Abdullah Yıldız: Ailecek Camiye!

10.10.2018


Rasûlüllah (s.a) birçok hadislerinde, cemaatle namazın muazzam faziletini ve sevabını vurgulamıştır:
 
“Sizden birisi, güzelce abdest alır ve namaz kılmak için camiye giderse, oraya varıncaya kadar, attığı her adım için, Yüce Allah onu bir derece yükseltir ve bir günahını affeder. Camiye girip, orada kaldığı sürece de, hep namazdaymış gibi sevap kazanır. Oradan ayrılmadığı müddetçe melekler, ‘Allah’ım bunu bağışla, Allah’ım buna rahmet et’ diyerek dua ve istiğfar ederler.” (Buharî, Ezan 30) 
 
“Eğer halk yatsı ve sabah namazlarındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek dahi olsa cemaate gelirlerdi.” (İbn Mâce, Mesâcid 18)
 
“Yedi kişi vardır ki, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde gölgelendirir. (Bunlardan biri de) tekrar dönünceye kadar kalbi camiye bağlı olan kimsedir.” (Buhârî, Ezan 36)
 
Rasûlüllah (s.a), ashabına sordu:
 
-“Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri yükselteceği hayırları haber vereyim mi?”
 
-“Evet, yâ Rasûlallah!” dediler. Efendimiz şöyle buyurdu:
 
-“Güçlüklerle de olsa abdesti güzelce almak, mescitlere doğru çok adım atmak, bir namazı kıldıktan sonra öteki namazı beklemek. İşte ribâtınız, işte bağlanmanız gereken budur.” (Müslim, Taharet 41)
 
Efendimiz (s.a), cemaatle namazın hikmetini şöyle açıkladı:
 
“Üç kişi bir köy veya sahrada bulunur ve aralarında cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hâkim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma; zira kurt ancak sürüden ayrılan koyunu yer.” (Nesâî, İmamet 48)
 
Cenâb-ı Hak, kutlu Rasûlü’ne savaşta dahi cemaatle namaz kılmayı emretti: 
 
“Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir bölümü seninle birlikte namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar.” (Nisâ, 4/102). 
 
Savaşta bile terkedilmeyen cemaatle namaz, güven ortamında nasıl terkedilebilir?
 
Camiye gitmemek için bahaneler üretebiliriz. Oysa Asr-ı Saadet’te gözü görmeyenler bile camiye gelirdi.
 
“Beni mescide getirecek kimsem yok. Evimde namaz kılabilir miyim?” diyen, görme özürlü sahabeye Efendimiz (s.a): “Ezan sesini işitiyor musun?” diye sormuş, “Evet” cevabını alınca da: “Öyle ise davete icabet et, cemaate gel” buyurmuştu. (Müslim, Mesacid 255)
 
Efendimizin, vefatına yakın, ayakta duramaz haldeyken ashabının yardımıyla mescide gidip cemaatle son namazını kılmış olması, camiye gelmemek için öne sürdüğümüz tüm bahaneleri geçersiz kılar.
 
Cemaatle namaz kılmanın, tek başına kılmaktan 27 kat daha faziletli olduğunu (Buhârî, Ezan 30-31; Müslim, Mesâcid 249; Tirmizî, Salât 161; Nesâî, İmamet 42) açıklayan Rasûlüllah’ın ümmeti olarak, gelin bu fazilete nail olalım.
 
Kadınlara gelince; erkekler gibi cemaate devam etme yükümlülüklerinin olmaması, onların camiye gelmelerine engel değildir. Peygamberimiz devrinde kadınların ve kızların, vakit namazları ve cuma namazlarından başka bayram namazlarına da katıldıklarını biliyoruz. Hatta Efendimiz (s.a), özürlü olanların da namaz kılamasalar da gelip bayram coşkusuna katılmalarını istemiştir.
 
Kadınlar, Rasûlüllah (s.a) ile beraber namaz kılmaya çok istekli olduklarından Hz. Peygamber (s.a), kadınların mescide gitmelerinin engellenmemesini emretmiştir. Hatta gece namazları için mescide gitmeye izin isteyen kadınlara, bunun güvenlikli bir şekilde sağlanmasını istemiştir (Buhârî, Cum’a 13; Ebu Dâvûd, Salât 52). 
 
Çocukların da camiye geldiklerini, hatta çok küçük yaşta çocukların bile hem de sabah namazında anneleri tarafından camiye getirildiğini biliyoruz. 
 
Çocuğun gönlündecami, tanıdık tanımadık bütün büyüklerin gülücükler dağıttığı, coşkuyla kucaklaştığı bayram yeridir… Büyüklerin büyülü dünyasından, ibadetin uhrevî atmosferine geçişin eşiğidir cami… Dininin sembollerini camide tanır çocuklar. Çocuklara Allah’ı sevdirmek, camileri sevimli hale getirmekten geçiyor. Öyleyse, camilerimizi çocukların kendisinden kaçacağı yerler değil, kendisine kaçacağı yerler haline getirmek gibi çok acil bir görev bizi bekliyor.
 
O halde “hayatın merkezi” haline getirmemiz gereken camilerimizde neden ailecek yer almayalım?
 
Hanımları, kızları ve çocukları camiyle yeniden buluşturarak, dini hayatın canlılığını, ailede huzur ve mutluluğu daha iyi yakalayabiliriz. 
 
Gelin, güzelce camiye gelelim, camiyi güzel eyleyelim, cemaatle namaz kılarak güzelleşelim. 
 
Unutmayalım ki camiler, içini çocuk, kadın, erkek hep birlikte, omuz omuza, cıvıl cıvıl insan nefesi ve sesiyle, dua fısıltısı ve ibadet coşkusuyla doldurdukça güzelleşecektir.
 

(Yeni Akit)

Yorum Ekle
Yorumlar
Hüseyin Çolak

13.10.2018

Çok güzel ifade etmişsiniz Abdullah hocam
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye