tedavi ettirip uçuşa geçse, karanlık eller devreye giriyor.

“Türküm doğruyum çalışkanım!”

İslâm medeniyetinde etnik kimliği ile övünmek peygamberimizin diliyle yerilmiştir. Biz topyekûn bir milletiz. Bir Türkmen olarak ben de dahil Türkleri nefret objesi haline getiren, diğer etnik yapıları ırkçılığa iten, eski Türkiye’nin etnik ayrımcılığı körükleyen bu uygulamasına sağduyu sahibi herkes karşı çıkmalıdır.

Gidiş tehlike arz ediyor. Yerindelik denetimi, yeni Türkiye’nin diğer kazanımlarını da tehdit etmektedir.

Üstünlük mikrobu, ayrılık tohumlarını büyüttü . Çocuklarımız ölmeye devam ediyor. Kıt ülke kaynaklarının en az 2 trilyonu, kendi kendimizle savaşırken heba oldu.

Yaralarımızın derinliğini, gidecek yerimiz olmadığını görelim artık.

 

23.10.2018

Yorum Ekle
Yorumlar
Yahya ÖZTÜRK

27.10.2018

Tebrikler.
Hidayet ÇELİK

23.10.2018

"And"ı mızı savunanlar andımızın içinde geçen "Türk" sözcüklerinin aslında "Türkiyeli" anlamı içerdiğini, yani kapsayıcı bir anlamı olduğunu savunuyorlar. Ama, ben bir kürt, çerkez ya da başka bir etnik kökenden biri olsam öyle algılamazdım sanırım ve kendimi dışlanmış hissederdim. Bu da ülkemiz için bütünleştirici değil, ayrıştırıcı bir etki sağlardı. Bu nedenle, ülkemizin içinde bulunduğu bu süreçte böyle bir uygulamanın yarar getirmeyeceğini düşünüyorum.
Mahmut AY

23.10.2018

İyi fikir,iyi yorum,devam...
Yakup Evirgen

23.10.2018

Kendini Türk hisseden, Türk olmakla iftihar eden, Türk olmayı açık veya ima ile üstünlük sayan Milliyetçilik ve ulusalcılık çizgisindeki arkadaşlarımızın okumasını sağlamalıyız. Bunun yanısıra, Kürt veya başka etnik mensubiyeti nedeniyle milliyet asabiyeti içinde bulunanların da istifadesine sunmak gerek. Abi açık, kısa ve öz yazdığın için teşekkürler.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye